Tesbihat İnsanın Aktif Kalmasını Sağlar

Kâinatta yaratılan bütün canlılar Allah’ı (cc) anar. Şuur sahibi olarak Allah’ı tesbih eden insan duanın makbul olacağı zaman dilimlerini gözetler.

Duanın kabule en yakın olduğu zamanlardan biri de farz namazlarından sonraki andır. Yüzüncü Yıl Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tasavvuf Tarihi ve Felsefesi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Abdulhakim Yüce, namazlardan sonra yapılacak en güzel şeyin ‘evrensel koroya‘ katılıp Allah’ı tesbih etmek olduğunu söylüyor. Yüce, “Namaz tesbihâtı, tesbih, hamd, tekbir, salâvat, esma-i hüsna gibi dua ve zikrin değişik unsurlarının yanında, başlı başına bağımsız bir dua kısmını da ihtiva ettiğinden ötürü önemlidir. Bir nevi namazımızın meyvesi tesbihlerdir.” diyor.

Namazlardan sonra yapılan tesbihat insanın canlılığının merkezi kalbini korur. Yüce, “Kişi dinin direği olan namazla günahlarından arınmış ve nefis henüz günah işlemeye fırsat bulamamıştır. Bu durumu elbette iyi değerlendirmek gerekir. Yapılacak en güzel şey, değer ölçümüz olan duaya sarılmak ve coşkuya ve vecde katılıp Rabb’imizi tesbih etmektir.” diye konuşuyor. Yüce, Peygamber Efendimiz’in (sas) de namazlardan sonra tesbih çektiğini ve ashabına tavsiye ettiğini anlatıyor. Namazlardan sonra yapılan dualar İslam âleminin değişik coğrafyalarında farklılık gösterse de Hz. Peygamber’in sünnetlerine dayanıyor. Yüce, “Peygamberimiz ve sahabeden sonra bir farz namazı kıldıktan sonra diğer namaz vaktine kadar süreyi zikir ve tesbihle geçiren nice Allah dostları vardı.” diyor.

Neşe Polat / Zaman Gazetesi

Sende yorum yazabilirsin