Tabiat Kanunları Nedir? (Tabiat Risalesi Açılımları-3)

Önemli Bilgilendirme: Tabiat Risalesi Açılımları, görsel destekli ve akademik nitelikli “Keşif Yolculukları Risale-i Nur Eğitim Programı”nın “İman Hazinesinin Varlığını Delillerle İspatlamak” isimli ikinci ana bölümünün 1. Hakikat’i olup, “Allah’a İman” hakikatinin mantık ve bilim zemininde akademik olarak ispatı yapılmaktadır. Derslerimizde sunulan hakikatlerin tam olarak hissedilerek pekiştirilmesi için yazımızın sonundaki görsel destekli ders videosunu da izlemenizi tavsiye ediyoruz. Eğitim programının önceki derslerine sayfanın sonundaki “Etiketler” bölümünden ismimize tıklayarak ulaşabilirsiniz

Etrafımızdaki eşyanın işleyişini, tabiatçı düşüncenin iddialarını ve eserde ileri sürülen delilleri zihnimizde daha net kavrayabilmek için temel kavramları ele alalım ve bu meşhur “tabiat, tesadüf, sebepler ve kanunlar” denen şeyler gerçekte neymiş, ne değilmiş bilelim ve anlayalım.

Tabiat Kanunları Nedir?

Geçen yazımızda tabiat kavramını ele almıştık. Tabiat kanunları için de durumun çok farklı olmadığını göreceğiz. Adı üstünde “kanun”, yani yapılan bir iş hakkında verilen kararın nasıl uygulanacağını gösteren prensip. Nasıl bir şeydir kanun? Soyut bir kavram. Somut varlığı var mı? Yok. Ne ile bilinir varlığı? Eserleri ve tesirleri ile bilinir. İcra edildiği zaman varlığını belli eder. “Mahkeme, mahkûmun idam kararını uyguladı, infaz etti” dediğinizde kanun orada ortaya çıkar, hükmün icrasıyla kendini gösterir. 

Bir kanunun işleyişi için bir kanun koyucu, yani bir irade sahibi gereklidir, yoksa kanunların kendi başlarına işleme kabiliyetleri yoktur. Tabiat kanunları da, eşya üzerinde etkisini gösteren, fakat haricî ve somut bir varlığı bulunmayan soyut kavramlardır. Bu kadardır meşhur tabiat kanunları işte. Yani içi boş kavramlardan ibarettirler.

Esas itibarıyla tabiat kanunları demek, sürekli olarak belli bir düzenlilikte hareket eden maddenin, bu hareketindeki düzenliliği nedeniyle belirlenebilen hareket prensiplerine verilen isimler demektir. Eğer madde düzenli hareket etmeseydi, hiçbir bilim dalı oluşmayacaktı denilebilir.

Ara Not: Aslında kuantum dünyasında ve atom altı dünyada belirsizlik ilkesine göre elektronun nerede olduğu bile belli değil. Madde tamamen bir kaos ve belirsizlik hâlinde hareket ediyor. Küçük âlemde öyle. Peki büyük âlemde yani gözle gördüğünüz maddî âlemde nasıl böyle düzenli ve kararlı bir madde yapısı ortaya çıkıyor? Bunu kim izah eder Allah aşkına? İlerleyen bölümlerde bu konuda (Risale-i Nur’dan yararlanarak) çok çarpıcı tespitler ortaya koyacağız inşallah.

Maddenin düzensiz hareket ettiği bir durumda neyi kaideleştirip kitaba koyacaksınız ki? Neyin adına bilim diyeceksiniz? Bilim dediğimiz her şey ve bilim adına ne varsa, maddenin düzenli hareket edişi nedeniyle ortaya çıkan bir bilgi birikimidir ve kâinatın düzenliliğinin bir ifadesidir. Madde düzenli hareket etmeseydi, bilim diye bir şey olur muydu? Elbette olmazdı. İşte tabiat kanunları, maddî bir vücudu olmayan bir kavram olmakla beraber, maddenin nasıl hareket ettiğini ifade etmeye yarar sadece.

