Teşvik Sadakası

İnsandaki duygulardan bazısının ihtiyaçlarının karşılanması ile gıdasını alıp tatmin olmaktadır. Duygularımızdan bazısı da öğrenme ve anlamaya ihtiyaç bile hissetmezler. Ancak bazıları var ki kesinlikle hatırlanmaya, teşvik edilmeye ve ilgi gösterilmeye muhtaç oluyorlar.[1] Bu konu, yaratılış ve yapımızda mevcut olan bir hakikattir. Şerde dikkatli olurken, hayırda dahi dikkatli ama müşevvik olmak, imanın, uhuvvetin ve insanlığın gereğidir. Bu noktadan hareketle; evde eşimiz ve evlâdımızın yaptığı en küçük bir hizmet, güzellik ve başarıyı; teşekkürle teşvik ederken, toplum da insanların yaptıkları hizmet, güzellik ve başarılarına teşekkür ederek teşvik etmelidir.

Bu güzel hasleti aynı anlayış ve fikri paylaştığımız arkadaşlarımızdan esirgememeliyiz. Bizim teşvike muhtaç olduğumuz gibi onlar da muhtaçtır. Belki onlar bizden daha fazla muhtaçtırlar. En ziyade yara alanlar cephede olanlardır. Dolayısıyla suyun, en fazla susayana verilmesi gibi, en fazla teşvik edilmeye muhtaç olanlar öncelikle teşvik edilmelidir.

Hayırda sınır olmamakla beraber, hayra teşvik ve tahrik edilirken ölçülü olmak, hikmetle hareket etmenin gereğidir. Peygamberimizin “Kardeşinizin yüzüne karşı iltifat ederken dikkatli olunuz.” manasındaki ikazını hatırlayalım. Tehlikeli olması söz konusu olan bu nevi iltifat, farklı ve hatalı mecralara insanı sevk edebiliyor. Fazilet füruşluk nevinden alınan teşvikleri kötüye kullanmak, insanı sorumlu kılar. Bu cümlelerden olmak üzere kardeşlerinizin yaptığı bir ders, okuduğu aşir, yazdığı yazı, ettiği hizmet, vb. şeyler, doğrudan zatınız ile alakalı olmasa dahi muhataplar adına teşekkür ederek teşvik etmek, unutmayın sizin sevap hanenize yazılan içtimai bir ibadet, kardeşâne kılınan ve yapılan ibadettir. Zira inanan insanların yardımlaşması Allâh (cc) ve Resulü’nün (asm) emridir.

Binlerce teşvik de alsa da yaratılışı itibari ile yine de doymayan insanın pusulası “Hasbünallahü ve ni’mel vekil.”diyerek Allah’ı vekil kılmaya kanaat etmek, O’na sığınmak, O’nun rızasını, teşvikini almak, sayısız manada mahlûkatının teşvikinden daha esaslıdır, daha müşevviktir. O kabul ettikten, razı olduktan sonra gayrın teşvikinin kıymeti yok, tesiri de yok.

Teşvik, Risâle-i Nur’da fevkalade ehemmiyetle işlenen konuların başlarındadır. İhlâs Risalesi’nde “Bu dünyada” ifadesi ile başlayıp dokuz “en”ler ile kuvvetleştirilir. Her düstur bir mühim prensibin ehemmiyetini idrak etmeye ve tatbik etmeye teşviklerle doludur. İhlâsı kıran manileri anlatırken onları yapmamaya, ihlâsı kazanmanın sebeplerine de teşvik yapılmaktadır.  Teşvik konusunda bir husus daha var ki, enfüsi olanıdır. Kendimizi, istikametle hayata, hayrata ve hizmete devamda teşvik etmektir. Bu husus tehlikeli olmanın yanında ölçülü ve dikkatli olma konusunda insana moral verir, gayrete getirir. Tehlikeli olanı ise nefsi, istisnasız savunmak maksatlı desteklemektir. Faydalı olanı ise istikamete sokmak maksatlı teşviklerin zevkli olacağı tartışmasızdır.

Başkasının sizi teşvik etmesi hoşunuza giderken, sizin teşvikinizin de başkasının hoşuna gittiğini unutmayınız.

Mehmet Çetin

mehmetcetin.de

27.12.2012.Çiftehavuzlar-Çiğli-İzmir

Sende yorum yazabilirsin