Etiket arşivi: rüstem garzanlı

Meşverette hamiyet ve dâvâ ruhu

Meşveret, hak ve hakikati ortaya koyma ve isabetli kararlar alma zeminidir. Kur’ân-ı Kerîm’de, “Bilmiyorsanız, bir bilenden sorun.” 1, işlerin daha düzenli ve isabetli yürütülmesi için istişare ve meşveret emredilmiştir.

Mâlûmu ilâm kabilinde, meşveret edilecek kimsenin bilgi, yetenek ve emin birisi olması gerekir. Meşveret üyeleri tarafından konu müzakereye açılır, nihaî karar çoğunluğun reyi ile belirlenir. 

Meşvereti en güzel belirleyen örnek davranışlardan biri, Hazreti Muhammed (asm), Uhut Savaşı öncesi Medine’de müşrikleri karşılamak fikrinde iken, kendi reyine muhalif olarak çoğunluğun reyine uymuş, Mescid-i Nebevi’yeye 5 Km. uzaklıkta bulunan Uhud Dağı’nda müşriklerle savaşmışlar.

Uhud Savaşı’nda bir kısım sahabeler, Peygamberimizin (asm) emrine muhalefet ederek yerlerini tek etmeleri neticesinde sahabeler zayiat vermişler. Başta Hazreti Hamza ile birlikte 70 sahabe şehit olmuştur. Buna rağmen Peygamberimiz (asm), arkadaşlarına kızmamış, hatta onları teselli etmiştir.

Efendimizin (asm) bu örnek davranışı bize de meşveretin neticesi ne olursa olsun ihtilâfa düşmeyin ve alınan kararlara uymayı hatırlatıyor. Bugün meşveret ile alınan bir kararın önemi bizce bilinmese de, daha sonra hakikati anlaşılabilir. Dolayısıyla meşveretin sabır ve tahammül ile neticesini beklemek gerekir. 

Bunu da unutmayalım ki, her alınan karar tam isabet etmeyebilir, eksik tarafı olabilir. Önemli olan birbirimize tahammül etmek ve olaylara bakış açımız güzel olsun.

Konumuza münasebet geldi: Bir zamanlar bir şeyh, müritleriyle bir yerden geçerlerken bir hayvan leşine rastlarlar. Ölmüş hayvanın pis kokusu etrafa dağılmış olduğundan müritler burunlarını kapatıp, yüzlerini çevirirken; şeyh tebessüm eder. “Ne kadar güzel dişleri var, inci gibi parlıyor.” der. Demek ki her çirkin görünen bir şeyin mutlaka güzel bir tarafı da var, onu nazara almak en güzelidir. 

Şahsî meselelerde payımıza düşen hakkımızdan vazgeçmektir. Hakka dayanan, bir dâvâyı ihtilâfa değil; ittihat ve ittifak ile perçinleştirmektir. Hizmetin devâmı ve selâmeti için fedekârlık etmektir.

Yoksa, “Başım kurban olsun” demek, çok kolaydır. Eğer bir şahıs haklı dahi olsa meşveretin hukuku namına, kendi hukukundan fedekârlıkta bulunsa, başını kurban etmekten daha üstün olur. İşte hamiyet ve dâvâ ruhu budur.

Leylâ ile Mecnun’un destanında geçen lâtif bir öykü ile yazımı bağlamak istiyorum: Mecnun çöllerde ahu (ceylan)’larla dolaştı. Ahuların gözleri Leylâ’nın gözlerine benzediği için onlardan ayrılmıyordu. Bizim de sevdâmız dâvâmızdır. Kardeşlerimiz de o dâvânın gözleridir. O gözleri dâvân için sevmelisin. Vessellâm……

11.03.2022

Rüstem Garzanlı

Dipnot:

1- Nahl, 16/43

Şerh ve izah

Risale-i Nur şerh ve izah edilir mi? Şerh ve izah edilmez diyenlere, kaynak Risale-i Nur ve müellifi Said Nursî Hazretleri olduğu için asıl menbaından delil getirelim.

