Tavşan Deliğinden İçeri (Risale-i Nur Eğitim Programı-9)

Keşif Yolculukları Risale-i Nur Eğitim Programı Dersleri-9: Tavşan Deliğinden İçeri! (Sekizinci Söz)

Defalarca okunsa tadına doyulmayan, hakikatine tam vakıf olunamayan, çok çarpıcı bir üslupla yazılmış ve her gün içinde yaşadığımız gerçek bir temsilin içine bizi çeken Risale-i Nur’un Sekizinci Söz’ünde; insan için dinin mahiyeti ve kıymeti ne olduğu, eğer gerçek ve doğru bir hak din olmazsa dünyanın yaşanılmaz olacağı ve kâinatın sırrını açan anahtarın kâinat yaratıcısının varlığını bulmakta ve bilmekte olduğu meydana çıkartılıyor ve bu yazımızda 8.Söz’ün harika dünyasından içeri giriyoruz.

Sekizinci Söz (Tavşan Deliğinden İçeri) – (İzah Metni)

Bu sözde, Risale-i Nur’un ilk yedi sözündeki tüm temsillerden daha detaylı bir temsille karşılaşıyoruz. Bu çok derin ve ince temsille dinin, dünyanın ve içindeki insanın mahiyetini anlama yolculuğunda, tavşan deliğinden[1] doğruca içeri dalıyoruz. Temsilin bazı noktalarının üzerinde duralım. Yine en önce karşımıza dinin insana teklifinin temel mantığı çıkıyor karşımıza: İki ayrı yol gösteriliyor ve tercih etmek bize bırakılıyor.

Birisinde kanuna ve düzene uymak mecburiyeti var. Bunun karşılığında ise, güvenliğimizin sağlanacağı ve düzene uyanlara bir mükâfat verileceği söyleniyor. Diğer yolda, bir serbestlik var, kısıtlama yok. Fakat yol boyunca tehlikelerle baş başa kalacağımız, koruyucumuz ve silahımız olmadan gitmek zorunda olduğumuz ve yolun sonunda da, düzene uymadığımız için cezaya çarptırılacağımız haber veriliyor. İşte böyle bir durumdaki bir insanın gerçek hürriyetinin, ilk yolda olduğu ve ikinci yolun ise aldatıcı bir serbestlikten ibaret olduğu çok açıktır. Çünkü türlü çeşit tehlikeler içinde bocaladıktan sonra, üstüne bir de cezaya çarptırılacak ve zindana atılacak biri “hür” sayılmaz ve değildir. Ayrıca küçük bir külfetten kaçıp da, büyük bir saadetten mahrum kalmak ve cezaya müstahak olmak da, “akıllılık” sayılmayacaktır.

Temsilde diğer önemli bir nokta, etrafında dönen hadiselerin farkında olmak ve doğru çıkarımlar yaparak, onları anlamlandırmak ve büyük sırrı keşfetmekle ilgilidir. Bir kuyunun içine düşen bir insan, birbiriyle bağlantılı ve bir senaryonun parçasıymış gibi görünen esrarengiz olaylar başına geldiğinde, belli bir noktadan sonra bu işlerin içinde “başka bir iş” olduğunu, “biri tarafından” kastî olarak bu hadiselerin başına getirildiğini, kendisini birinin bir maksat için belli bir yere yönlendirdiğini ve orada sadece şanssızlık eseri olarak tesadüfen bulunmadığı ihtimalini, acaba hiç aklının ucundan geçirmeyecek midir? Elinin altındaki bir ağaçta, binlerce çeşit meyvenin takılı olması sıradan bir olay mıdır? Yoksa çözülmesi gereken bir esrara mı işaret etmektedir? Ya eliyle tutunduğu ve ejderhanın ağzına düşmesini engelleyen ağacın köklerini kemiren siyah ve beyaz iki fareye ne demeli? Oyalanmakla kaybedecek zaman olmadığından, bir an önce bu durumdan kurtulma çaresini bulmak ve uygulamak gerekmiyor mudur? İçinde bulunduğu garip durumu anlamlandırmaya ve çözmeye çalışmak yerine, hiçbir şey yokmuş gibi davranıp, unutmaya ve düşünmemeye çalışan insan, akıllıca bir iş yapmış sayılabilir mi?

