Türkiye’de Domuz Kılı Gerçeği!

İnsan-hayvan ilişkisinin toplumların maneviyatına olan etkisi hayvansal üretim ve tüketim desenini belirleyen önemli bir faktördür. Örneğin Hindular’da inek kutsal, dinimizde ve Yahudilikte domuz eti haramdır. Orta Asya ülkelerinde at eti ve sütü, Uzak Doğu ülkelerinde köpek, Afrika ülkelerinde böcek, kemirgen vb. hayvanlar besin maddesi olarak değerlendirirken, bazı toplumlarda ve dînî inanışlarda bunlar pis, necis, mekruh, yenilmez, yenilmesi yasaklanmış, kerahat, haram gibi tabirlerle yenilmez kabul edilmişlerdir (1,2,3,4,5).

Domuz eti dinimizde haram kabul edilirken, deniz hayvanları, tek tırnaklı hayvanlar, haram kabul edilen hayvanlardan istihâle yoluyla elde edilen başkalaşmış ürünlerin helallik ve haramlık mevzuu günümüze kadar tartışıla gelmiştir. Hatta yiyecekleri hazırlayan şahısların manevi hallerinin yiyecekler vasıtasıyla tüketenlerin manevi hallerini olumlu ya da olumsuz etkilediği dini literatürlerde yerini almıştır (6,7,9,10,24). Konu ile ilgili olarak Şah-ı Nakşibend (k.s) gafletle, öfkeyle ya da zorla pişirilen bir yemeği kendileri yemedikleri gibi sâliklerine de yedirmemişlerdir. Rivayete göre dostlarından birisi kendilerine bir ekmek hediye getirdiğinde: “Bize bu ekmeği yemek lâyık değildir. Zira ekmek gazap ile yoğruldu ve gazap ile pişirildi” buyurarak ekmeği pişiren kişinin maneviyatındaki olumsuzluğun onu tüketenin maneviyatını da olumsuz yönde etkileyeceğini belirtmiştir.

Yine: “ Bir gıda, yenecek bir nesne her ne olursa olsun, gaflet ile veyahut gazap ile veyahut kerahatle meydana gelse o nesne mekruhtur. O nesnede hayır ve bereket yoktur. Zira ona nefs ve şeytan yol bulmuş… Elbet ve elbet onu yiyen kimsede mutlaka çirkin bir netice zuhur eder. Bu sebepten, dikkatli ve Allah’ı düşünerek pişirilen ve Allah’ı düşünerek yenen helâli hâlisten hayır doğar. Bu halkın hâlis ve Sâlih amel işlemeye muvaffak olmamalarının sebebi yemede, içmede bu dediklerimi nazarı itibare almadan ihtiyatsızlık etmeleridir. Her ne hal olursa olsun, bilhassa namazda huşu, hudu ve kısaca huzur mazAllah sıfatına nail olabilmek, neşve ile göz yaşları dökerek namazı kılabilmek helal lokma yemeye ve Hakkı düşünerek yemeği pişirip Mevlâ’nın huzurunda imiş gibi yemek yemeye bağlıdır. Vücudu haram lokma ile hallolmuş bir kimse namazdan bir neşve duyamaz” diyerek yiyeceğin insanın manevi hayatına nasıl tesir ettiği açık bir şekilde beyan edilmiştir (10).

II. Bâyazid zamanında hazırlanan kanunnamelerde aşhanelerde kâfir çalıştırılmaması, berberlerde kafirlerin tıraşında kullanılan usturanın Müslümanların tıraşında kullanılmaması ve kafirlerin yüzlerinin silindiği havlularla Müslümanların yüzlerinin silinmemesi hükme bağlamıştır (23). Bu durumda yiyecek ve içeceklerin bileşimine giren maddelerin helallik, haramlık ve şüphelilik durumları ile yiyecek ve içeceklerin hazırlanmasında çalışanların manevi durumlarının sorgulanması büyük önem arz etmektedir (6,7,9,10,23,24).

