Etiket arşivi: erdoğan

Sultan Hamid ve Erdoğan

Ülkenin kaderine taalluk eden şu günlerde, bozulmuş, birçok yönü ile dejenere olmuş ve kavramların aşındığı bir ülkede verilecek karar bir siyasi karar değil bir mukadderat kararıdır. Bu millet çok badireler geçirmiş ama yine de Allah karanlık günlerde yolunu açmıştır. Biz oyumuzu vereceğiz ama  yine mesele Allah’ın takdiridir.

Bu konuyu Akif’in fikirlerinden aldığımız bazı satırlarla anlatalım.

“Cihan yıkılsa emin ol bu cephe sarsılmaz” diyor Akif.

Sultan Aziz’in öldürülmesi, Sultan Abdülhamit’in tahttan indirilmesi, Menderes’in katli, daha sonraki siyasilerin kafasında dış güçlerin ve bizim maşaların demoklesin kılıcı gibi devletin ve parlementonun, devlet adamlarının üstünde durmasının bitmesi, milletin gerçek merciinin millet olması gerekir.

Bunlar içinde en önemlisi milletteki bozulmaya  yine milletin sebeb olduğu bahsidir. Şayet bozulma böyle giderse vatan da millet de din de tehlikededir. Çünkü eğitim kurumları ülkenin gelişmesine katkı vermiyor, din ve cemaatler, bozulmadan nasibini almış, tavır insanlarının yaşaması imkansız, belki yeni bir ruh ile yeni bir yapılanma ile ülkenin bu gidişine dur denilir.

Akif, Milletlerin bozulmasını da tahlil eder. “Zaten bir millet müstehak olmadıkça Allah onları bozmaz.  Millet fertleri teker teker müstehak olarak   bozulmuşsa onları hangi siyaset düzeltecektir? Bir millet kendisinde olan güzel seciyeleri bozmazsa  Allah da onların saadetini bozmaz. Bu beliğ tebliğ kıyamete kadar meriyetini koruyacak, bir kanun-ı ilahi ve fıtrattır.” (128)

Biz ne çekersek kendi amelimizin cezasıdır. Evet şehameti, himmeti, sayi, sıdkı, istikameti, iffeti, teavünü, gayreti, faaliyeti bırakmanın karşılığı cezası  zillet ve mahkumiyettir. Akif felaket sebebi olarak kendini murakabe etmemek yani denetlemeyi gösterir. (128)

Erdoğan insandır, yanlışları olabilir, kendinden önceki devlet adamlarından çok daha ileri boyutta dindar, vatansever, din ve milliyet arasındaki dengeyi kurabilmiş, samimi, inandığı şeye her türlü fedakarlıkla  bağlı, ama yanlışı gördüğünde de affetmez bir insandır. O bu bozulmuş toplumda bir hami durumundadır.

Müslüman Türkiye’nin olduğu kadar islam dünyasının da, Türk dünyasının da istenilen ve dua edilen bir büyük liderdir. Onu suçlayanların buldukları onun hezimete uğramasına yetmez, bir binada bir taş çürük diye o binayı tahrib etmek yanlış, bir gemide dokuz masum bir cani varsa o gemi batırılmaz, veya dokuz cani bir masum olsa batırılmaz.

Siyasi tarihe bakılsa  yüz yılı aşkın süredir, bu kadar  dik duran doğru siyaset uygulayan bir başka kimsemiz olmamış. Reşit Paşa’dan bugüne her devlet adamı ile karşılaştırsan  onun farkı ortaya çıkar. Sultan Hamid’in de tahttan indirilmesini isteyenlere Akif cevap verir.

Akif , yapılan yanlışlardan hep tavanı suçlayan geleneksel telakkiye bir örnek verir. Konu Sultan Hamid’den yansımadır. Ortalığın fenalaştığı, işlerin devamlı sarsıntı geçirişini  Padişah ikinci Abdülhamit Han’a yükleyerek  “Ah o Yıldız’daki Baykuş  ölüvermezse  eğer akıbet çok kötü ..” diye dert yanan  Köse İmam’a Babası Hoca Tahir Efendi’nin  verdiği cevabı şiirleştirerek nakleder.

Oğlum bu temenni neye benzer bana bak :

Eşeklerin canı yükten yanar , aman , derler

Nedir bu çektiğimiz dert , o çifte çifte semer

Biriyle uğraşıyorken gelir  çatar o biri ;

Gelir ki taş gibi hain , hem eskisinden iri

Semerci usta geberseydi .. Değmeyin keyfe !

