Veysel Karanî Hz. Neden Sahabe Olmadı?

Meşhur kıssadır Veysel Karanî Hazretlerinin Efendimiz(ASM)’a olan aşk derecesindeki muhabbeti. Âmâ anneciğini yalnız bırakmamak için uzun zaman Rasulullah(ASM)’ı ziyareti tehir eder, zira annesinin az da olsa yalnız bırakılmaya rızası yoktur; ama âlem Rasulullah(ASM)’ın nuruyla coşmuş, dağ, taş, ağaç, su nur-u nübüvvet ile ayrı bir hayata kavuşmuş, ayrı bir renge bürünmüştür. Kainattaki bu cûş-u huruşu gören, kalbi aşk-ı İlahi ve Rasulullah(ASM) ile coşan Karanî Hazretleri anneciğinden zorlukla izin alabilmiş ve Medine yolunu tutmuştur. Gider ki Rasulullah(ASM) evinde yok! Annesine verdiği söz mucibince başka hiçbir yere bakmadan, sormadan hemen döner gelir Karen’e..

Bu hazin kıssa hep aklımda bir soru işareti olarak kalmıştır. Ta ki fıtrat kanunlarını anlayana kadar.. yani Veysel Karanî Hazretleri o gün Efendimiz(ASM)’ı Medine’de arasa ve bir kez yüzünü görse peygamberlerden sonra insanların en hayırlıları olan “Sahabe” sınıfına dahil olacaktı. Her cihetle alemde bambaşka bir inkişafa vesile olacak, “yıldız mahiyetindeki” sahabe efendilerimizden biri de o olacaktı. Ahiretteki mazhariyetleri ise tamamen aklın ihatası dışında. Peki neden Veysel Karanî Hazretleri o gün döndü geldi?

Karanî Hazretleri o gün annesine verdiği sözü çiğnememekle Allah’ın fıtratımıza koyduğu evlad olma kanununun insaniyetimizin esası olduğunu, o fıtrat kanununu çiğnemenin Allah’ın hükmünü çiğnemek ve dolayısıyla alemdeki bütün kanunlara muhalefet etmek olduğunu anlamış ve anlatmıştır. Yani Veysel Karanî Hazretleri o gün sözünü tutmasa ve annesini yalnız bırakıp Rasulullah(ASM)’a gitseydi belki insaniyetinin özündeki manayı kaybedecek,  değil sahabe, belki çok daha aşağı bir mertebeye sukut edecekti. Kendisi için hayırlı olmayan bir şeyin talebinde ısrar eden bir sahabenin neticede düştüğü üzücü durum buna başka bir örnektir. Bu yüzden Karanî Hazretleri Rabbinin en parlak aynası olan Rasulullah(ASM)’ı görme arzusunu, yine Rabbinin koyduğu evladlık hükmü-anne baba hukukuna riayet etmek için terk etmiş, canından çok sevdiği Rasulullah(ASM)’ın gül yüzünü dünya gözüyle görememiş, lakin “Tâbiînin en hayırlısı” diye iltifat-ı Nebevî’ye mazhar olup, hırka-i şerifini emanet almıştır. Böylesi çetin bir imtihanda insanın Rabbisinden razı ve hoşnut olmasının en münteha örneklerinden birisini hayatıyla anlatmıştır.

Bize ne kaldı? Karanî Hazretleri bize Allah’ın üstümüze yüklediği hakları, ancak hakkıyla ifa edersek mümin olabileceğimiz dersini bırakmıştır. Hak ve hukukları payimal ederek ne kulluk, ne hizmet, ne de başka bir salih amel mümkün değildir.

Peki Karenli Veysel biz olsaydık ne yapardık..? Allah yardımcımız olsun, enfüsî bir hesap..

Rabbimiz şefaatlerine mazhar eylesin. Âmin.

Nabi

www.NurNet.org

3 tane yorum yapılmış

  1. ismail temur dedi ki:

    sevgili hocam sebepler yalnız perdedir. peygamber efendimize (s.a.v.)soruyorlar veysel karani neden sizi görmeye gelmiyor
    2 sebep vardır buyuruyor.birisi annesi diğeri ise kendi hallerine mağluptur buyuruyor.biz neden sahabe olamadık zahiri sebep o asırda yaşamadığımız fakat asıl olan kendi nefsime söylüyorum layık olamadığım içindir.

  2. Nabi dedi ki:

    Bugün bir vesile ile Veysel Karanî Hz(RA)’ı hatırlamak nasip oldu. Peygamber(ASM) aşkını aleme ilan eden, nur-u Muhammedî(ASM)’i gönül gözüyle görüp yaşayan, bütün ömrünü Kainatın Efendisine(ASM) hasretle geçiren ve bizlere hayatın içinde (ASM) aşkı nasıl yaşanır miras bırakan, Tâbiîn’in en hayırlısı Veysel Karanî Hz(RA).. Bir ümmet peygamberine nasıl iştiyak duyar, O’nunla(ASM) alakalı her şeye nasıl bağlanır da kendinden geçer, alemi (ASM)’ın gözüyle görmeye nasıl müştaktır anlatan mübarek zat..
    Bu mübarek Ramazan gecesinde madde ve menfaatperestliğin boğduğu gönül dünyalarımıza Efendimiz(ASM)’ın kamer gibi tulu etmesine vesile olduğunuz için Allah ebeden razı olsun. Size ve siz gibi peygamber âşıklarına iştiyakımızın derecesini tarif edemiyoruz. Susuz toprakların yağmura hasreti gibi marifetullah âb-ı hayatından mahrum kalmış, çatlayan sinelerimize İlahî, peygamberî esintilerin ulaşmasına vesile olan başta külliyat-ı nur ve has bendelerinin sohbeti ile ferahlıyoruz. Sizi anlayamadığımız ve bunun için de anlatamadığımızın mahcubiyeti içindeyiz.. Sinelerimiz yanmıyor ki yanmayı anlatsak.. İnşallah bu alemde ve dâr-ı bekada şefaat ettiğiniz binler insanlar arasında yer alır, sizden kalan vazife-i asliyeyi omuzlamaya Allah’ın lutfuyla liyakat kesb ederiz. Binler selam size ey Peygamber(ASM) aşıkları..

  3. Osman acar dedi ki:

    Allah murat etmemiştir…görmesini Peygamberimizi…Ümmeti Sevdayı görsün diye..
    Anne baba hakkı anlatılmış gösterilmiş..
    Başka bir gerçek Peygamberimizde Uveys’in sevgisine karşılık mübarek hırkalarını göndermiş..kıyamet’de ise Uveysi görmeyi Rabbimiz’den talep edecek …

Sende yorum yazabilirsin