Günümüzde yiyecek ve içeceklerin helallik ve haramlığı konusunda özellikle domuz ve at eti, jelatin, karmin, kıldan elde edilen sistein ve peynir mayası sıkça tartışılırken ve yiyecek ve içeceklerdeki varlığı yoğun şekilde araştırılırken, domuz kılının yiyeceklerle yaygın şekilde teması gerçeği gözden kaçmaktadır (2,4,11). Konu hakkında yapılmış bilimsel çalışmaların ve somut verilerin yetersizliği, gerçeğin ortaya çıkmasına engel teşkil etmektedir. Bu çalışma ile ülkemizde domuz kılının yiyeceklerle ne kadar yoğun şekilde temas ettiği ortaya konulmuş ve konu ile ilgili toplumun ve yetkililerin dikkati çekilmeye çalışılmıştır.

BOYACILIK VE KOZMETİKTE KULLANILAN FIRÇALAR

Boyacılık ve kozmetik alanında kullanılan fırçalar sentetik ya da doğal kıllardan yapılmaktadır. Doğal kıl olarak en çok domuz, keçi, at ve porsuk kılı kullanılmaktadır. Domuz kılı yağlı boya ve tıraş fırçası yapımında yoğun olarak kullanılırken, keçi kılından saç fırçası, porsuk kılından sakal fırçası ve at kılından ise badana fırçası yapımında yararlanılmaktadır (3,12,13).

KILLARIN MAKROSKOBİK VE MİKROSKOBİK YAPISI

Kılların dış tabakası kütiküla adı verilen kiremit şeklinde dizilmiş keratin tabakasından oluşmaktadır. Kılı bir ağaç gibi düşünürsek kılın kütiküla tabakasını ağacın kabuğuna benzetebiliriz. Ağacın kabuğuna bakarak türünü anlayabildiğimiz gibi, kılın kütiküla tabakasına bakarak hangi hayvan türüne ait olduğunu belirleyebiliriz. (14,15,16,17).

Yapılan bir çalışmada domuz kılı uçlarının 4-20 adet dallara ayrıldığı ve bu özelliğin fırça yapımında kullanılan diğer hayvan türlerinin hiçbirisinde bulunmadığı bildirilmiştir. Domuz kılındaki tipik dallanma Resim-1’de gösterilmiştir. Bu durum domuz kılının suyu ve boyayı çok iyi emerek tutmasını ve sürüldüğü yüzeye boyanın en güzel şekilde tutunmasını sağlamaktadır. Bu nedenle domuz kılı yağlı boya ve sakal fırçası yapımında yoğun olarak kullanılmaktadır (3,12,14,15).

Resim 1 - Domuz Kılının Tipik Dallanması

Resim 1 – Domuz Kılının Tipik Dallanması

Domuz kıllı tıraş fırçalarının suyla temas edince kılların öbekleşmesi ve tipik olarak açan bir çiçeği andırması Resim-2’de gösterilmiştir. Bu özellik fırçanın domuz kılından yapılıp yapılmadığının anlaşılabilmesini kolaylaştırmaktadır (12).

Resim 2 - Islanmış Domuz Kılı Fırçanın Görünümü

Resim 2 – Islanmış Domuz Kılı Fırçanın Görünümü

Yapılan bir çalışmada domuz, at, keçi ve koyun türlerine ait kıl örnekleri ile yağlı boya fırçası, sakal fırçası ve saç fırçasına ait kıl örnekleri mikroskopta incelenmiş ve mikroskobik görünümlerinin fotoğrafları çekilerek karşılaştırılmıştır (Resim-3). Resim-3’ten de anlaşılacağı üzere yağlı boya fırça kıllarının kütüküla tabakası ile domuz kılı kütiküla tabakasının, saç fırçası kıllarının kütüküla tabakası ile keçi kılı kütiküla tabakasının birbirinin aynı olduğu tespit edilmiştir (18).