Evet gebermelidir, inkısar edin herife

Zavallı usta  göçer bir gün akıbet ancak

Makamı öyle uzun boylu nerde boş kalacak

Çırak mı kalfa mı  kim varsa yaslanır köşeye

Takım biçer durur artık  gelen giden eşeğe

Adam meğer acemiymiş, semere hayli hüner :

Sırayla baytarı boylar zavallı merkepler ,

Bütün o beller omuzlar çürür çürür oyulur

Sonunda her birinin sırtı yemyeşil et olur

Giden semerciyi derler bulur muyuz şimdi ?

Ya böyle kalfa değil basbayağı muallimdi

Nasıl da kadrini vaktiyle bilmedik  tuhaf iş!

Semer değilmiş  o rahmetlinin ki devletmiş.

Akif adam olmanın zaruriyetini anlatır.

Nasihatim sana, her şeyle iştigali bırak

Adamlığın yolu nerdeyse bul da girmeye bak

Adam mısın ebediyyen cihanda hürsün gez

Yular takıp seni bir kimsecik sürükleyemez

Adam değil misin oğlum gönülsünün semere

Küfür savurma boyun kestiğin semericilere

(131)

Akif, adalet konusunda Hz Ömer’in bir  vakasını anlatır. Hz Ömer daima mazlumun yanında olduğunu zalimin ise karşısında olduğunu anlatır, bu anekdotta. Ama Akif zamanı için “Ömer de olsan halin müşkül” der. (132)

Akif günümüzde de geçerli insan tiplerinin anlatır.

Sallanan çünkü kılınçlardı, re kuyruk ne de kavuk

Öyle bir devr-i şehamette kolaydır ululuk

Senin etrafını alsın ki yığınlarca sefil

Kimi idmanlı edepsiz , kimi talimli rezil

Kiminin fıtratı azade  haya kaydından

Kiminin iffeti ikbaline etten kalkan

kumarbaz bu harami , şunu dersen ayyaş

Sonra mecmuu müzevvir , mütebasbıs kalleş

Bu muhitin bakalım şimdi içinden çıkabil

Ne yaparsın  Ömer olsan yine halin müşkil

(133)

Hatta “ böyle bir muhitte  peygamberim diye ortaya çıksan da karşında tapılan sahte ilah menfaat çıkar”

Bir muhalif hava yok dinlediğin aynı sada

Zat-ı saminize millet de hükümet de feda

Menfaattir seni  tehdid edecek  tek mevcut

Çünkü çıksan da  nebiyim diye hasbın bu mabud!

(134)

Bütün bu olumsuzluklara  karşı  çıkacak imandır.

İmandır o cevher ki ilahi ne büyüktür

İmansız olan paslı yürek sinede yüktür

Oflu Mandal hoca onun ideal imanlı insanıdır. Hiçbir şeyden korkmaz.

Bu imanla Mehmetc ik çanakkalede vatanını dinini savunmuştur.

Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler

Ne celik tabyalar ister ne siner hasmından

Alınır kala mı göğsündeki kat kat iman ?

(136)

Süleymaniye camii de bu imanla yapılmıştır.

Dur da mabuduna yükselmek için ilme basan

Mabedin halini gör işte serapa iman

Bu bozulma ancak akıl ile imanın kalbin birleşmesi ile giderilebilir.

Beyinle kalbi  hem ahenk  edip işletmeli

Atıldı vahdet-i milliyenin temeli

(138)

İmanın başı da Allah korkusudur.

Ne irfandır ahlaka yükseklik veren ne vicdandır

Fazimlet hissi insanmlarda Allah korkusundandır

Yüreklerden çekilmiş farzedilsin de havf-ı Yezdan’ı n

Ne irfanın kalır tesiri  katiyyen ne vicdanın

O cemiyet ki vicdanında hakim havf-ı Yezdandır

Bütün dünyaya sahiptir bütün akvama sultandır

Fakat efradı Allah korkusundan bihaber millet

Çeker milletlerin menfuru kıptiler kadar zillet

Maali meyli hiç kalmaz şehamet büsbütün kalkar

Ne hakimlik tanır artık , ne mahkum olmaktan korkar.

Maneviyatı  ölmüş milletlerin halini anlatır.