Malûm olduğu üzere Risâle-i Nur, Kur’ân’ın manevî bir mu’cizesi ve Kur’ân hakikatlerine ayna olmuş bir eserdir. Böyle kudsî bir eserde münderic imanî meselelerin insanların idrakine uygun bir şekilde tahkik edilip izah edilmesinde elbette büyük faydalar vardır. Zaten Risale-i Nur’un mesleği tahkik mesleğidir.

Risale-i Nur müellifi Said Nursî Hazretleri: “Bu durûs-u Kur’âniyenin dairesi içinde olanlar, allâme ve müçtehidler de olsalar, vazifeleri, ulûm-u imaniye cihetinde, yalnız yazılan şu Sözlerin şerhleri ve izahlarıdır veya tanzimleridir.” 1 demiştir.

Demek ki, Risale-i Nur Talebelerinin bir vazifesi de risaleleri şerh, izah ve tanzimdir. Şerh ve izahın kelime karşılığı, anlaşılır hâle getirmektir. Bu kadar açık ifadelerden sonra “Risale-i Nur şerh ve izah edilmez” demek, müellifine muhalefet sayılmaz mı?

Keza, Üstad, “Zannederim ki, hakaik-ı âliye-i imaniyeyi tamamıyla Risale-i Nur ihata etmiş; başka yerlerde aramaya lüzum yok. Yalnız bazen izah ve tafsile muhtaç kalmış. Onun için vazifem bitmiş gibi bana geliyor. Sizin vazifeniz devam ediyor. Ve inşaallah vazifeniz şerh ve izahla ve tekmil ve tahşiye ile ve neşir ve talim…” 2 demiştir.

O halde, şerh ve izah, Said Nursî Hazretleri tarafından talebelerine yüklenen bir vazifedir. İstidat ve kabiliyeti olanlar şerh ve izah vazifelerini yerine getirmelidirler. 

Ayrıca Üstad “Risaleleri gazete gibi okumayınız, mütalâa ve tefekkür ediniz” meâlinde uyarıda bulunmuştur. Maatteessüf Risale-i Nur’u okuyan birçoğumuz anlamadan, şerh ve izahı da önemsemeden okuyoruz.

Hâlbuki Risale-i Nur, bir gül goncası gibi kokladıkça yapraklar açılır, açıldıkça misk ü amber gibi koku etrafa saçılır.

Feyz ve istifademizin bol olması temennisiyle…

Rüstem Garzanlı

03.03.2022

Dipnotlar:

1- 29. Mektup, 6. Risale, 6. Kısım.

2- Kastamonu Lâhikası, s. 35; Barla Lâhikası, s. 285.

                                                        

Ünal Şaşmaz Ağabey ebediyete yürüdü

Ünal Şaşmaz Ağabey 8 Şubat 2022 günü 83 yaşında Hakk’a yürüdü. Yüreği insan sevgisi, merhamet ve şefkat dolu, dâvâsı uğruna her türlü zorlukları ve çileleri göğüsleyen ve dâvâsını anlatmaktan yorulmayan bir dâvâ adamı Ünal Ağabey!

O dâvâsı uğruna hapishanelerde çile çeken, hayır, hayır! Çileyi dâvâsına basamak yapan, mahpusların koğuşunu ıslahhaneye çeviren, mahpusların sabrı, ağabeyi, amcaları, dayıları olmuştu…

Dâvâsı onun için öncelikli, ihlâsı, sadâkati, samimiyeti ile bir ömür tüketen Risale-i Nur cemaatinin sevilen kadim ağabeylerinden biriydi Ünal Ağabey… Genç yaşta Risale-i Nurlar’la tanıştığı günden vefatına kadar altmış yaşı aşkın sadâkatle hizmete devam eden bir Ulu Çınar, Ünal Ağabey…

Ünal Ağabeyin çocuklarından Zekeriya ile Said Şaşmaz kardeşlerime telefonla taziyede bulunduktan sonra kısaca babaları ile alâkalı hissiyatlarını aldım.