Şimdi hakikatin yüzüne bakalım ve görelim. Her birimizin yaşam serüveni, temsildeki adamın başından geçen olaylardan daha mı az tuhaftır?

Bir kuyunun içinden aşağı düşüp de, kuyunun başında bir aslan ve kuyunun dibinde bir ejderha görmek… Kuyunun duvarlarını zararlı böceklerin sarmış olması ve tutunduğumuz ağaçta binlerce ağacın meyve çeşitlerinin bulunması… Şimdi gerçekten insaf edelim, yaşadığımız hayata gönderiliş şeklimiz ve etrafımızdaki şaşırtıcı ve esrarengiz âlemdeki olaylar, daha mı sıradan ve normaldir acaba? En az temsildeki kadar şaşırtıcı ve dehşetli değil midir? Evet, söyleyin lütfen: İçinde yaşadığınız hayatın bu temsildeki gibi dehşetli ve hayatî tehlikelerle dolu olmadığını, gayet sıradan ve normal olduğunu mu iddia edeceksiniz? Her gün yüz binlerce insan dünyaya geliyor, bir o kadarı ölüyor. Nerden geliyorlar? Nereye gidiyorlar? Bu nasıl bir sıradanlıktır? Ölüm, bir aslandan ve kabir, bir ejderhadan daha mı az korkunç? Hayatımızın her anında mücadele ettiğimiz ve her daim canımızı acıtan musibetler, zahmetler, meşakkatler, her türlü üzücü ve zarar verici kötü olay, ısırıcı böceklerden daha mı az yakıyor ruhumuzu? Kazalar ve hastalıklar daha mı az zarar veriyorlar bedenimize? Ve en nihayetinde, aynı topraktan binlerce çeşit meyve ve sebzenin çıkması, misaldeki ağaçtan daha mı sıradan ve normaldir? Söyleyin lütfen.

Hayır, öyle değil. Normal ve adî işler değil bunlar. Sadece alıştık sıradan görmeye. Her an mucize olan hadiseler arasında dolaşırken, gaflet ve alışkanlık perdesi yapıştı gözümüze ve görmez olduk mucizeleri. Şaşırmıyoruz artık hiç bir şeye. Yanlarından geçip gidiyoruz öylece. Tatsız kuru bir odundan, nasıl olup da tatlı, sulu, lezzetli bir meyvenin geldiğine hiç bakmıyoruz. Bir damla su gibi spermden bütün hayvanların yaratılması, yediğimiz bir yemekten bütün vücut azalarımızın şekillendirilmesi normal, sıradan, basit işler değil. Ama öyleymiş gibi kolay ve hızlı yapılıyor hâlbuki. Bunun sebebi ise, yapana kolay ve basit gelmesi. O kadar.

Temsildeki iki adamdan biri, gördüklerinden doğru sonuçlar çıkarabilecek kadar akıllı ve güzel fikirlidir. Tüm bu olayları döndüren ve bir istediği olan gizli bir işleyicinin var olduğunun farkına varabiliyor. Çünkü olaylar birbiriyle ilişkili görünüyor. Sanki birinin isteğiyle ve belli maksatlar için hareket ediyorlar gibi bir şekil ortada görünüyor. Bir tek ağacın, binlerce ağacın meyvesini verdiğini gördüğünde ise, tamamen tereddüdü giderek, bunların normal işler olmadığını idrak ederek, gizemi çözmeye koyuluyor. İşte, o meyvelerin kendisini tanıttırmak ve sevdirmek isteyen birinin ikramları olduğunu ve bu ikramların esas ziyafet yerine davet etmek için numuneler olduğunu anlıyor. Çünkü ikramların çok çeşitli ve güzel olmalarına rağmen, doymaya müsaade edilmemesi bunu gösteriyor.

