Etiket arşivi: Somali

İmtihan Ramazanı

HAYATIMIN BOĞAZIMDAN en zor geçen akşam yemeğini yediğim tarih, Ramazan ayına üç kalayı gösteriyor. Birkaç gündür etrafımda vızıldayan kurşunlar gibi dolaşıyor Afrika haberleri. Etrafından dolaşıyorum çünkü durursam vurulurum, vurulursam kalkamam.. İHH’nın yardım ekibiyle Somali’deki kamplara giden bir gönüllünün mesajı dolaşıyor elden ele, “Şu anda son nefesini vermek üzere olan bir çocuğa serum takmaya çalışıyoruz. Çocuğun gözleri kayıyor, hayatımda kendimi hiç bu kadar çaresiz hissetmemiştim. Açlıktan ölüyor, hiç anlamıyoruz.”

İşte vuruldum. Tam kalbimden isabet aldım. Ve hayata döndürdü beni bu vurgun. Demek yaşıyormuşum. Bu kurşun yarasını ta yüreğimde hissettiğime göre, yaşıyormuşum. Bir makine gibi yaşamaktan alıkoydu beni bu yara. Feda olsun.

Kara bahtlı kara kıta.. Neden öyle olsun? Beyaz adamlar kirli ellerini çekseler, o gece gözlü çocuklar biraz da aydınlık görseler. Bir ışık tutsak. Biraz beyaz pencere açsak, ne olur? Biraz anlamaya çalışsak. Biraz dikkat etsek. Biraz normal olsak. Evet normal.. Şu israfımızda boğulurken biz, açlıktan ölmek diye bir durum var bu dünyada. Kayıtlara böyle düşüyor, ama ne vicdanımıza, ne yüreğimize düşmüyor bu kayıt. İmanımızın sokağına uğramıyor.

Kendimi helale harama en çok dikkat eden bir ailede yaşıyor görüyorum. Paranın helalliğinin yanı sıra helal parayla yapılan israfın haramlığının sürekli gündemde olduğu bir aile. Durum böyle olduğu halde kendimce düşünüyorum, bir ay boyunca bu evde hiçbir alışveriş yapılmasa. Dışarıdan tek bir madde bile girmese evimize, mutfağımızdaki yiyecekler bize haftalarca yeter. Çok çok aldığımız, stok yaptığımız için de değil. Herkes bir düşünse, ortalama bir ailenin mutfağında hali hazırda bulunan yiyecekler, onlarca aileye yeter. “Evde bir şey kalmadı, acil alışveriş yapmamız lazım” cümlesini kurduğumuzda biz, o evde günlerce karın doyuracak kuru gıda mutlaka vardır mesela. Yani biz açlığın kendisini hiç yaşamadığımız gibi, herhangi bir vakitte aç kalacak olmanın korkusunu da yaşamayız, yaşayamayız. O insanları nasıl anlarız?

Senede sadece 30 gün, belli vakitlerde aç kalacağımız için marketleri eve boşaltan biz. Ramazana özel yemek zevkleri icat eden biz. Ramazan pidesi, pastırma, güllaç, iftariyelikler, ana yemekler, tatlılar, sayfa sayfa Ramazan menüleri.. Nasıl daha az aç kalırım diye kafa patlatan biz. Ve bize yardım eden ‘uzmanlar’. Hangi yiyecekleri tüketirseniz daha tok tutar diye yayınlar yapıyorlar. Sahurda davet verme modası bu sene de çok tutar. Onlarca çeşitle süslenen sofralar artık sahurda da hizmet veriyor. İftarları zaten sayamıyorum. Daha günün ilk ışıklarında akşama ne pişeceği, iftara ne kadar kaldığı, kimin çağırılıp, kime gidileceği ile geçen bu hengamede, açlık ve dolayısıyla açların hali listede kendine yer bile bulamıyor elbette.

Ve biz bu oruçtan bizi cennetin en tepesine ulaştırmasını umuyoruz bir yandan. Çünkü Ramazan ayı rahmet ayı. Bir Kuran harfinden kaç sevap alırım, bir sadaka versem yüz misli, şu duayı bir okusam sevapları katlarım.. Rahmet ayı ya bu ay, Rahmetten bile anladığımız tek şey neden nefsimiz acaba? Bu rahmetin bizim yayabildiğimiz kadar bizi saracağını hiç düşünmeden, sadece ama sadece bizi kuşatsın istediğimiz şeyin manasını da hiç düşünmeden geçen giden Ramazanlar..