Ünal Ağabeyin yetiştirdiği mahdumları, babalarından ziyade hizmette taallukta şöyle konuştular:

Babamız için dâvâ birinci sırada yer alırdı, gündüzleri civar ilçelere gider bal satardı, akşam eve geldiğinde hemen bizi kucaklar ‘haydi derse gidelim’ derdi. Yozgat’ın soğuk karlı kış gecelerinde bizi Risale-i Nur sohbetlerine götürür, hizmetin sevgisini, dâvânın büyüklüğünü, derslere gitmenin önemini bize anlatırdı. Biz de babamızdan hizmeti ve dâvânın ne olduğunu öğrendik. O bizim için bir babadan öteye bir dâvâ arkadaşımız ve bir müşavirdi, onunla daima istişare ederdik, ufku çok geniş bir insandı.

Pandemiden beş-altı sene öncesinde de internet üzerinden bizim derslerin yapılmasını ısrarla söylüyordu. Hatta son zamanlarda İngilizce üzerinden dublaj edin dünyaya bu dersler yayılsın, asıl onlar bizim müşterilerimizdir, şeklinde bizi teşvik ediyordu. Babam her zaman bize dâvânın büyüklüğünü anlatırdı, asla şahsî işlerinden mevzu açmazdı, bize dâvâyı sorar ve bizi dinlerdi.

Said Şaşmaz kardeşimizden önemine binaen şu hatırayı da dinledim: Babamın vefatından sonra geçmiş yıllarda dershanede kalan öğrencilerden biri beni aradı, dedi ki: “Biz dershanede otuz kişi kalıyorduk, Ünal Ağabey de yanımızda kalıyordu. Sabaha karşı mahallenin çeşmesine gider teneke teneke suyu taşırdı, abdest suyunu ısıtırdı. Bir gece ben ona dedim ki, Ünal Abi, bırak biz suyumuzu getirelim.

Ünal Ağabey, ‘Yok kardeşim suyu ben taşıyayım. Bu tenekeler, bu sular benim günahlarıma kefaret olur. Bunun için herkesten fazla benim ihtiyacım var’ demiş.

Bir de memuriyet icabı 2000’li yıllarda ben de Yozgat’ın Boğazlıyan ilçesinde çalışırken Ünal Ağabeyle tanışmıştık. Ünal Ağabeye dedim ki, abi, niyetim emekli olup sizin gibi hayvancılıkla uğraşayım, ne dersin?

Ünal Abi: Kardeşim, biz seni boşuna mı okuttuk, bak burada bir daire amirisin, git kaymakama, daire amirlerine, daire arkadaşlarına çevrene dâvâyı anlat, senin işin budur. Ne hayvancılıkla uğraşacaksın. Memuriyetine devam et. Hayvancılık işi sana mı kalmış. İşte ben hayvancılıkla uğraşıyorum.

Ünal Ağabeyin bu ikazı hepimiz için önemli bir mesaj olsa gerek. Allah rahmet etsin, Nur içinde yatsın, ruhu şad olsun. İnşaallah…

21.02.2022

Rüstem Garzanlı

Selam ile merhaba arasındaki fark

Merhaba, halk arasında bolluk ve rahat olma manasında sık kullanılan Arapça kökenli bir kelimedir.

Bir mecliste veya bir yolculukta ilk karşılaşmada oturan, gelene merhaba demesi adettendir. Merhaba, diyalog ve samimiyete vesiledir. Ortam ve mukteza-i hale göre hal – hatır sorma ve hoş geldin manasında da kullanılır. Zaman zaman telefon görüşmelerinde selâm yerinde merhaba diyenler olsa da, selâmın yeri ayrı, merhabanın yeri ayrıdır.