O doymak bilmeyen mabuda kurbandır haya hissi

Hamiyet ademiyet hissi  ulvi hislerin hepsi

Bu hissizlikle cemiyet yaşar  derlerse pek yanlış

Bir ümmet göster ölmüş maneviyatıyla sağ kalmış

(143)

Özetle Bediüzzaman’ın siyaset felsefesi ve birliği koruma fikirlerine yüzde itibariyle son yüz elli yılın en çok uygun düşen şahsı sayın Erdoğan’dır. Allah ülkemizi felaketlerden korusun.

Himmet Uç

Terörle Manevi Mücadelede Risale-i Nur..

اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللّٰهِ وَ بَرَكَاتُهُ اَبَدًا دَائِمًا

Kıymetli Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan Reisimiz;

Nurları muhtaçlara ulaştırmak namına 8-10 kardeşimizin bir araya gelerek, 12 Ekim’de BİSMİLLAH deyip Şark için başlattığı, Anadolu’nun doğusunun en ücra köşelerine kadar göndermeye çalıştığımız bu hizmeti, gayret ve hamiyet namına sizleri haberdar ederek müjdeleyelim istedik.

Hz. Üstad Bediüzzaman’ın müjdelediği Cemahir-i Müttefika-i İslamiye’nin teşekkülüne zarar verecek hadiselerin şarkta çokça cereyan ettiği günlerde, aslen İç Anadolu’dan olup İstanbul’da ikamet eden bir kardeşimiz, her gördüğü ehl-i hizmet kardeşlere “Biz Nur Talebeleri olarak bu yangına ne yapmalıyız, ne yapabiliriz, biz de mes’ulüz, bana düşen bir şey olursa ben hazırım.” der.  Ağrı’nın bir kazasında meskun bir kardeşimiz ise “Eğer nurlardan gönderen ağabeylerimiz olursa biz de şarktaki Nur Talebeleri olarak köy köy dolaşarak bu Nurları muhtaçlara ulaştırabiliriz. Bu manada Risale-i Nurları dağıtacak kişileri bulmak için çevreye ben elimden geldiği kadar duyuracağım inşaAllah” der ve ruhundan bir feveranla sahip çıkar. Böylece İstanbul’dan ve şarktan birkaç genç kardeşimizin böyle bir niyeti hâsıl olur.

Bu hizmete başlarken gayemiz, Cenab-ı Hakk’ın avn ve inayeti, Risale-i Nurun hakikatleri ve manevi tesirinin etkisiyle gençliğin İMANINI MUHAFAZA ve dünya genelinde tarihte görülmemiş dehşette Müslümanı Müslüman eliyle yok etme planlarının  akim bırakılmasına sa’yetmektir.

Daha evvel şarkta cereyan eden fakat Irak, Suriye ve Kobani olaylarıyla birlikte hızla artan, güya milliyetçilik ve memleketçilik perdesi altında, İslamiyet’e büyük hizmeti dokunmuş olan Kürt Milleti arasında, bilhassa gençler, komünistlik, dinsizlik ve dehşetli anarşist fikirlerini yayma çabaları bizleri derinden sarsmıştır. İlköğretim, lise ve üniversite talebeleri arasında hızla intişar eden bu fikirler ile Müslüman evlatlarımız kandırılarak dinsizlik ve komünizmin gizli emelleri adına dağa kaçırılması, Suriye ve Irak’taki fitne ateşine atılmaları ve belki de birçoğunun imanını kaybederek ölmesi her gün yüreğimizi sızlatmaktadır. Maalesef son zamanlarda komünist ve dinsizler çeşitli sebeplerle toplumun her kademesinde olan Müslüman kardeşlerimizi baskı altına almak için tarihte ender görülen dehşetli planlarıyla devlet ve milletimize hücum ettikleri görülmektedir.

İşte bu dehşetli dinsizlik, masonluk ve anarşistlik fikirlerine karşı Üstadımızın bir asır önce bizlere işaret etmiş olduğu bazı hakikatleri sizinle paylaşmak isteriz.