Resim 3 - Çeşitli hayvan türleri ve fırça kıllarına ait mikroskobik görüntüler

Resim 3 – Çeşitli hayvan türleri ve fırça kıllarına ait mikroskobik görüntüler

Fırça üreticileri ile yapılan mülakatta yağlıboya fırçası ile tıraş fırçalarının çoğunun domuz kılından, saç fırçasının keçi kılından, badana fırçasının ise at kılından yapıldığı anlaşılmıştır. Bu durum yukarıda bahsedilen çalışma sonuçlarını desteklemektedir.

Domuz kılının ülkemizde yoğun olarak kullanılmasını doğrular nitelikte olan ve Türkiye İstatistik Kurumu’nca yayımlanan raporlardaki rakamsal veriler Çizelge-1’de sunulmuştur (19).

Çizelge 1 - Türkiye’nin son altı yıl domuz kılı ithalat ve ihracat rakamları

Çizelge 1 – Türkiye’nin son altı yıl domuz kılı ithalat ve ihracat rakamları

DOMUZ KILINI LABORATUVARA GEREK OLMADAN NASIL ANLARIZ ?

Fırça kılının domuza ait olup olmadığını laboratuara gerek duymaksızın gözlem ve çok basit bir deney kombinasyonu ile tespit edebiliriz. Bunun için öncelikle fırça kıllarının uçlarına bakılır. Fırça uçları dallanma göstermiyorsa ya plastiktir ya da domuz dışında başka bir hayvan türüne aittir. Eğer kıl uçları dallanma gösteriyorsa ya domuza aittir (domuz dışında hiçbir hayvan türünün kıl uçları dallanma göstermez) ya da plastiktir. Uçları dallanma gösteren kılların domuza mı ait yoksa plastik mi olduğunu anlamak için ise kıllar yakılır. Plastikse yanma sonucu kılda tipik topaklanma olur ve oluşan yanık topaklanması parmaklar arasında kolayca ezilmez. Kıllar domuza aitse yanma sonucu oluşan topaklanma parmaklar arasında kolayca ufalanır ve tipik yanık tüy kokusu hissedilir. Özetlersek,

  1. Kıl uçları dallanıyorsa,
  2. Yakıldığında kılların yanan yerinde meydana gelen topaklanma kolayca ufalanıyorsa ve tipik yanık tüy kokusu hissediliyorsa kılların domuz kılı olduğuna hükmedebiliriz.  

DOMUZ KILININ YİYECEKLERLE TEMASI GERÇEĞİ

Domuz kılı fırçaların üretim amacına uygun olarak boyacılık alanında kullanılması konumuz dışıdır. Vurgulanmak isten domuz kılı fırçaların üretim amacının dışında yiyeceklerin fırçalanmasında ve cilalanmasında yoğun şekilde kullanıldığı gerçeğidir. Mutfaklarımızda, fırın, pastane, lokanta, pide ve kebap salonlarında ekmek, pide, börek, poğaça, simit vb. yiyecekler söz konusu fırçalarla fırçalanmakta, üzerleri yumurta, yağ, yoğurt vb. malzemelerle cilalanabilmektedir. Bu uygulamalar sırasında fırça kıllarının uçları mikro düzeyde koparak yiyeceğe yapışabilmektedir. Böylece domuz kılı parçalarının yiyecekler vasıtasıyla tüketilme riski ortaya çıkabilmektedir (3,20).

Resim 4 - Domuz Kılı Fırçanın Yiyeceklere Teması

Resim 4 – Domuz Kılı Fırçanın Yiyeceklere Teması

DOMUZ KILININ YİYECEKLERLE TEMASININ DİNİMİZDEKİ VE YASAL MEVZUATTAKİ YERİ

Domuz eti Kur’an-ı Kerim’de Bakara 173, Maide 3, En’am 145 ve Nahl 115. ayetlerle yasaklanmıştır (2). Domuz kılı fırçaların yiyeceklerle temasına ve tıraşta kullanılmasına ilişkin ise T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulunca aşağıdaki hüküm verilmiştir:

Kur’anda sadece domuzun etinin haramlığından söz edilse de, İslam bilginleri, En’am Suresi’nin 145. ayetinde domuz için kullanılan “rics” ifadesi ile, A’raf Suresi 157. ayetindeki “… onlara pis ve murdar olan şeyleri haram kılar” ifadelerini birlikte değerlendirmişler ve domuzun her şeyinin haram olduğunu belirtmişlerdir.