Cenab-ı Allah, Hz. Âdem’e (as): “Git meleklere selâm ver, nasıl selâm alacaklarını dinle, bu senin ve neslinin selâmlaşma örneği olacaktır.” 1, Hazreti Adem’den (as) günümüze kadar gelen selâmlaşma örneği öğretilmiştir.

Hazreti Muhammed, (asm) Mi’raca yükselişinde İlâhî huzurda bütün âlemlerin adına tesbihat ve ibadetleri takdim eder. Cenab-ı Allah (cc), selâm ile karşılık verir. Selâm Allah’ın sıfatlarından olup selâmet manasındadır. İslâm âlemine sembol olan bu yüce âyet duâ manasında kullanılır.

Kur’ân’ı Kerîm’de: “Âyetlerimize inananlar sana geldiğinde onlara deki: Size selâm olsun” 2, Yüce Allah, Hz. Adem’e (as), selâmın örneği öğrettiği gibi, âlemlere rahmet olarak gönderilen Resulüne de (asm) selâmın önemine dikkat çekmiştir. Bunun için Müslümanlar birbirlerine selâm verir ve selâm ile karşılık verirler. Selâm vermek sünnet, almak ise farzdır.

Meselâ; Es sellâmu aleyküm (Allah’ın selâmı sizin üzerinize olsun) der. Selâmı alan ise “ve aleykümü’s-selâm ve rahmatullah (Allah’ın selâmı ve rahmeti sizin de üzerinize olsun) demelidir. Hadiste: “size selâm verilince ona ondan daha güzeli ile veya aynısı ile karşılık verin” 3, buyurmuş.

“Efendimize (asm), amellerin hangisi hayırlıdır” diye soranlara “Yemek yedirmen ve tanıdığına tanımadığına selâm vermendir” 4, buyurmuştur. Selâmı teşvik eden bir başka hadis-i şerif de: “(…)Yaptığınız takdirde birbirinizi sevebileceğiniz bir şeyi söyleyeyim mi? Aranızda selâmı yayınız” 5, İslâm inancına göre iman ve sevgi arasındaki bağ bu şekilde ifade edilmiştir.

Peygamberimiz (asm), “İmansız Cennete girilemeyeceği” haberini vermiş, sonra da Cennete girebilmenin şartı olan imanı elde edebilmek için mü’minlerin birbirlerini sevmeleri şartını koymuştur. “Bir birlerinizi sevmedikçe iman etmiş olamazsınız!” demek ki, iman Cennete girebilmenin nasıl öncelikli bir şartı ise sevmenin de kâmil bir imana sahip olabilmenin de şartıdır.

Selâm, Müslümanlar arasında yakınlık, ittihad ve ittifakın başlangıcı ve mukaddemesi olduğu gibi aynı inanç çizgisinde de birleştirir. Bunun içindir ki, Hazreti Muhammed (asm), “kendi aranızda selâmı yaygınlaştırınız” buyurmuştur.

Rüstem Garzanlı
15.01.2022

Dipnotlar:
1- A. Hambel IV. 381. 2- En’am 6/54. 3- İbn Mace, Cenaiz. 4- Buhari, İman 18. 5- Müslim, iman, 22 no 03.

Yozgat’ta koca bir çınar ebediyete göçtü: Ünal Şaşmaz ağabey!

Birçok insanın imanını kurtulmasına vesile olan Yozgat eşraflarından ve Risale-i Nur’ların kadim talebelerinden Ünal Şaşmaz ağabey 8.02.2022 tarihinde kalp krizi geçirerek ahirete irtihal etmiştir.
Allah rahmet eylesin? ruhu şadolsun…

Ailesine ve tüm sevenlerine Cenab-ı Allah, sabır ihsan eylesin…inşallah

Not: Cenazesi 9.02.2022 çarşamba günü Yozgat Çapanoğlu camisinde öğle namazına müteakiben Çatak mezarlığına defin edilecektir .

Ruhu için el-fatiha