Tek Bir Merkezden Canlı Üretimi

(Tabiat Risalesi Açılımları-12)

 

Önemli Bilgilendirme: Tabiat Risalesi Açılımları, görsel destekli ve akademik nitelikli “Keşif Yolculukları Risale-i Nur Eğitim Programı”nın “İman Hazinesinin Varlığını Delillerle İspatlamak” isimli ikinci ana bölümünün 1. Hakikat’i olup, “Allah’a İman” hakikatinin mantık ve bilim zemininde akademik olarak ispatı yapılmaktadır. Derslerimizde sunulan hakikatlerin tam olarak hissedilerek pekiştirilmesi için yazımızın sonundaki görsel destekli ders videosunu da izlemenizi tavsiye ediyoruz. Eğitim programının önceki derslerine sayfanın sonundaki “Etiketler” bölümünden ismimize tıklayarak ulaşabilirsiniz.

“Tabiat Risalesi Açılımları” kitabımızın bir parçası olan bu yazımızdan sonra fantastik bir yolculuğa gerçek anlamda giriş yapmak isterseniz kitabımızı okuyabilirsiniz. “Tabiat Risalesi Açılımları”nın (seminer videolarını seyrederek okuyabileceğiniz) Görsel/İnteraktif kitabına ulaşabileceğiniz adres:

http://risaleinuregitimprogrami.com/2015/10/25/tabiat-risalesi-acilimlari-gorselinteraktif-kitap/

Tek Bir Merkezden Canlı Üretimi

Yazı dizimizin bu bölümünde Tabiat Risalesi’nin birinci yolunun üçüncü muhali olan ve maddî sebeplerle ilgili imkânsız senaryoların üçüncüsüne geldik. Birden çok parça bir araya gelerek düzenli tek bir yapı oluşturmuş ise, elbette bir elden, bir tek merkezden, bir tek fabrikadan, bir tek plandan çıkmıştır. Buradaki “bir tek elden çıkması” ifadesini, bir tek iradenin hükmetmesi ve birbirinden bağımsız çalışan birden farklı elden çıkmaması anlamında anlamak gerektir. Bir arabanın üretimi esnasında pek çok kişi çalışmıştır. Fakat arabanın gerçek manada üreticisi bir tek firmadır. Üretimde çalışanlar, tek bir firmanın altında ve emrinde çalıştırılmaktadırlar.

Aynen bunun gibi, bir canlının oluşumunda birbirinden bağımsız ve farklı maddî sebeplerin birbirleriyle uyum içinde çalışmaları şöyle dursun, her birinin diğerinden farklı hareket etme meyilleri sebebiyle, beraber bulundukları her yerde, içinden çıkılmaz bir karmaşıklığı netice vermeleri gerekir. Çünkü içlerinden hiçbirinin, bir hedefe yönelik olarak çalışmak maksadıyla diğerlerini bir araya getirme ve yönetme özelliği yoktur. Dolayısıyla birlik içinde ve ekip olarak çalışmaktan uzak olduklarından, eşyaya rastgele müdahele edeceklerdir. Bu durumda ise, bütünlük içindeki bir canlıyı meydana getirip çalıştırmaktan aciz olacaklardır.

Denilebilir ki: “Siz neden bahsediyorsunuz ki! Gözümüz önündeki canlıları o maddî sebepler gayet de düzenli bir şekilde yapıyorlar ve mevcut organizmaları sürekli çalıştırıyorlar gibi görünüyor. Bir de nasıl oluyor diye soruyorsunuz. Oluyor işte!”

Cevabımız şu olacaktır: Evet! Yüzeysel ve ilk bakışta öyle görünüyor. Fakat hayır! Öyle olmamalı ve olamaz! Çünkü o sebeplerin böyle düzenli bir canlıyı yapabilme ve çalıştırabilme kabiliyetinden mahrum oldukları, dikkatle analiz edildiğinde açıkça anlaşılmaktadır ve bir tek merkezden emir alan fabrika işçileri gibi emir altında çalıştırıldıkları ve kendi başlarına işlemedikleri kesin olarak ortaya çıkmaktadır. Bu sonuç, maddî gözle görülen bir gerçeklik değil. Tamamen teorik ve yorum. Fakat kuvvetli bir kanaat ve mantıkî bir çıkarım. Hem aklın gördüğü ve kesin olarak hükmettiği bir kanaat.

Bizim de şunu sormamız gerekmektedir: Temel özellikleri kör, sağır, cahil, cansız, şuursuz olmak olan ve tek tek gözlemlendiklerinde rastgele ve düzensiz hareket ediyorlarmış gibi zannedilen tabiî sebeplerin, bir araya getirildikleri ve birbirlerine karıştırıldıkları bir ortam içindeki vaziyetleri, normal şartlarda acaba ne şekilde olmalıdır? Maddî sebeplerin değişik tarzlarda birleşmesiyle meydana gelebilecek muhtelif şekil, vaziyet ve durumların, ihtimal hesaplarıyla ifade edilebilecek neredeyse sonsuz sayıda mümkün şekli ve çeşitli muhtemel varyasyonları vardır.