Buna göre, domuzun bütün parçaları “meyte” (ölü hayvan) hükmünde olup dinen necis/pis sayılmıştır. Domuzdan elde edilen her türlü ürünün yenilmesi, içilmesi ve kullanılması dinimizde yasaklanmıştır. Bu itibarla, “domuz kılından yapılmış fırçalarların, yiyeceklerin cilalanmasında ve fırçalanmasında kullanılması, tıraş olurken yüze sürülen tıraş kreminin köpürtülmesinde domuz kılından yapılmış fırçaların kullanılması dini açıdan caiz değildir” (21).

Domuz kılından yapılmış fırçaların yiyeceklerin fırçalanması ve cilalanmasında kullanılması

  1. 29.12.2011 tarih ve 28157 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Gıda Kodeksi Gıda İle Temas Eden Madde ve Malzemeler Yönetmeliği 2’inci bölümünde yer alan “Genel Kurallar, Aktif ve Akıllı Madde ve Malzemeler İçin Özel Kurallar, Madde ve Malzeme Grupları İçin Özel Kurallar ve Etiketleme” maddesi,
  2. 17.12.2011 tarih ve 28145 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Gıda Hijyeni Yönetmeliği’nin “Gıdalara uygulanabilen hükümler” başlıklı 18’inci maddesi hükümlerine göre yasal olarak da uygun değildir (22).

SONUÇ

  1. Domuz kılı fırçalar yiyeceklerin fırçalanması ve cilalanmasında yoğun olarak kullanılmaktadır.
  2. Bu durum yasal ve dini açıdan uygun değildir.
  3. Üreticiler, tüketiciler ve denetçiler konu hakkında yeterli bilgi ve duyarlılığa sahip değildir.
  4. Konu ile ilgili olarak kamuoyunun bilgilendirilmesine ihtiyaç vardır.
  5. Yiyeceklerin hazırlanmasında gıda ile temas etmesine müsaade edilen fırçalar kullanılmalıdır.
  6. Kozmetik alanında işveren ve çalışanlar konu hakkında bilgilendirilmeli ve müşteri tercihine göre alternatif fırça bulundurulması hususunda meslek odaları gerekli tedbirleri almalıdır.

Ümmiye EKEN

www.NurNet.Org

 