Demek istediğimiz şu ki; maddenin hareketini tabiat kanunlarına dayandırarak açıklamaya çalışmak aynen şu misale benziyor:

Usta bir mühendis tarafından tasarlanmış ve büyük bir fabrika tarafından üretilmiş bir yolcu uçağını, sadece havanın kaldırma gücüyle, termodinamik kanunuyla, elektrik kuvvetiyle ya da uçağın parçalarının bir araya gelmesi ile açıklamaya çalışmak, hatta daha da ileri gidip uçağın kendi kendine oluştuğunu iddia etmek ve o uçağı tasarlayan mühendisi ya da fabrikasını hiç hesaba katmamak, ondan hiç bahsetmemek ve açıklamada onu konu dışı bırakmak, ne derece mantıktan ve bilimsellikten uzak bir izah ise; öyle de, bir uçaktan çok daha ileri bir uçuş sistemine sahip olan ve binlerce türü, yüz milyonlarca ferdi bulunan kuşların mekanizmasını tabiat kanunlarına dayandırmak, bu misalden bin kat daha akıl ve bilim dışıdır diye düşünüyoruz.

Nasıl ki bir uçak kendi parçalarını kendisi yapamaz. (Aksini iddia eden yoktur herhâlde.) Öyle de kâinat içindeki maddî sebepler, uçağın parçaları gibidirler. Uçağın parçaları, bir mühendisin ilim ve iradesi, bir fabrikanın gücü olmadan yapılamazlar ve bir iş göremezler.

Gerçi hiç kimse inkâr etmez ve herkes kabul eder ki; o uçak, o parçalar kullanılarak yapılmıştır. Burası dikkat gerektiren ince bir noktadır. Biz de kabul ediyoruz bunu, inkâr etmiyoruz ki.

Fakat diyoruz ki: “Yahu arkadaş! Allah sana insaf versin! O parçalar ‘Bir araya gelelim de bir uçak oluşturalım’ diyemezler.” Biz bunu diyoruz. Bu kadar basit bir şeyi söylüyoruz.

Bunu anlamak bu kadar mı zor? Bunu ifade etmenin neresi bilim dışı?

Kâinatın kendisi de inşa edilmiş ve akıllıca tasarlanarak yapılmıştır ve içindeki eşya ve canlıların yapanı, kâinat olamaz diyoruz.

Bu düşüncede asla sebepleri inkâr etmek yok. Sebepler mi, bilim mi, tabiat mı, yaratıcı mı? Böyle bir ikileme, böyle bir tercihe gerek yok ki. Hepsi bir arada çalışıyor zaten! Bir uçağı termodinamik kanunundan ayıramazsınız, ayrı düşünemezsiniz.

Bizim itiraz ettiğimiz nokta, o uçağın mühendisinin neden hesaba katılmadığıdır. Bütün derdimiz budur. Başka da bir şey değildir.

O sebeplerin de, o sebepler kullanılarak yapılan sanatlı ve tasarımlı eşyanın da, onları yapabilecek özelliklere sahip biri tarafından yapılmış olduğuna aklen hükmetmek var burada.

“Tabiat Kanunları Nedir?/ Tabiat Risalesi Açılımları-3” Eğitim Programı Ders Videosu

https://youtu.be/Z_HdryI1pnM

Görsel destekli ve akademik nitelikli “Keşif Yolculukları Risale-i Nur Eğitim Programı”mızı www.kesifyolculuklari.com veya www.risaleinuregitimprogrami.com  adreslerinden sistematik olarak takip edebilirsiniz, eğitim programının ders müfredatı olan metin ve görsel/interaktif kitaplarımıza ulaşabilirsiniz.

Ediz Sözüer

Sende yorum yazabilirsin