”Kur’ân’ın hakîkatlerini müsbet ilim anlayışına uygun bir tarzda izah ve ispat eden Risâle-i Nur külliyatı, her insan için en mühim mesele olan “Ben neyim? Nereden geliyorum? Nereye gideceğim? Vazifem nedir? Bu mevcudât nereden gelip nereye gidiyorlar? Mâhiyet ve hakîkatleri nedir?” gibi suâllerin cevabını vâzıh ve katî bir şekilde, çekici bir üslûp ve güzel bir ifade ile beyân edip ruh ve akılları tenvir ve tatmin ediyor. Yirminci asrın Kur’ân felsefesi olan bu eserler, bir taraftan teknik, fen ve sanat olarak maddiyâtı, diğer taraftan îman ve ahlâk olarak mâneviyâtı câmî ve hâvî olacak Türk medeniyetinin, sadece maddiyâta dayanan sâir medeniyetleri geride bırakacağını da ispat ve îlân etmektedir. Ecdâdımızın bir zamanlar kalblerinde yerleşen îman ve îtikad cihetiyle zemin yüzünde yüz mislinden ziyâde devletlere, milletlere karşı îmânından gelen bir kahramanlıkla mukabele etmesi, İslâmiyet ve kemâlât-ı mâneviyenin bayrağını Asya, Afrika ve yarı Avrupa’da gezdirmesi ve “Ölsem şehidim, öldürsem gaziyim” deyip ölümü gülerek karşılayarak müteselsil düşman hâdisâta karşı dayanması gibi milletçe medâr-ı iftihar âli seciyemizin bugün biz gençlerde inkişâfı, vatan ve millet menfaati bakımından ve istikbâlimizin selâmeti noktasından ne derece elzem olduğu mâlûmdur.” (Tarihçe i Hayat 680)

“Asrımızın efkârının anlayışına ve idrâkine hitap edici mâhiyeti ve Kur’ân-ı Hakîm’in bu zamanın fehmine bir dersi olması noktasından Nur Risaleleri, bilhassa bu memlekette büyük ehemmiyet kazanmıştır. Asırlarca Kur’ân’a bayraktarlık yapan ve dünyayı diyanetiyle ışıklandıran bu necip millet, yine dünyaya örnek, ahlâk ve fazilette üstad olarak insanlığın geçirdiği müthiş buhranlardan halâs için çare-i necatı göstermektedir. Beşeriyeti dehşetli sadmelere uğratan, tehdit eden, anarşiliğin, ifsat ve tahribin, yegâne çaresi ancak ve ancak İlâhî, semâvî bir dinin ezelî ve ebedî hakikatleridir, hakikat-i İslâmiyettir. Risale-i Nur, hakikat-i İslâmiye ve Kur’âniyeyi müspet ve müdellel bir şekilde insanlığın nazar-ı tahkikine arz ve ifade etmektedir.” (Emirdağ Lahikası-1/8)

“…Enbiya’nın ekseri şarkta ve hükemanın ağlebi garpta gelmesi kader-i ezelînin bir remzidir ki, şarkı ayağa kaldıracak din ve kalptir, akıl ve felsefe değil. Şarkı intibaha getirdiniz, fıtratına muvafık bir cereyan veriniz. YOKSA SA’YİNİZ YA HEBAEN GİDER VEYA SATHÎ KALIR…”(Mesnevi-i Nuriye – 100)

Devletimizin terörle mücadelesi elhamdülillah birçok yerde dinsizlerin önünü kesmiştir, ayrıca operasyon sürecinde dahi birçok yerde kardeşlerimiz kitapları ev ev dolaşarak dağıtmışlar ve vatanımızın maddi ve manevi asayişine, fitne ateşinin sönmesine, birçok yerde de Rabbimize hamdolsun ki bu operasyonların başlamadan suhuletle bitmesine vesile olmuşlardır.

Diğer taraftan şu an ekseriyetle de doğu bölgesinde dini istismar eden diğer terör örgütü, cihad kavramının neyi ifade ettiğini hangi manaları kastettiğini bilemeyen, istikamet şuuru yerleşmemiş olan Müslüman evlatlarımızı ne acıdır ki Allah rızası gibi ulvi bir mana arkasında, dinsizlik adına fitne ateşine atmakta ve Müslümanları Müslümanların eliyle katlettirmekte ve zulmettirmektedirler.

Memleketimizin elbette her köşesinde bu hizmetlere ihtiyaç vardır ancak şuan önü alınamazsa, doğudaki bu fitne ateşi, âlem-i İslam’ın yegâne istinatgâhı vazifesini deruhte eden memleketimize çok büyük zararlar verebilir diye titriyor ve bu fitneye karşı bütün Müslüman kardeşlerimizle el ele vermeli ve dinsizliğin karşısında durmalıyız diye düşünüyoruz.