KAYNAKLAR

  1. BEŞİRLİ, H. (2010). Yemek, kültür ve kimlik. Millî Folklor Derg. 22(87): 159-169.
  2. OKUR, K.H. (2009). İslâm Hukuku Açısından Helâl ve Haram Olan Gıdalar ve Bazı Güncel Meseleler. VI. İslâm Hukuku Anabilim Dalı Koordinasyon Toplantısı ve İslâm Fıkhı Açısından Helâl Gıda Sempozyumu. Uludağ/BURSA
  3. HAYLAMAZ, R. (2006). Türkiye’de Domuz Gerçeği. İSTANBUL
  4. BÜYÜKÖZER, H.K. (2011). Yeniden Gıda Raporu & Yediklerimiz, İçtiklerimiz Helal Mi, Haram Mı? ve Sağlığımıza Ne Kadar Uygun? İSTANBUL
  5. KILIÇ, S. (2011). İlahî Dinlerde Yiyecek ve İçecekler. ANKARA
  6. İMAM-I GAZALİ. (2012). Helâller ve Haramlar. İSTANBUL
  7. GÜLEN, F. (2007). Helal Lokma ve İffetli Nesiller. Erişim: [http://www.herkul.org/kirik-testi/helal-lokma-ve-iffetli-nesiller/]. Erişim Tarihi: 03.05.2013.                                                                                                                 
  8. KARAMAN, H. (2012). Günlük Hayatımızda Helâller ve Haramlar. İSTANBUL
  9. ATHAR, S., (2009). İslamda Yasaklanmış Gıdaların İnsan Hormonları ve Davranışları Üzerindeki Etkileri. Erişim: [http://www.gimdes.org/islamda-yasaklanmis-gidalarin-insan-hormonlari-ve-davranislari-uzerindeki-etkileri.html]. Erişim Tarihi: 02.05.2013.
  10. NASRULLAH EFENDİ, (1979). Veliler Başbuğu Şah-ı Nakşibend. Sayfa:60-61. Buhara Yayınları. İSTANBUL
  11. TAYAR, M. (2009). Müzakerecilerin Değerlendirmeleri. VI. İslâm Hukuku Anabilim Dalı Koordinasyon Toplantısı ve İslâm Fıkhı Açısından Helâl Gıda Sempozyumu. II. Oturum. Uludağ/BURSA
  12. ANON., (2011). Tıraş Fırçalarına Genel Bakış. Erişim:[www.http://tiraskeyfim.blogspot.com/2011/09/tras-frcalarna-genel-baks.html]. Erişim Tarihi: 30.04.2013.
  13. ANON., (2013). Helal Kozmetik Genel Kılavuzu. TST 201391431 Helal Kozmetik Türk Standartları Enstitüsü. ANKARA
  14. FIRAT,U.B., ARMUTAK,A., BOZKURT H., ÇÖREKÇİ İ., AKTAŞ A., DAĞLIOĞLU S. (1998a). Ülkemizde Yaşayan Bazı Evcil ve Yabanıl Hayvanların Kıl Yapıları Üzerinde Karşılaştırmalı Morfolojik Çalışmalar. 2. Çifttırnaklılar ve Etçillere Dahil Bazı Yabanıl Hayvanların Kıl Yapılarının Karşılaştırılması. İstanbul Üniv.Vet.Fak.Derg. 24(2): 275-292.
  15. FIRAT,U.B., ARMUTAK,A., BOZKURT H., ÇÖREKÇİ İ., AKTAŞ A., DAĞLIOĞLU S. (1998b). Ülkemizde Yaşayan Bazı Evcil ve Yabanıl Hayvanların Kıl Yapıları Üzerinde Karşılaştırmalı Morfolojik Çalışmalar. 3. Tektırnaklılar Takımına Dahil Bazı Türlerin Kıl Yapılarının Karşılaştırılması. İstanbul Üniv.Vet.Fak.Derg. 24(2): 293-302.
  16. FIRAT,U.B., ARMUTAK,A., BOZKURT H., ÇÖREKÇİ İ., AKTAŞ A., DAĞLIOĞLU S. (1998). Ülkemizde Yaşayan Bazı Evcil ve Yabanıl Hayvanların Kıl Yapıları Üzerinde Karşılaştırmalı Morfolojik Çalışmalar. 4. Çifttırnaklılar Takımına Dahil Bazı Evcil Türlerin Kıl Yapılarının Karşılaştırılması. İstanbul Üniv.Vet.Fak.Derg. 24(2): 303-311.
  17. ÖZEN, C., (2006). Kıllarla Hüviyet Tespiti. Adli Tıp Derg. 20(3): 29-31.
  18. SAVAŞÇI, R., (2013). Domuz Kılı Fırçalar. Türk Veteriner Hekimleri Birliği Dergisi. 1(2):61-65.
  19. ANON., (2013).Türkiye’nin son beş yıl domuz kılı ithalat ve ihracat rakamları. Türkiye İstatistik Kurumu. Erişim: [www.http://tuikapp.tuik.gov.tr/disticaretapp/menu.zul]. Erişim Tarihi: 24.03.2013.
  20. TEKİNEL, S.S. (2010). Domuz Kılı Fırçaya Alternatif Var! Erişim: [www.http://gidaraporu.com/kil-fircalar_g.htm]. Erişim Tarihi: 01.05.2013.
  21. ANON., (2013). Din İşleri Yüksek Kurulu Soru Cevaplandırma Platformu. T.C. Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı.ANKARA
  22. ANON., (2011). Türk Gıda Kodeksi Gıda ile Temas Eden Madde ve Malzemeler Yönetmeliği.
  23. AKGÜNDÜZ, A. ve ÖZTÜRK, S., (2000). Bilinmeyen Osmanlı. İSTANBUL
  24. NURSİ,S. (2012). Latif Nükteler. İSTANBUL

