Etiket: "Metin Karabaşoğlu"

Adaletsiz takvâ mümkün müdür?

Adaletsiz takvâ mümkün müdür?

Din ile hayatı birbirinden ayrı düşünmenin sekülerlere mahsus bir tutum olduğu zannedilir. Halbuki, aynı şeyi yapan garip ve epeyce yaygın bir ‘dindarlık’ türü de mevcut. Bu garip dindarlık tasavvuru ‘ibadetler’e dönük bir vurguyla öne çıkarken, bu ibadetlerle gündelik hayat arasında bir tutarlığın izini sürmeyi ihmal eder,…
(Metin KARABAŞOĞLU)

Devamını oku ›
‘Müsbet Hareket’ nedir, ne değildir? (3)

‘Müsbet Hareket’ nedir, ne değildir? (3)

Kur’ân ve hadis karşısında DAEŞ, Risale-i Nur karşısında Fetullahçılık gibi tecrübeler bize şu gerçeği öğretiyor:
Kaynağın sahihliği kadar, kaynakla kendisi üzerinden temas kurduğumuz ‘metodoloji’nin ve bizi harekete geçiren ‘niyet’in de sıhhatli olması gerekir. Aksi durumda yaşanacak olan şey, Bediüzzaman’ın Tuluat’ta dile getirdiği şu gerçektir: “Arı su içer, bal akıtır; yılan su içer, zehir döker.”
(Metin KARABAŞOĞLU)

Devamını oku ›
‘Müsbet Hareket’ nedir, ne değildir? (1)

‘Müsbet Hareket’ nedir, ne değildir? (1)

Bediüzzaman Said Nursî’nin hayatını ve eserini anlamanın en önemli anahtarlarından biri, Eski Said’den Yeni Said’e dönüşümünün kodlarını çözmek ve sebeplerini anlamaktır.Bu dönüşüm hangi tarih aralığında gerçekleşmiştir ve dinamikleri nelerdir? Haricî sebeplerin mi ürünüdür? Yoksa Bediüzzaman’ın kendi iç dünyasında yaşadığı bir değişimden mi ibarettir? Eski Said ile Yeni Said hangi noktalarda buluşur ve aynılaşır, hangi noktalarda değişir ve ayrışır? (Metin KARABAŞOĞLU)

Devamını oku ›
Peygamberin bir günü (2)

Peygamberin bir günü (2)

…Çünkü, getirdiği nur, sebep olunan şey, yani müsebbeb ile sebebin arasını açıyor. Uzaktan bakınca göğü dağa bitişik zanneden bir gözün sahibiyim. Akıl gözüm, aynı şekilde, onun gibi, sonucu sebebe bağlı zannediyor. Sebeple sonucun beraberce yaratılışını göremeyip, sonucu sebebin yaptığına hükmediyor… (Metin KARABAŞOĞLU)

Devamını oku ›
Peygamberin bir günü (1)

Peygamberin bir günü (1)

…Ama bir şartı da var: asrının mahkumu olmamak. Nitekim, “risalet-i Ahmediye”yi anlatırken, “İstersen gel, Asr-ı Saadete, Ceziretü’l-Araba gideriz” diye söze giriyor Said Nursî. Neden?…
(Metin KARABAŞOĞLU)

Devamını oku ›