İTTİHAD-I İSLAMI TEMİN ETMEK İÇİN (SADECE KENDİ GRUBUNA VEYA TOPLULUĞUNA ÇALIŞMAK DEĞİL) YEKVÜCUT OLARAK İSLAM BİRLİĞİNE ÇALIŞMALIYIZ. İşte biz de bu gaye ile bu tarz hizmete gayrete niyet ettik; inşaAllah tevfiki Cenab-ı Erhamürrahiminden umuyoruz.

Bu duygu ve düşüncelerle bahsi geçen bölgelerde dinsizlik fikr-i küfrisinin bölge halkı üzerindeki olumsuz etkilerine manevi bir set teşkil etmek ve imanın vereceği şuurla vatan ve millete hayırlı bir vatandaş olabilmek adına Risale-i Nur eserleri bölgeye ulaştırılmıştır. Şuan için Elhamdülillah dağıtılan kitap sayısı 220.000 adede ulaşmak üzeredir. Ekseriyetle küçük kitaplar dağıtılmış olup Gençlik Rehberi, Küçük Sözler ve Meyve Risalesi çoğunluktadır ve bunların yanında Sünnet-i Seniyye, 23.Söz, 33.Söz, 19.Mektup, Hanımlar Rehberi dağıtılmıştır. Elhamdülillah kitapları birçok yere ulaştırdık; fakat mekteplerden, yurtlardan, kırsal bölgelerdeki öğretmenlerden ve hanımlardan kısacası her yerden çok büyük bir taleple karşılaştık. Bölgedeki abilerimiz köy köy, aşiret aşiret, okul okul gezip her yerde her köşede Risale-i Nurların neşrine gayret ediyorlar. Şunu görüyoruz ki; aldığımız mesafe ancak ACİLEN ALINMASI ZARURET HALİNE GELEN MESAFENİN ilk adımı olabilir.

Elhamdülillah başta hizmetimizin safi ve tam ihlaslı iman hizmeti olması ve bir yandan Üstadımızın o bölgenin insanları arasından çıkmış olması, diğer taraftan devletimizin de bu eserleri Diyanet İşleri Başkanlığı vesilesiyle neşretmesi, bu hizmetimizi yaparken hiç bir menfi düşünceye söz hakkı bırakmıyor ve ”işte şarkın manevi reçetesi bu” fikrini tamamıyla tasdik ediyor.

Değerli Ağabeyimiz, sizden istirhamımız; başlamış olan bu iman hakikatlerinin neşredilmesi seferberliğinde kemal nokta olan Diyanet İşleri Başkanlığımızın konuyu bizatihi ele alması ve bizzat Diyanet İşleri Bakanlığı’nın neşrettiği Nur kitaplarıyla bu faaliyetlerin daha da sür’atli ve ulaşılmayacak hiçbir mecra kalmayacak şekilde planlanmasıdır. Hali hazırda yetişemediğimiz birçok bölge bulunmaktadır. Gayemiz Diyanet İşleri vasıtasıyla devletimiz tarafından bu hizmetin yapılması ve bu hizmet vesilesiyle vatanımızın maddi ve manevi hem asayişin temininin sağlanması hem de yurdumuzun ve İslam Âleminin Rabbimizin inayet ve bereketine mazhar olmasıdır.

ŞARKİ ANADOLU’DA TERÖR VE YANDAŞLARININ DİYANETE OLAN İFTİRALARI VE KARALAMA KAMPANYALARI, KENDİ MEMLEKETLERİNİN MANEVİ MAHSÜLÜ OLAN NURLARIN YİNE DİYANET ELİYLE NEŞROLMASI İLE İZALE OLACAKTIR İNŞAALLAH.

AYRICA DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞININ NURLARI BASMASI, MADEM Kİ BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİNİN EN MÜHİM VASİYETLERİ ARASINDADIR, BUNDA BÜYÜK HİKMET VE HEDEFLER OLDUĞU AŞİKÂRDIR. DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI TARAFINDAN BASILAN RİSALE-İ NUR ESERLERİNİN DAĞITILMASI, BAŞTA ŞARK ÜLEMASI, ARAPÇA MEDRESELERİ ÇEVRESİNDEN BAŞLAYARAK, BEDİÜZZAMAN’I SAYAN SEVEN DİNDAR HALK ÜZERİNDE BOMBA TESİR YAPACAKTIR.