Tehlikeli ve dehşetli olayların içine, tesadüfen ve bir talihsizlik eseri olarak düşmüş olduğunu zanneden adam ise, etrafını kendine düşman ve zararlı görüyor. Diğer adam gibi, kendisinin tecrübe edilmek için gönderildiğini idrak edemiyor. Bütün senaryoyu çeviren ve kendisine ikram eden ve bulmacayı çözenleri esas ziyafet yerine götürüp ağırlayacak olan perde arkasındaki gizli işleyiciyi tanıyamamış. Ne için burada bulunduğunu anlayamadığından, hep endişe içinde kalıyor. Sarhoşlukla ve düşünmemekle teselli bulmak istiyor. Çünkü ölüm, tüm sevdiklerinden ayıracak ve sahte, dünyevî cennetinden acımasızca dışarı atacaktır.

Hâlbuki mümin için ölüm, sevdiklerine kavuşmadır, ebedî saadete geçiş kapısıdır, şu yükü gayet ağır gelen hayat vazifesinin bitmesiyle mükâfat almaya bir davettir. İşte şu manadaki bir dünya hayatı ne kadar sıkıntılı da olsa, mademki sonucu böyle güzeldir ve sonu güzel biten her şey, güzeldir. O halde, bu dünyayı cennete bir bekleme salonu olarak görmek gerekir. Çünkü sıkıntılar geçici, dünya hayatı kısadır. Ebedî hayat ve saadet ise bitmez uzunluktadır ve nimetleri daimîdir. Bekleme salonunda bulunan bir insanın aklı, beklediği ne ise onunla meşguldür. Hatta beklediği şeyin zamanının gelmesi için sabırsızlanır ve tüm dikkati beklediğine yönelmiştir.

İşte ebedî hayatın gerçekliğini bilen ve ona ciddî çalışarak bu dünyada o saadete kavuşmayı bekleyen bir insan da, aynen böyledir ve böyle olmalıdır. Dünyevî işler, aklının ve zamanının tümünü meşgul edemez, gideceği yeri düşünerek hareket eder, yanında götüremeyeceği şeylere kalbini bağlamaz.

Tıpkı bir bekleme salonunda geçici olarak duran biri gibi…

Keşif Yolculukları Risale-i Nur Eğitim Programı Ders Videosu:

Tavşan Deliğinden İçeri  (Sekizinci Söz)

https://www.youtube.com/watch?v=ct98uGbuVrY&index=3&list=PL5bPD7AdvnTxQAgySup9d4qIqN7_HpnGq

Eğitim Programı Bilgilendirmesi: Keşif Yolculukları ismini verdiğimiz ve Yazarlar Birliği Sümer-1 Sok. No: 11/9 Kat:4 Kızılay/ANKARA’da sunulan ve ayda bir kez yapılan, izahlı ve görsel sunumlu Risale-i Nur Eğitim Programımızın derslerine 1 Ekim 2016 Ct. günü 16.45’de kısmet olursa tekrar başlayacağız. Yeni eğitim döneminin ilk dersi olan “Peygamberlik Hakikatinin İspatı” ve Kasım ayından itibaren ise 5 ay boyunca sürecek olan “Ebedî Hayatın Varlığının İspatı (10.Söz İzahı)” programlarımızla eğitim programımız devam edecek inşallah. Programın tanıtım videosuna, detaylarına ve önceki derslerimize ulaşmak için eğitim takip sayfası: http://risaleinuregitimprogrami.com/egitim-programi/

 

[1] Tavşan deliği: Alice harikalar diyarı filminde, fantastik bir dünyaya geçiş kapısı idi. Bu tabir, bilinmezlikleri keşfetmek manasında kullanılmaktadır.

Ediz Sözüer

Sende yorum yazabilirsin