Uyan Ey Müslüman, Uyan Ey Türk

Bitsin bu kardeş kavgaları, dursun bu akan kan, ölmesin artık Müslümanlar, hele hele Müslümanlar birbirini öldürmesin artık. Avrupa’nın birçok ülkesinde sınırlar dahi kalmışken İslam ülkelerinde durum çok acı, her yer savaş alanı, her yer kan gölü, her yer barut kokusu. Çarşı, Pazar, okul, alış veriş şöyle dursun hayatta kalmak bile çok zor, orada yaşayan insanlar ne zaman nerede bomba patlayacak, ne zaman nereden bir füze gelecek diye endişe içindeler, sokağa çıkıp eve geriye sağ gelebilmek bile çok zor. Dikkat buyurun bunlar hepsi Müslüman, bunlar aynı Allah’a, aynı peygambere, aynı kitaba inanan aynı kıbleye dönüp namaz kılan insanlar.

Kardeşine silahı doğrultup tetiği çekerken” bismillah” diyerek çekiyor, ölen kardeşi de kelimeyi şahadet getirerek ölüyor. Adam canlı bomba olmuş patlayacak öldüğünde hurilerle dirilecek zannediyor, onu Peygamberi karşılayacak zannediyor. Çanakkale’de böyle olmadı mı? Müslüman ülkelerden toplanan askerler İslam elden gidiyor diye Çanakkale’ye getirilmedi mi? Taki Türk tarafından ezan sesi duyana kadar küffarla savaştıklarını zannediyorlardı.

Bu kâfirler, bu Siyonistler bu oyunu Hazreti Ali efendimizle Hazreti Aişe validemiz arasında olan savaşta da oynadılar, birtakım hile ve yalanlarla Müslümanları birbirine kırdırdılar. Hiç bitmeyen oyunlarını bu gün yine sahneye koydular, aynı yerde çocuklarını arayan annelerin, birbirine sarılıp ağlayan annelerin, aynı davaya baş koymuş annelerin, aynı acıyı yaşayan annelerin çocukları birbirini öldürüyor, birinin çocuğu asker, birinin çocuğu polis, diğerinin çocuğu dağda terörist.

Bütün bu olumsuzlukların çok sebepleri olabilir fakat bu sebeplerden biride menfi milliyetçilik fikri. Bediüzzaman hazretleri ” Fikr-i milliyet şu asırda çok ileri gitmiş. Hususan dessas Avrupa zalimleri, bunu İslâmlar içinde menfi bir surette uyandırıyorlar, tâ ki parçalayıp onları yutsunlar.” Buyuruyor. Milliyetçiliğin bir kısmı olumsuz kötü ve zararlıdır. Taraflar birbirine düşmandır birbirine kötülük beslerler ortalık hep keşmekeş karmakarışıktır. Ortadoğu’nun hali buna şahittir.

İslâm, Cahiliyetten kalma ırkçılık ve kabileciliği ortadan kaldırmıştır. Müslüman olduktan sonra, Habeşli bir köle ile Kureyş’li bir efendi arasında hiçbir fark yoktur. İslâm dini, kendinden önceki bâtıl olan fiil, hareket, âdet ve inanışları keser, kaldırır. Bu sözler Peygamberimiz (sav) ait sözlerdir. Peygamberimiz(sav)’in bu sözlerinden de anlaşılacağı üzere İslam menfi milliyetçilik fikrini, ırkçılığı kabul etmiyor. Çünkü müspet ve mukaddes İslâmiyet milliyeti ona ihtiyaç bırakmıyor.

Acaba hangi millet ve ırk ’tan dünyada iki milyar var oysa İslam milleti Müslüman sayısı dünyada iki milyar belki daha fazla, şu millet bu millet diyeceğine İslam milleti deki iki milyar ebedi kardeşin olsun.(“ebediliğe” dikkat çekmek isterim) Sana sen şusun sen busun diyen Avrupa’da bu fikir ne kadar revaçta ne kadar taraftar buluyor, hiç!!, Adamların para birimi bile tek, Hollanda’dan metroya binen biri Almanya’ya geldiğini bile anlamıyor çünkü sınır kapısı yok. Ortadoğu’nun her hangi bir ülkesindeki insan aynı rahatlık konfor ve emniyet içerisinde aynı ülke içindeki yakın kasabaya gidemiyor.

Dünya üzerinde kim menfi milliyetçilik, menfi ırkçılık fikriyle ortaya çıkmış, böyle cemiyetler kurmuşsa hepsi ecnebilere yem olmuştur. İkinci meşrutiyetin ilanıyla ülkemizde de hürriyetçilik fikriyle böyle akımlar olmuş, etnik kökenler gündeme getirilmiş, ayrı dil konuşulsun istenilmiş, ama bütün bunları isteyenler, ecnebinin oyununa gelenlerin hepsi, hem kendileri çok zarar görmüş hem ülkemize, topraklarımıza, insanımıza çok zarar vermişler. Müslüman ülkelerinde insanları birbirine yabancılaştırmak birbirlerine düşman etmek öyle bir felakettir ki tarifi mümkün değil, hali hazırda İslam ülkelerinin hali buna şahit. Böyle divanece fikirler sadece düşmanlarımıza yarar.