 Oysa Allah Rasulünün mesajı ne kadar açık; “Ubâde bin Samit anlatıyor: Ramazan ayının başladığı bir günde Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam şöyle buyurdu: “İşte bereket ayı olan Ramazan geldi. Artık Allah’ın rahmeti sizi kuşatır. O ay, yeryüzüne bol bol rahmet iner. Günahlar affedilir. Dualar kabul olunur. Allah sizin iyilik ve ibadette yarışmanıza bakar da, bununla meleklerine karşı iftihar eder. Öyle ise kulluğunuzla kendinizi Allah’a sevdirin. Asıl bedbaht olan da, bu ayda Allah’ın rahmetinden nasibini alamayandır.

 Sizin iyilik ve ibadette yarışmanıza bakar da.. Şahsi cennetini genişletme derdinde olanlara bir uyarı değil mi, iyiliğin ibadetten önce ve onunla bir zikredilmesi. Allahın rahmetinden nasibini nasıl alır insan, merhamet etmeyene merhamet edilmez hadis-i şerifine danışmak gerekmez mi? Bir kitap dolusu hikmet barındıran hadis-i şerifteki bir diğer nokta, kulluğunuzla kendinizi Allah’a sevdirin. Onun en sevdiği kulluk insanın aciziyetini anlamasıdır. Zaten orucun manası da, nefsin farazi rububiyetinin kırılıp acizliğini ilan etmesidir. Ene ene, ente ente isyanını dillendiren nefsin, ben senin aciz bir kulunum noktasına gelmesidir. Acizliğini fark eden bir mü’min ise diğer mü’minlere şefkat eden, yardım edendir. Bizim gibi midesinin derdinden ileri bir adım atamayan gafillerdir işte, Ramazan’ı ziyafet ve eğlence ayı haline getirenler.

 “Kaçan bir gol kadar üzülmedik değil mi? Ölürken çocuklar o güzel Afrika’da” diyor İbrahim Tenekeci. Kim yalanlayabilir onu. Midesine açlıktan taş bağlayan bir peygamberin sünnetini uyguluyor ümmetimizin bu fertleri. Bir küçük kare, yeni çekilmiş ve yeni düşmüş ajanslara, son 60 yılın en kurak günlerini yaşayan Somali’de açlıktan karnına kalınca bir ip bağlayan bir adamı gösteriyor. Eğer konuya biraz ilgi gösterirseniz, kanınızı donduracak onlarca kare daha bulabilirsiniz. Efendimizin boykot zamanı yaşadığı açlığa hala gözyaşı döken biz, bu Müslümanlar, bu insanlar için nasıl bu kadar kör olabiliriz?

Açlığı yaşadığımız, yaşayabileceğimiz tek fırsat, Allahın merhametiyle bize farz kıldığı oruçtur. Eğer o bize bunu zorunlu kılmasa, bizim asla buna meyletmeyeceğimiz kesin. Şu halimizle bile ‘açların halinden anlamayan toklar’ durumundayken, oruç elimizden tutmasa firavun gibi semirirdi nefislerimiz. Ama keşke oruçtan payımıza düşen tek şey açlık olmasa. Ki bence açlık bile düşmüyor payımıza. Beynimiz açlıkla değil, iftarla meşgul çünkü. Geçeceğini bildiğimiz için zamanla meşgul. Dakikaları sayıyor, açlığı duyumsamıyoruz bile. Onun ne acı bir çaresizlik olduğunu anlamıyoruz. Oysa şimdi, şu anda sayıları milyonlarla ifade edilen bir halk, açlıktan kıvranıyor ve zaman onlar için hiçbir şey ifade etmiyor. Çocuklar kemiklerinden ayrılmayan derilerini sineklerden arındıracak takatleri olmadan ölüm uykularına yatıyor. Ramazan ayına bir adımlık zaman var. Bir şey yapmalı değil miyiz? Uykularımız kaçmamalı mı, yediklerimiz boğazımıza durmamalı mı, ne yüzle bakarım hesap günü yetimler yetimi efendime, nasıl medet umarım, komşum açken tok yattım ben, sen bizden değilsin derse, diye yüreğimiz burkulmamalı mı? Ümmet bir vücudun azaları gibidir ve o ümmetine çok şefkatlidir. Ve ancak merhamet edene merhamet edilir..

Afrika açlıkla imtihan oluyor. Peki ya biz? İmtihanımızın farkında bile değiliz. Ramazan ayı, rahmet ayı, ümmetin ayı kapıda, onu nasıl karşılamak istersiniz? Gece gözlü çocukların gözlerinden yıldızlar kayarken lütfen en azından israf etmemeyi başarabilelim. Lütfen basiret sahibi olalım biraz, davetlerimizi israf panayırlarına çevirip, zaten tokları ağırladığımız soframızda ümmetin vebalini yüklenmeyelim. Her Ramazan yapmamız gerektiği halde başaramadıklarımız için biraz daha gayret edelim. Çünkü bu dünyada açlıktan ölmek diye bir şey var. Çünkü ümmetimizin fertleri can çekişiyor yokluktan. En azından varlıktan kısarak bir adım atalım olmaz mı? İsraftan kısarak. Yani normal olarak. Yani olması gereken gibi olan bir mü’min olarak. Vasat bir Müslüman olarak. Bir adım atamaz mıyız, bir niyet edemez miyiz, bir damla gözyaşı dökemez miyiz, biraz zaman ayıramaz mıyız, bir tabak yemek ayırsak onlara, bir damla su, sadece israftan kaçındıklarımızla sadaka biriktiremez miyiz, çevremizdekileri uyaramaz mıyız, biraz olsun duyarlı olamaz mıyız?