13 tane yorum yapılmış

  1. Engin dedi ki:

    Insan hakkı arıyor ama maalesef hakkın dibindekiler hakkın kıyısıyla ilgileniyor/ilgilendiriyor.

    “BU ZAMANDA İKİ DEHŞETLİ HAL VAR” diye nazar-ı dikkati deccalizm ve süfyanizme çekip Risale-i Nurun bu dehşetli hallere nasıl mukabele ettiğini butun aleme gösteren Ustadın ve de has talebelerinin (Mehdiyet) arkasındaki saflarda bulunan bizlerin domuzun ölüsünün kılıyla mesai geçirmesini anormal gördüm, burada beliriyorum. Eğer yanlışım varsa bilmek isterim. Hani üstad buyuruyor “Hakaik-ı imaniyeye hizmet eden en ufak bir mesele küçük değildir, büyüktür” (Mektubat) bu kıl meselesi imandan mıdır fıkıhtan mı? Yoksa ben halat-ı his nevinden cerbeze mi yapıyorum. …

    • Hasan dedi ki:

      Meselâ o doktorun bahsettiği gibi, hınzırın etinden bildiği zarardan, hastalıktan başka “Hınzır eti yiyen, bir cihette hınzırlaşır.”
      {(Haşiye) Acaba Firengistan’ın bu kadar hârika terakkiyat-ı medeniyetiyle ve kemalât-ı fenniyesiyle ve insaniyetperverane ulûmuyla ileri gittiği halde; o terakkiyat ve kemalâta ve ulûma bütün bütün zıd olan maddiyyunluk ve tabiiyyunluk zulümatında hınzırcasına saplanmalarında, hınzır etinin yemesinin medhali yok mudur? Soruyorum. İnsan beslendiği şey ile mizacı müteessir olduğuna delil, “Kırk günde hergün et yiyen, kasavet-i kalbiyeye düçar olduğu” darb-ı mesel hükmüne geçmiştir.}
      kaidesiyle o hayvan, sair hayvanat-ı ehliye gibi zararsız yayılmıyor. Etinden gelen menfaatten ziyade, çok zarar îras etmekle beraber; etindeki kuvvetli yağ, kuvvetli soğuk memleketi olan Firengistan’dan başka tıbben muzır olduğu gibi, manen ve hakikaten çok zararlı olduğu tahakkuk etmiş.
      İşte bu gibi hikmetler onun haram olmasına ve nehy-i İlahî taallukuna bir hikmet olmuştur. Hikmet her ferdde ve her vakitte bulunmak lâzım değildir. O hikmetin tebeddülü ile illet değişmez. İllet değişmezse hüküm değişmez. İşte bu kaideye göre o bîçare adamın ne kadar şeriatın ruhundan uzak konuştuğu anlaşılsın. Şeriat namına onun sözüne ehemmiyet verilmez. Hâlık’ın çok akılsız feylesoflar suretinde hayvanları vardır.

      LatifNükteler – 92

    • Fatih dedi ki:

      Yukarda da yazdığı gibibu maddeler insanın maneviyatını etkiledigi için bence iman hizmetinin bir cüz’ü olabilir

  2. SukruPasa dedi ki:

    İslami hassasiyetlere ait bir konu olduğu için faydası olur, zararı olmaz. Domuz kılı hakkında bilgilenmekte de zarar yoktur inşallah.