Üstad Bediüzzaman hazretleri ” Büyük ejderhalar hükmünde olan Avrupa’nın doymak bilmez hırslarını, pençelerini açtıkları bir zamanda onlara ehemmiyet vermeyip, belki mânen onlara yardım edip, menfi unsuriyet fikriyle şark vilâyetlerindeki vatandaşlara veya cenup tarafındaki dindaşlara adâvet besleyip onlara karşı cephe almak, çok zararları ve mehâlikiyle(tehlikelerle) beraber, o cenup efradları içinde düşman olarak yoktur ki, onlara karşı cephe alınsın. Cenuptan gelen Kur’ân nuru var; İslâmiyet ziyası gelmiş; o içimizde vardır ve her yerde bulunur. İşte o dindaşlara adâvet ise, dolayısıyla İslâmiyete, Kur’ân’a dokunur. İslâmiyet ve Kur’ân’a karşı adâvet ise, bütün bu vatandaşların hayat-ı dünyeviye ve hayat-ı uhreviyesine bir nevi adâvettir. Hamiyet namına hayat-ı içtimaiyeye hizmet edeyim diye iki hayatın temel taşlarını harap etmek, hamiyet değil, hamâkattir!” Diyor.

Müsbet milliyet ise toplumun ihtiyacından ileri gelir yardımlaşmaya dayanışmaya sebeptir birbirlerinin çıkarlarına yararlarına fayda sağlar birbirlerine kuvvet verir. Üstad “Şu müsbet fikr-i milliyet, İslâmiyet’e hâdim olmalı, kal’a olmalı, zırhı olmalı; yerine geçmemeli.” Diyor. Çünkü İslamiyet kardeşliğinin içinde binler kardeşlik var, sadece dünyada değil kabirde, berzahta, ahirette, cennette hep kardeşiz. Ne kadar kuvvetli olursa olsun dünyadaki kardeşlik dünya için kardeşlik İslam kardeşliğinin yanında çok küçük kalır.

Üstad” Onu onun yerine ikame etmek, aynı kal’anın taşlarını kal’anın içindeki elmas hazinesinin yerine koyup, o elmasları dışarı atmak nev’inden ahmakane bir cinayettir.” Yine “İşte, ey ehl-i Kur’ân olan şu vatanın evlâtları! Altı yüz sene değil, belki Abbasîler zamanından beri, bin senedir Kur’ân-ı Hakîmin bayraktarı olarak bütün cihana karşı meydan okuyup Kur’ân’ı ilân etmişsiniz. Milliyetinizi Kur’ân’a ve İslâmiyete kal’a yaptınız. Bütün dünyayı susturdunuz, müthiş tehâcümâtı def ettiniz. Tâ “Allah öyle bir topluluk getirecektir ki, Allah onları sever, onlar da Allah’ı sever. Onlar mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı izzet sahibidirler ve Allah yolunda cihad ederler.”( Mâide Sûresi, 5:54) âyetine güzel bir mâsadak oldunuz. Şimdi Avrupa’nın ve frenk-meşrep münafıkların desiselerine uyup şu âyetin evvelindeki hitaba mâsadak olmaktan çekinmelisiniz ve korkmalısınız.”Buyuruyor.

Müslüman milletleri içinde en fazla Türk milletidir, dünyanın her tarafındaki Türkler Müslümandır Türkler diğer milletler gibi Müslüman ve gayri Müslüm diye ikiye ayrılmaz nerede Türkler varsa nerede bir Türk topluluğu varsa Müslümandır, Müslümanlıktan çıkan veya Müslüman olmayan Türkler, Türklükten dahi çıkmışlardır (Macarlar gibi). “Ey Türk kardeş! Bilhassa sen dikkat et. Senin milliyetin İslamiyet’le imtizaç etmiş; ondan kàbil-i tefrik yani ayrılması mümkün değil. Tefrik etsen birbirinden ayırsan, mahvsın. Bütün senin mazideki mefâhirin(övünçlerin) İslâmiyet defterine geçmiş. Bu mefâhir, zemin yüzünde hiçbir kuvvetle silinmediği halde, sen şeytanların vesveseleriyle, desiseleriyle o mefâhiri kalbinden silme. Diyen Bediüzzaman Hazretlerinin tavsiyesine bu gün her zamankinden daha da muhtacız.

Çetin KILIÇ
Kaynak;
Risalei Nur Külliyatı

Sende yorum yazabilirsin