Bizi Rahmet ayına eriştir diye ettiğimiz duaların kabul olmasını istiyorsak olmalıyız. Çünkü Ramazan’a erişmek, takvimlerde 1 Ramazan yazdığını görmek değildir, Ramazan’ın manasına, hakikatine erişmek demektir. Eğer böyle bir insanlık dramına karşı, hem de böyle bir ayda, Müslümanların çoğunun para derdini unuttuğu bir zamanda, hala orada açlıktan ölecekse çocuklar, bu Ramazan ayının bizden soracağını çok hesap olacak. Bir kefenden mahrum eriyerek ölenlerin veballeri israflı sofraların üzerine olacak. İdrak etmeyen, ilgilenmeyen, yorum üreten ama merhamet etmeyenin hissesi ektiği kadar olacak.

Şimdi geçmişte ıskaladığımız Ramazan hikmetlerine tövbe etme zamanı. Şimdi bu Ramazan ayını hakkıyla yaşayabilmek için sağlam bir niyet etme zamanı. Şimdi niyeti eylemle destekleme zamanı. İsraf değil, infak zamanı. Şimdi Afrika’ya acil yardım zamanı. Bir yıldız daha kaymadan, harekete geçme zamanı.

 Nuriye Çakmak

 Karakalem.net

 *et-Tergib ve’t-Terhib, 2:99

ÇARE Derneği Somali’ye Yardım İçin Yola Çıkıyor!

Doğu Afrika’yı etkisi altına alan kuraklık Kenya, Somali, Etiyopya, Cibuti ve Uganda’da hayatı olumsuz etkilemeye devam ediyor. Özellikle Somali’de durum içler acısı. Ülkenin güney bölgelerinde yaşayan halk, buraya yardım ulaşmadığı için ölümle burun buruna yaşıyor. Her şeyi göze alan aileler ise 500 km yol yürüyerek başkent Mogadişu’ya göç ediyor. Ancak bu yolculuk aileler için adeta bir ölüm yürüyüşü oluyor. Yürüyüş boyunca yaklaşık her aileden 1 kişi yolda hayatını kaybediyor. Kuraklık, açlık ve sıcaklık her zaman olduğu gibi yine en fazla çocukları etkiliyor. Bölgede salgın hastalıklar da yayılmaya başlıyor.

SOMALİ DE ÇOCUKLAR AÇLIKTAN ÖLMESİN

ÇARE derneği olarak Sudan  ve Kenya da bulunan temsilcilerimiz, göndereceğiniz yardımları Somali de  yokluğu yaşayan insanlığın yardımına yetiştirmek için yardımlarınızı bekliyoruz..

Online yardım için tıklayınız.

Hesap numaralarımız için tıklayınız.

Çare Yardımlaşma Derneği

Somali’de Çocuklar Ölümü Bekliyor!

Doğu Afrika’yı etkisi altına alan kuraklık Kenya, Somali, Etiyopya, Cibuti ve Uganda’da hayatı olumsuz etkilemeye devam ediyor. Özellikle Somali’de durum içler acısı. Ülkenin güney bölgelerinde yaşayan halk, buraya yardım ulaşmadığı için ölümle burun buruna yaşıyor. Her şeyi göze alan aileler ise 500 km yol yürüyerek başkent Mogadişu’ya göç ediyor. Ancak bu yolculuk aileler için adeta bir ölüm yürüyüşü oluyor. Yürüyüş boyunca yaklaşık her aileden 1 kişi yolda hayatını kaybediyor. Kuraklık, açlık ve sıcaklık her zaman olduğu gibi yine en fazla çocukları etkiliyor. Bölgede salgın hastalıklar da yayılmaya başlıyor.