Bilerek, görerek ve birbirleriyle haberleşerek iş yapma özelliği olmayan bu unsurların,

* Sınırsız sayı ve çeşitlilikteki karışık ihtimaller ve sonuçsuz kalacak yollar karşısında şaşkınlıklarıyla beraber,

* Birdenbire o çıkmaz yollardan sıyrılarak neticeli bir yola maharetle girmeleri,

* Ve belli bir ihtimali tereddüt etmeden tercih etmeleri,

* Ve her seferinde kararlılıkla, doğru ve isabetli adımlar atmaları,

* Ve her şeyde en kısa yolu, en kolay tarzı ve en faydalı şekli rahatlıkla seçerek, maddenin görünen kararlı hâlini netice vermeleriyle beraber (aşağıdaki ara nota bakınız), düzgün ve sanatlı bir canlıyı yapmaları,

* Ve o canlının vücudunu sürekli çalıştırmalarının mümkün olduğunu hayal etmeye çalışmak bile akıl ve hayal sınırlarının çok ötesinde bir fantezidir, tek kelimeyle bilim kurgudur!

Maddenin Görünen “Kararlı Hâli” Hakkında Ara Not: Şahsen en çok hayret ettiğimiz şeylerden biri, maddenin kararlılığıdır. Madde, ne kadar kararlı bir yapıdadır değil mi? Etrafınızdaki eşyaya bakın. Bir anda dağılmıyor. Neden? Bir anda atomları, elektronları boşalıp vücutsuz, şekilsiz bir hâle gelmiyor. Aldığı vaziyeti tam bir kararlılıkla koruyor. Bu durumu ister Newton Mekaniği’nde inceleyin, ister Kuantum Mekaniği’nde inceleyin, kanaatimizce çok hayret verici bir olay. Neden bu kadar kararlı bu madde? Belki bilim adamlarının sahasına giriyor bu konu ama paylaşmak istedik sizinle.

Diğer taraftan Tabiat Risalesi’nin en orijinal ve eskimez tespitlerinden biri de şöyledir: Maddî sebepler, canlıların sadece dış yüzeyleri ile temas edebildikleri hâlde ve özellikle geçmişten gelen bir DNA bilgisi de yokken, bu maddî sebeplerin ilk defa bir canlının oluşturulması esnasında nasıl olup da, o canlının içini de aynı ustalıkla dokudukları merak konusudur! Bir internet arama sitesinin görseller bölümüne Corpus Human Body Museum” yazmanızı ve Amsterdam’daki İnsan Vücudu Müzesi‘nin fotoğraflarına bakarak, bir insan vücudunun iç organları arasında dolaşmanızı tavsiye ediyoruz.

Saded Harici Önemli Bir Tespit: Bazı ateizm taraftarları estetik tasarımlı eşya hakkında şöyle diyorlar: “Sanat mı var burada, ne var! Sanat, tasarım diye bir şey yok. Rastgelelik ve kaostan ibaret her şey!”

Buna karşılık şunu söylemek istiyoruz: Bakınız, çok ciddî masraflar yapılıp koca bir insan vücudu müzesi yapılmış ve insanlar bu müzeyi görmek için de muhtemelen iyi bir ücret ödüyorlardır. Peki neden? Sanat yok, tasarım yok, karmaşıklıktan oluşan bir şeyin içini görmek için para veriyorsunuz ve bir takım girişimciler de büyük maliyetleri göze alarak böyle bir müze yapıyorlar. Neden insanlar para veriyorlar sanat yoksa? Bu soru çok enteresan bir sorudur. Yine bakınız, büyük alışveriş merkezlerine gittiğiniz zaman büyük bir alan ayrılmış müthiş bir mekân görürsünüz. Bitkilerin, küçük ağaçların sergilendiği sera gibi bir alan. İnsanlar bitki satın almayacak olsalar bile çoğu zaman “Hadi, buraya da bir bakalım” derler. Ne var burada? Cevap: Sanat var! Göze güzel görünen bir tasarım var! Alıyorsunuz o bitkiyi, para veriyorsunuz ve evinizin görünür bir köşesine koyuyorsunuz. Sanat yoksa neden yapıyor insanlar bunu, değil mi? Çünkü sanat var! Bir çiçeğin üstünde sanat yoksa neden para verelim? Bir alışveriş merkezinin içinde neden sera büyüklüğünde bir alan ayrılsın ki? Çeşit çeşit çiçekler, türlü türlü renkler, başka başka fiyatlar, değil mi ama? Tabiatta ortaya çıkan sanatlar, tasarımlar bunlar. Sadece görmek bile hoşlarına gidiyor insanların.

