Toplumun Temelli Aile İse, O Zaman Aile Nere Gidiyor?

Türkiye İstatistik Kurumunun yayınladığı istatistiklere göre, 2013 yılında evlenen çiftlerin sayısı önceki yıla göre %0,6 azalarak 600 bin 138′e düşerken, boşanma sayısı bir önceki yıla göre %1,6 artarak 125 bin 305′e yükselmiş. En yüksek boşanma hızı binde 2.25 ile Ege Bölgesi, binde 2.08 oranıyla Batı Anadolu Bölgesi takip etmektedir.

Görüldüğü üzere evlilikler binde altı azalmış, boşanmalar ise binde on altı artmıştır. Boşanma oranlarının evlilik oranlarını üçe katlaması, anayasada “toplumun temeli” olarak nitelenen aile nereye gidiyor?” sorusuna gene toplum olarak cevap verilmesi gerekir.

Cenab-i Allah Kur’an’ı Kerim’de şöyle buyurur:”Kaynaşmanız için size kendi cinsinizden eşler yaratıp da aranızda sevgi ve merhamet peyda etmesi de O’nun varlığının delillerindendir. Doğrusu bunda, iyi düşünen bir kavim için ibretler vardır.” (Rûm, 21)

Yukarıda ki ayet’te belirtildiği üzere evlilik sosyal bir maslahattır.  İnsan varlığının devamı ve nesebin korunması ancak meşru bir evlilikle sağlanabilir. Çünkü evlilik hukuki bir akit ve sözleşmedir. Gelip geçici bir zevk değildir. Eşler arasında huzur, güven ve yakınlıktır. Dünyaya ait aile mutluluğu; ahiret’te de devam edeceğini Cenab-i Allah (cc) şöyle buyurur: “Onlar ve eşleri gölgeler altında tahtlara kurulurlar” (Yasin,56) işte bu ayet’te de anlaşıldığı üzere kadın-erkek beraberliğinin cennet’te de devam edeceğini müjdeliyor.

Bediüzzaman, evliliği şöyle izah ediyor:

“Saadetin esaslarından nikâh ise: Evet, insanın en fazla ihtiyacını tatmin eden kalbine mukabil bir kalbin bulunmasıdır ki; her iki taraf, sevgilerini aşklarını, şevklerini mübadele etsinler ve lezâizde birbirine ortak, gam ve kederli şeylerde de yekdiğerine muavin ve yardımcı olsunlar. Evet, bir işte mütehayyir kalan veya bir şeye dalarak tefekkür eden adam –velev zihnen olsun- ister ki, birisi gelsin, kendisiyle o hayreti o tefekkürü paylaşsın.

Kalblerin en latifi, en şefiki kısm-ı sânî ile tâbir edilen kadın kalbidir. Fakat kadın ile ruhî imtizacı (geçimi) ikmal eden, kalbî ünsiyet ve ülfeti itmâm eden, sûrî ve zahirî arkadaşlığı samimîleştiren, kadının iffetiyle ahlâkseyyieden temiz ve pâk bulunması ve çirkin ârızalardan hâlî olmasıdır.” (İşaretü’l- i’caz, mukaddeme)

Evlilik dünyada huzur ve saadetin esası olduğu kadar; ahiret’te de daha güzel ve sonsuz bir beraberlik vardır. Bu nedenle evliliğin devam edebilmesi için eşler dünyada sevgi ve mutlulukta nasıl beraber iseler; gam ve kederde de beraber olsalar o zaman evlilik devam eder. Ne yazık ki, boşanmaların çoğuna bakıldığı zaman eşlerin birbirlerine tahammül göstermediklerinde, basit bahaneleri büyüterek, bu mukaddes yuvayı bozuyorlar.

Mevzu ile alakalı ibretli bir hadise:

Bir gün tanıdığım biri ile karşılaştım, üzgün bir durumunu görünce hal hatır sordum. Derinden bir iç çekmeye başladı, hasbıhalden sonra dedi ki: Evlenme çağına gelmiş bir kızım vardı, mizacı aileme ve terbiyemize uygun olmayan birisi oğlu için istekte bulundu, vermedim.