Somali’de çocuklar ölümü bekliyor

Yaşanan sıkıntıların ardından bölgeye giden İHH ekipleri ilk etapta Kenya’da çalışmalar yürütürken daha sonra Somali’ye geçti. İHH Acil Yardım ekipleri başkent Mogadişu’da kampları gezerek kısa ve uzun vadede neler yapılabileceğini yerinde gördüler ve hızlı bir şekilde çalışmalara başladılar. Kenya’nın ardından Somali’de de çalışmaları organize eden İHH Acil Yardım Koordinatörü Recep Güzel yaşadıkları ve gördüklerinin yaşanabilecek daha büyük felaketlerin öncü hareketleri olduğunu anlattı. Dünyanın pek çok yerinde acil yardım çalışmalarına katıldığını ifade eden Güzel bugüne kadar hiç böyle bir trajedi ile karşılaşmadığını belirtti.

HAYATIM BOYUNCA GÖRDÜĞÜM EN ACI MANZARA

Mogadişu’da kurulan kampları ve kadın-çocuk hastanesini gezen Recep Güzel izlenimlerini şu şekilde anlattı : ‘‘Kenya’da yaptığımız çalışmaların ardından Somali’nin başkenti Mogadişu’ya gelerek çalışmalara burada devam ediyoruz. Burası için insanlığın sonu diyebilirim. Dünyanın pek çok sıkıntılı bölgesinde acil yardım çalışmaları gerçekleştirdim ama hayatımda böyle bir manzara görmedim. Ülkenin güneyine güvenlik sebebiyle hiçbir yardım ulaşmadığı için oradaki halk başkent Mogadişu’ya doğru göç ediyor. Bu yol da yaklaşık 500 km. zaten kuraklık ve açlıktan bitap düşmüş insanlar bu durumda kilometrelerce yol yürüyorlar.’’

HER AİLEDEN EN AZ 1 KİŞİ HAYATINI KAYBEDİYOR

Evlerini terk eden insanların yürüyüş sırasında da büyük sıkıntılar yaşadıklarını ifade eden Güzel sözlerine şu şekilde devam etti: ‘’500 km yol boyunca insanlar hayatlarını kaybediyor. Her aileden en az 1 kişi yol boyunca yaşamını yitiriyor. Kenya’nın aksine burada kamplar küçük küçük alanlardan oluşuyor. 150 – 200 aile bir kampta yaşıyor.’’

BİR ÇOCUĞUN ÖLÜMÜNÜ BEKLEMEK NE ACI

Kuraklık ve açlığın her zaman olduğu gibi yine çocukları etkilediğini ifade eden Güzel, gezdiği kadın ve çocuk hastanesinde gördüklerini de şöyle anlattı: ‘’Mogadişu’ya ulaşabilen insanlar bitkin düşüyorlar. Yeterli düzeyde beslenemedikleri içinse durumları ağırlaşıyor. Kadın ve çocuklar artık yürümeyi bırakın yere bile basamıyorlar. Çok acı bir benzetme olacak ama çocuklar adeta iskelet şeklindeler. İncelemede bulunduğumuz bir hastane de küçük bir çocuğun yüzü sineklerden görünmüyordu. Serum bağlanmıştı fakat çocuk gözleri sabit bir noktada tutamıyordu Hayatım boyunca kendimi bu kadar çaresiz hissetmedim. Gözlerimin önünde bir çocuk yavaş yavaş ölüme gidiyor ve bense hiçbir şey yapamıyorum.’’

SALGIN HASTALIKLAR YAYILMAYA BAŞLADI

Recep Güzel kamplarda enfeksiyon hastalıklarının da hızla yayılmaya başladığını belirtirken sözlerine şu şekilde devam etti: ‘’İnsanlar zaten yokluk ile savaşırken bir de bu kriz ortaya çıkınca hayat onlar için daha zor bir hal almış. Kamplarda yeterli malzeme yok. Hastalıklar hızla yayılıyor. Çok acı bir durum ama insanlar kamplarda resmen ölümü bekliyor. Ziyaret etiğimiz ve sadece 100 ailenin yaşadığı bir kampta birkaç saat içinde 8 çocuk hayatını kaybetti. Ülkede otorite olmadığı için hiçbir şeyin resmi rakamı yok. Kamplarda kaç kişi yaşıyor, kaç kişi hayatını kaybetti tam bilinmiyor. Her şey tahmini olarak biliniyor.’’

İHH 45 BİN İNSANA YARDIM ULAŞTIRDI

İHH İnsani Yardım Vakfı olarak Somali kamplarında ilk etapta 45 bin kişiye gıda malzemesi dağıttıklarını söyleyen Güzel, dağıtılan yardımların Ramazan boyunca kendilerine yetebilecek miktarda olduğunu belirtti. Güzel, İHH’nın çalışmalara devam edeceğini sözlerine ekledi.

Online Bağış için Tıklayınız…

https://secure.ihh.org.tr/?qui​ck=190&language=tr

Banka Hesap Numaraları için Tıklayınız.

http://www.ihh.org.tr/banka-he​sap-numaralari/tr

SOMALI yazıp 3072’ye göndererek 5 TL bağışta bulunabilirsiniz.