  3. Kalem dedi ki:

    Engin bey, İmani konulara odaklandığımız doğrudur fakat Peygamber Efendimizden başlayarak tüm peygamberler, tüm sahabiler ve Üstad’da dahil olmak üzere bütün alimler ve evliyalar helal lokma ve hayat tarzımızın bizim karakterimizi şekillendirdiğinde müttefikler. Latif Nüktelerde (Risale-i Nur’da) konu geçiyor. Zaten Hasan bey’de yukarıda bunu aktarmış.

    Ayrıca domuz, ürünleri ve haram olan diğer konular Kur’an-ı Kerim’de geçiyor ve Cenab-ı Hak, Ezeli Kelamında buna yer verdiyse, bizce kesinlikle önemlidir ve üzerinde konuşmaya, çalışmaya ve emek vermeye değerdir.

    Çalışmalar bizce mutlaka daha da detaylandırılmalı hatta Helal Gıda belgesi veren kurumların hassasiyetleri de denetlenmeli ve bu gibi İslami hassasiyetlerimizi geliştiren ve kimliğimizi şekillendiren (kırmızı çizgilerimizi belirleyen) daha çok çalışma yapılıp yayınlanmalıdır.

    Bu vesileyle dua eder dualarınızı bekleriz. Bu çalışmayı yapan Ümmiye hanıma ve siteye ulaştıranlara da sonsuz teşekkür eder, yaptıkları çalışma için tebrik ederiz.

    Eğer Kur’an-ı Kerim’de geçiyorsa.. O zaman mutlaka ve mutlaka çok önemlidir ve bu konuda yapılan çalışmalar bizim için çok değerlidir;

    Konuyla ilgili ayetler;

    2:173 – O, size yalnız şunları haram kıldı: Ölü hayvan, kan, domuz eti, bir de Allah’tan başkası adına kesilen hayvanlar. Sonra kim bunlardan yemeye mecbur kalırsa, başkasının hakkına tecavüz etmemek ve zaruret ölçüsünü geçmemek şartıyla ona da bir günah yükletilmez. Çünkü Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.

    5:3 – Leş, kan, domuz eti, Allah’tan başkasının adı anılarak kesilen; boğulmuş, vurulmuş, yukardan düşmüş, boynuzlanmış, canavar yırtmış olup da canlı iken kesmedikleriniz; dikili taşlar (putlar) üzerine boğazlanan hayvanlar ve fal oklarıyla kısmet (şans) aramanız size haram kılındı. Bunların hepsi doğru yoldan çıkmaktır. Bugün kâfirler, dininize karşı ümitsizliğe düşmüşlerdir. Onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün dininizi kemale erdirdim, size nimetimi tamamladım. Size din olarak İslâmı beğendim. Kim açlıktan daralır, günaha istekle yönelmeden bunlardan yemek zorunda kalırsa, ona günah yoktur. Çünkü Allah bağışlayan, merhamet edendir.

    5:60 – De ki: “Allah katında cezaya çarptırılma bakımından bunlardan daha kötüsünü size haber vereyim mi? Allah, kimlere lanet etmiş ve gazabına uğratmışsa; kimlerden maymunlar, domuzlar ve şeytana tapanlar yapmışsa, işte bunların makamı daha kötüdür ve onlar düz yoldan daha çok sapmışlardır”.

    6:145 – De ki: “Bana vahyolunanda, (bu haram dediklerinizi) yiyen kimse için haram edilmiş bir şey bulamıyorum. Ancak leş, veya akıtılmış kan, yahut domuz eti – ki bu gerçekten pistir yahut Allah’tan başkası adına kesilmiş bir hayvan olursa, bunlar haramdır. Ama kim çaresiz kalırsa, (başkasının hakkına) tecavüz etmemek ve zaruret sınırını aşmamak üzere (bunlardan yiyebilir)” Çünkü Rabbin çok bağışlayandır, merhamet edendir.

    16:115 – O size ancak ölü hayvanı, kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası adına kesilenleri haram kıldı. Her kim bu haram şeyleri yemeye mecbur kalırsa (başkasının hakkına) saldırmadan ve aşırı gitmeden yiyebilir. Şüphesiz Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.