İşte sanatın varlığını inkâr etmenin ne kadar saçma bir hezeyan olduğu ortaya çıkıyor kanaatimizce. Keza benzer bir misal olarak tablolar, tabiat resimleri. Bilgisayarımızda ekran koruyucusu veya duvar kâğıdı olarak ya da evlerimizde aksesuar olarak kullanırız. Tabiat resimlerinin olduğu o tabloyu para vererek alırız ve evimizin duvarına asarız. Neden? Sanat yoksa neden yaparız bunu? Tabiat resimlerinin yer aldığı görsel nesneler, ciddî bir ticari pazar oluşturmuş alışveriş sektöründe. Nasıl inkâr edebilirsiniz üstündeki sanatı? Tasarım var ki, beğeniliyor; sanat var ki, para vererek satın aldırtıyor kendini ve evin başköşesine astırtıyor. Bunu inkâr edemezsiniz. Ülkemizdeki ateizm taraftarlarına çok hayret ediyoruz. Yurtdışındaki en meşhur ateistler kaosu kabul etmiyor, tasarımı kabul ediyor, sanatı kabul ediyor. Bizim ateistlerimiz onlardan daha ileri gitmişler!

Bir canlının içinin ilk defa yapılması anına özellikle dikkatinizi çekiyoruz ki, “Ama hücre içinde DNA’lar var, onlar sayesinde vücut içindeki hücreler nasıl hareket edeceklerini biliyorlar” gibi bir fikir akla gelmesin. Bu sayede daha DNA ortada yokken ve o büyük ve kaba unsurlar sadece dışarıdan etki edebilirken, böyle kompleks yapıda bir canlının gerçek sebebinin o maddî sebepler oldukları iddiasının temelsizliği ve saçmalığı, iyice meydanda görünsün. 

Canlıların anatomik özellikleri, bir canlının vücudunun içinin, dışından çok daha karmaşık olduğunu göstermektedir. Bir canlının iç sistemleri, âdeta bir fabrika ve bir bilgisayar gibi çalışmakta ve bu harika sistemin işleyişi hakkında azıcık bilgi sahibi olan herkesi şaşırtarak hayran bırakmaktadır. Evet, yüzümüz ve derimiz çok harika bir mucizedir ve o kaba saba, ölçüsüz ve aletsiz maddî sebepler, derimizin incelikli kıvrımlarına ve benzersiz parmak izlerine ve kimlik tespitinde kullanılan eşsiz göz retinasının ayrıntılı yapısına dışarıdan bile tam ve hassas temas edemez. Nerede kaldı ki, tüm vücudun içini saran sinir ağına ve kafatasının içindeki beynin müthiş yapısına içerden etki edip yapımını üstlensin. Mükemmel tasarlanmış solunum sistemini, dolaşım sistemini, sindirim sistemini, yürüme ve hareket sistemini de hayal edin. Hatta siz en iyisi internete “Dolaşım Sistemi Mucizesi, Solunum Sistemi Mucizesi, Yürüme ve Hareket Sistemi Mucizesi” yazın ve arama sonuçlarında çıkan videoları bir izleyin! “İnsan Vücudu Sistemleri” Video Adresi: youtu.be/guxOUpDuqnY

BBC’de yayımlanan “Inside Human Body” (İnsan Bedeninin İçinde) adlı belgeselde gösterilen ve anne karnındaki bir bebeğin yüzünün nasıl yaratıldığına (çekilen ultrason görüntülerinin birleştirilmesiyle elde edilen üç boyutlu görüntüleri izleyerek) şahit olmak için, bir internet arama sitesine “İnsan Yüzünün Anne Karnındaki Oluşumu” yazmanız yeterlidir. Yirmi yedi saniyelik bu inanılmaz videoyu mutlaka izlemenizi tavsiye ediyoruz. Video Adresi: https://yadi.sk/i/TK9nPrq_xmRA5

Açıkçası böylesine karmaşık bir sistemi, özellikle ilk yapım esnasında, hem de o vücudun içine girerek, o karanlık dehlizde o sözüm ona “sebeplerin” nasıl yapabildiklerini çok merak ediyoruz! Bize sanki onlar yapmıyormuş ve onlar sadece yapım esnasında çalıştırılan işçilermiş gibi geliyor!

Böyle bir şeye imkân verebilmek, yani o basit sebeplerin bu mucizevî canlıları yaptıklarını düşünmek,  akıl ve şuur ile nasıl bir araya gelebilir? Öyle sanıyoruz ki, sebeplere mucitlik verenler, bu düşüncelerine gerçekten ve kasten müşteri olsalar, kabul ettiklerinin ne kadar imkân harici ve hayal ürünü bir bilim kurgudan ibaret olduğunu kendileri de görecekler.

“Tek Bir Merkezden Canlı Üretimi” Eğitim Programı Ders Videosu:

https://youtu.be/gxc8pJmIDRs

Görsel destekli ve akademik nitelikli “Keşif Yolculukları Risale-i Nur Eğitim Programı”mızı www.kesifyolculuklari.com veya www.risaleinuregitimprogrami.com  adreslerinden sistematik olarak takip edebilirsiniz, eğitim programının ders müfredatı olan metin ve görsel/interaktif kitaplarımıza ulaşabilirsiniz.

Ediz Sözüer

Sende yorum yazabilirsin