Tesettür farzdır

      Tesettür; “s-t-r” kökünden ve “setretmek” fiilinden türemiştir. Lûgatte örtünmek, gizlenmek, bir şeyin içinde veya arkasında gizlenmek mânâsına gelmektedir. Bir fıkıh terimi olarak ise erkek ve kadının şer’an örtülmesi gereken yerlerini örtmesi demektir. Evet, İlâhî rahmet olarak gelen İslâm dini, esfel-i sâfilîne yuvarlanan insanlığı ıslâh etmek için birtakım emir ve yasaklar getirmiştir. Bu emirlerden birisi de tesettür emridir. Bu emrin yer aldığı âyetler ise şunlardır: “Ey Peygamber; hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin hanımlarına söyle. Baş ve boyunlarını örtmek için cilbablarını üzerlerine alsınlar.”1 “Mü’min kadınlara da söyle: Gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Ziynet yerlerini açmasınlar. Bunlardan kendiliğinden görünen kısmı müstesnadır. Başörtülerini yakalarının üstüne koysunlar.”2

      Bediüzzaman Hazretleri ise “Kur’ân merhameten, kadınların hürmetini muhafaza için, hayâ perdesini takmasını emreder. Tâ hevesat-ı rezilenin ayağı altında o şefkat madenleri zillet çekmesinler. Âlet-i hevesat, ehemmiyetsiz bir meta’ hükmüne geçmesinler.”3 buyurarak Kur’ân’da yer alan tesettür emrinin önemine değinmiştir. Aynı zamanda “Kadınlar hilkaten zayıf ve nazik olduklarından, kendilerini ve hayatından ziyade sevdiği yavrularını himaye edecek bir erkeğin himaye ve yardımına muhtaç bulunduğundan, kendini sevdirmek ve nefret ettirmemek ve istiskale mâruz kalmamak için fıtrî bir meyli var.”4 diyerek kadınların korunmaya ihtiyacı olduğundan tesettüre fıtraten meyilli olduğunu ifade etmiştir.

      “Hem kadınlarda ecnebî erkeklere karşı, fıtraten korkaklık, tahavvüf var. Tahavvüf ise, fıtraten, tesettürü iktiza ediyor. Çünkü sekiz dokuz dakika bir zevki cidden acılaştıracak sekiz dokuz ay ağır bir veled yükünü zahmetle çekmekle beraber, hâmisiz bir veledin terbiyesiyle, sekiz dokuz sene, o sekiz dokuz dakika gayr-ı meşrû zevkin belâsını çekmek ihtimali var. Ve kesretle vâki olduğundan, cidden şiddetle nâmahremlerden fıtratı korkar ve cibilliyeti sakınmak ister. Ve tesettürle, nâmahremin iştahını açmamak ve tecavüzüne meydan vermemek, zayıf hilkati emreder ve kuvvetli ihtar eder. Ve bir siperi ve kalesi, çarşafı olduğunu gösteriyor.“5

      “Elhâsıl: Nasıl ki kadınlar kahramanlıkta, ihlâsta, şefkat itibarıyla erkeklere benzemedikleri gibi, erkekler de o kahramanlıkta onlara yetişemiyorlar. Öyle de, o mâsum hanımlar dahi, sefahatte hiçbir vecihle erkeklere yetişemezler. Onun için, fıtratlarıyla ve zayıf hilkatleriyle nâmahremlerden şiddetli korkarlar ve çarşaf altında saklanmaya kendilerini mecbur bilirler.”6

 

Said YÜKSEKDAĞ

said_yuksekdag@hotmail.com

 

Dipnotlar:

1) Ahzab Sûresi, 59. âyet.

2) Nûr Sûresi, 31. âyet.

3) Sözler, Said Nursî, s. 663, Yeni Asya, 2013

4) Lem’alar, Said Nursî, s. 454, Yeni Asya, 2013

5) A.g.e. S. 455.

6) A.g.e S. 467.

 

 

1 tane yorum yapılmış

  1. hakan bobur dedi ki:

    harika

Sende yorum yazabilirsin