  4. Nurdan dedi ki:

    Engin Bey,
    Lokantaya gittiğinizde önünüze gelen pidenin domuz kılı ile fırçalanarak yağlandığını gözünüzle görseniz gönül rahatlığıyla tüketebilir misiniz? Yoksa bu meseleler kıldan tüyden meseleler, bunlara ayıracak zamanımız yok deyip afiyetle yer misiniz? Bırakınız konusunda uzman olanlar bildikleri meseleleri ve hassasiyetleri insanlarla paylaşsınlar, aydınlatsınlar. Makalenin “DOMUZ KILINI LABORATUVARA GEREK OLMADAN NASIL ANLARIZ?” bölümünü dikkatlice okuyup, yediğiniz gıdalara sürülen fırçaların ne olduğunu sorgulamanızı tavsiye ederim. Sorgulamadan sonra “Elhamdülillah! bir hakikati daha öğrendim, mesele düşündüğüm gibi değilmiş” diyeceğinizi tahmin ediyorum. Selam ve dua ile…

  5. Ender Bedük dedi ki:

    Bu domuz kılı ile mücadele edip sağlığımızdan ziyade manevi zarara uğramamak için çevremizi bilinçlendirip bu domuz kılından kurtulmak için her ne gerekiyorsa yapalım.

  6. Veli dedi ki:

    Bu yazıyı kesinlikle tarım bakanına ve meslek odalarına göndermek ve gerekli önlemleri almalarını istemek lazım.

  7. orbital dedi ki:

    Allah ebeden razi olsun. İns bu ehemmiyetli ihtari nazara alarak teenni ile hareket etmeye calisicam. Cenab-i hak bizleri muvaffak etsin.

  8. ünsal metcan dedi ki:

    Domuz kili OLMAYAN firça imal ediyoruz yesilrulo

  9. Kalem dedi ki:

    Yazarın Yorumu:

    Bir fırça kılının domuza ait olup olmadığını anlamak için öncelikle uçlarındaki çatallanmalar kontrol edilir. Çatallanma var ise yakılır. Eğer tipik yanık protein kokusu (keratin) varsa domuz kılı diyebiliriz. Ancak kesin tanı yine de mikroskopta kılın en dış tabakası (kütiküla) incelenmesi ile olur. İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesindeki hocanın “fırçalar işlemden geçtiği için tür tayini yapılamaz, ayırt edilemez” tezine kesinlikle katılmıyorum. Çünkü bu çalışmayı bizzat ben yaptım. Mikroskopta kütiküla tabakasını bizzat müşahede ederek tür ayırımı yaptım. Dolayısıyla kılların mikroskobik olarak incelenmesiyle tür ayrımı yapılabiliyor.
    Bu konuda başvurulabilecek yerler Veteriner Fakülteleri Anatomi ve Histoloji Anabilim Dallarıdır.
    Ancak konu hakkında yeterli donanıma sahip birilerini tanımıyorum. Dikkat çekmek için Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğüne defalarca yazı yazdım. Hatta bizzat Bakana ve Diyanet İşleri Başkanına da yazı yazdımsa da konu hakkında tam manasıyla dikkat çekemedim.
    Soruyu soran arkadaşı bana yönlendirirseniz kendisine mikroskop görüntüleri dahil konu hakkında daha detaylı bilgi verebilirim.
    Saygılarımla…

  10. M. Fatih dedi ki:

    Tebrik ederim. Çok istifadeli oldu.
    Bu tarz profesyonel yaklaşım ve çalışmalara İslam hayatı olarak ihtiyacımız vardır.
    Bu tür çalışmalar farz-ı kifaye, belki şeair niteliğini taşımaktadır.
    İnşaallah kıymetli önemini bulur, tüm alem-i İslam okur ve ‘helal’ bir hayatın vesileleri hükmüne geçer.

Sende yorum yazabilirsin