MENFİ GRUP VE CEREYANLARIN SON ZAMANLARDA DİNDAR HALKI, EHL-İ NAMAZ İNSANLARI BİLE ELHANNAS GİBİ FİTNELERİYLE KENDİLERİNE MEYLETTİRMEYE BAŞLADIKLARI ŞU ZAMANDA BU OYUNU BU FİTNEYİ DOĞUYA DA BATIYA DA ŞEFKAT ETMİŞ BU ZAT’IN ESERLERİNİN KÖŞE BUCAK ULAŞTIRILMASI VE OKUTULMASI FİTNEYİ SÖNDÜRMEKTE MANEVİ BİR ATOM BOMBASI GİBİ ETKİ EDECEĞİNE RAHMET-İ İLAHİYEDEN KUVVETLE ÜMİTVARIZ.

DEVLETİMİZİN BÖLGEYE YAPTIĞI MADDİ KALKINMA HAMLELERİ VE YATIRIMLAR TAKDİRE ŞAYAN 12 03 2016 - 1OLMAKLA BİRLİKTE, BU MADDİ GELİŞMELERİN MUKABİLİNDE BİRKAÇ KATI MANEVİ  HİZMETLERLE DESTEKLENMEZSE, MENFİ GÜRUHUN BU MADDİ İMKÂNLARI TERÖR VE ANARŞİYİ DAHA KOLAY YAYMALARINA VASITA YAPIP ALEYHİMİZE KULLANMALARINDAN KORKUYOR VE RABBİMİZE KAVLİ DUA İLE BERABER BU ŞEKİLDE FİİLİ DUAYI ACİLEN YAPMAYA KENDİMİZİ MECBUR BİLİYORUZ. ZİRA VEFA İMANIN BİR TEZAHÜRÜDÜR, NANKÖRLÜK İSE DİNSİZLİK VE ANARŞİSTLİĞİN. HZ. ÜSTADIN YUKARDAKİ MEKTUPTA DA BEYAN ETTİĞİ “ŞARKIN FITRATI OLAN DİNDARLIĞA MUVAFIK CEREYAN VERİLMEZSE SA’YİMİZ YA HEBAEN GİDECEK YA DA SATHÎ KALACAKTIR.”

Kıymetli Recep Tayyip Erdoğan Ağabey,

Bizler, küçük bir ekip olarak, şahsi gayretimizle belki haftada 1 veya ayda 3-4 kişiye ulaşabiliriz; fakat Allah razı olsun bu hizmet için gayret eden vakıf, muallim, esnaf, imam, talebe ve her kesimden insanlara bu hizmeti daha kolay ulaştırabilecek, aklımıza gelmeyen abilerimiz, ablalarımız, kardeşlerimiz iştiyakla kitap talep etmektedirler. DİYANET İŞLERİMİZ VASITASIYLA DA EVVELA DİNİ MÜESSESELERİMİZDEN BAŞLAYARAK BİRÇOK YERE BU İMAN HAKKATLERİNİ DAHA FAZLA ÇOK DAHA HIZLI VE GENİŞ TOPLULUKLARA ULAŞTIRABİLECEĞİMİZ MUHAKKAKTIR.

Evet, şahsi olarak hizmetimiz az ve kusurlu olabilir ama inşaAllah iştirak-i amal-i uhreviye düsturuyla hepimiz bu hizmetin bir köşesinden tutarsak yüz binlerce, hatta milyonlarca ”Hakiki iman dersine muhtaç gönüllere” hep birlikte ulaşabiliriz. Zihnimizi sürekli meşgul eden dünya telaşelerinin arasında bu hizmetin bir kenarından tutmakla üstadımızın en çok değer verdiği Risale-i Nurun neşredilmesi hizmetiyle, hem fitnelere karşı asayişin teminine maddi manevi bir vesile hem de yevm-i mahşerde Cenab-ı Hakkın huzurunda müslümanların bu sıkıntılı zamanında bir şey yapmamaktan gelen mesuliyetten kurtulmuş oluruz inşaAllah.

Sizden ricamız, bu mektubumuzu çok kıymetli, Alem-i İslam’ın ken
dine dua ettiği Diyanet İşleri Başkanımız Mehmet Görmez Hocamıza uygun gördüğünüz bir şekil de ulaştırmanızdır. Bununla birlikte lüzum hissederseniz, Sayın Diyanet İşleri Başkanımız da bizlerle yüz yüze görüşmek isterse daha detaylı bir şekilde bu hususları takdim etmek isteriz.

Selam ve dua ile kardeşleriniz; 

Yusuf, Bilal, Behram, Selman, Erdal, Tahir, Hüseyin, Yusuf, Halil İbrahim, Mehmet  

(0533 618 10 88) 

 NurNet.Org