Kızım, ısrarla “baba, ben o kişiyle evlenmek istiyorum, sen ne karışıyorsun”, dedi. Ben de kızım bu çocuk sana uygun değil, sen inançlı namazlı niyazlı, aile terbiyesi görmüş, tahsilli birisisin. Evlenmek istediğin kişi ise tam tersine; sana uygun değil, seni bir sarhoşa vermekle, gönlüm razı olmaz, dedim.

Birkaç gün sonra bizden habersiz; nüfuz dairesine sevdiği kişi ile gider evlenme kaydını yapar, ondan sonra onunla kaçmasın mı? Durumdan haberdar olduğum zaman çok üzüldüm ne yapacağımı şaşırdım. Bu hareket İslam’a ve insanlığa da uygun olmadığı gibi; örf, âdet ve kültürümüze de uygun değildi, ne yapayım? Düşündüm, düşündüm arkadaş başa gelen çekilir, bu saatten sonra barış ve maslahat yolu ile meseleyi çözmek lazım, bu nedenle çocuğun babasını çağırdım, kızımı tekrar evime getir, ondan sonra gelin nişanınızı yapın  “hasbunallah” dedim.

Kızın nişanına müteakip düğününü de yaptık, iki sene sonra kızım evime geldi, “baba yüzüm sana karşı karadır, o sarhoşla evlenmekle hata yaptım. Her gün dayak, küfür artık bıktım, nereye kadar gidecek, boşanmaya karar verdim,” dedi. Kızım zamanında sana söyledim, beni dinlemedin, bari şimdi beni dinle, biraz idare et ne olur. “Baba, bir kere boşanmaya karar verdim,”dedi. Bu zamanda gençler için evlenmek kolay olduğu kadar boşanmak ta o kadar kolaydır. Genç yaşta, çocuğuyla ortada kaldılar. Ben de annesi de üzgünüz, ne yapalım? Üzülmemek elden değildir… Ancak sabır tavsiye edebildim.

İşte boşanmaların çoğuna bakılırsa yanlış ve aceleye getirilen evliliklerdir. Çünkü bu tür evliliklerin karar mercii ya sokaklar, ya otobüs durakları veya internetlerdir. Dolayısıyla evlilik sözleşme mahalli sokaklar olunca istikrarlı da olamıyor. Zaten bu tür evliliklerde, eşler arasında en ufak bir müsamaha da beklenilmez, ayrılmak istiyoruz dedikten sonra ayrılıyorlar. Ne ebeveynlerini ne de ortada kalan çocuklarını düşünmezler.

Hadis-i şerifte beyan edilmiş ki, evlilikte üç şey aranır: Güzellik, zenginlik ve dindarlıktır. Peygamberimiz(asm) dindar olanı önermiştir. Bu nedenle evlilik için denklik araştırması yapılırken en başta dinî yönden aranır. Dinî yönden dengiyle evlenememiş olanlar da, eşlerden hangisi daha dindarsa, diğeri onun dindarlığını taklide çalışmalıdır. Yoksa güzellik ve zenginlik için evlilik yapılıyorsa ikisi de geçicidir, zenginlik te, güzellik te bugün var yarın olmayabilir. 

Netice-i kelam, Toplumun temeli aile ise, o zaman aile nere gidiyor? Sorusuna, toplum olarak ta cevap vermemiz gerekir. Vaktiyle sahabelerin de bulunduğu bir ortamda, bir genç efendimizin huzuruna gelir; kebair bir günah işlemek arzusunda olduğunu söyler. Bunun üzerine Resulullah (asm) hiç kızmadan o genci yanına oturtur, nasihatte bulunur. Genç, o nasihatten sonra tövbekâr biri olur. Biz dahi toplum olarak gençlerimize yanlış evliliklerin beraberinde getirecekleri zararları; doğru evliliklerin fayda, önem ve ehemmiyetini anlatsak, o zaman boşanmalar da asgariye iner, toplum dahi bu manevi sorumluluktan kurtulmuş olur.

Evlenme ile ilgili doğru reçete ve doğru çözüm yolu Risalei Nur eserlerinden, Lem’alar kitabın yirmi dördüncü lem’asında vardır.

Rüstem Garzanlı/Diyarbakır

07.04.2014

www.NurNet.org

1 tane yorum yapılmış

  1. chat dedi ki:

    Hocam aile toplumsal olarak değişime uğramaktadır. Aile kavramlarını asla unutmamalı bence. Aile kavramlarına sahip çıkmalı.

Sende yorum yazabilirsin