“Yasal ve Haram” Konusu

Devletimizin lâik olmasına rağmen, halkımızın %99’unun Müslüman olduğu söylenilir. Bunu söyleyenlerin “Müslüman”kelimesiyle kastettiği, muhtemelen nüfus belgelerinde dini ile ilgili yerde “İslâm” yazılı olanlardır.
Ziya Paşa bir beyitinde“Âyinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz demiştir. Kişiler hakkında onların dini konusundaki laflardan çok; onların işinin (hangi niyet, inanç ve kabul ile hangi yaşayışta olduklarının) nazar-ı itibara alınması daha doğru olabilir.
Nüfus kaydındaki “Müslüman” kelimesinden hoşlanmayan bazı vatandaşları nazar-ı itibara almasak bile, diğer “Müslüman”lar arasında İslâm imanını taşımaktan sonraki en mühim İslâmî vazifesi olan günde beş vakit namazı kılanların yüzdesi, toplam nüfusumuzun ancak %25’idir ve bunların çoğu da kırsal kesimde yaşayanlardır.
Günlük hayatta, bazı “Müslüman”ların İslâm’ı doğru yaşamayışlarının  çeşitli belirtileri olur. O belirtilerden bazıları da “Miladî Yılbaşılar” yaklaşırken onların söz, hâl ve davranışlarında görülür.
Laik devlette diğer gelir kaynaklarından başka, 1939 yılında Maliye Bakanlığına bağlı Millî Piyango Müdürlüğü de kurulmuştur; o tarihten beri, kuruluş kanununda yapılan çeşitli değişikliklerle, en büyük ikramiyeleri “Miladî Yılbaşılar”ında verdiği, yılda birkaç çekiliş yaparak, devlete  bundan helal olmayan bir yolla gelir sağlamaya çalışmaktadır.
Şuurlu dindar Müslümanlar, Millî Piyango’nun diğer tüm şans oyunları gibi İslâm’da haram olduğunu bilirler ve bundan uzak dururlar. Diğer “Müslüman”lar ise, Millî Piyango bileti almaktan kaçınmazlar.
Bu hâl 1939 yılından beri ülkemizde devam etmiştir ve bir Miladî Yılbaşı daha yaklaşırken, bugünlerde tekrar güncel hâle gelmiştir.
Bu yazının başlığında yer alan “YASAL VE HARAM”kelimesi, Diyanet İşleri Başkanımızın muhtemelen bir soruya cevap olarak, Milli Piyango bileti almak konusunda söylediği, medyada yer almış iki kelimelik bir cevabıdır ve çok mühimdir.
Türkiye laik bir ülke olduğu için 1939 yılında Maliye Bakanlığına bağlı Millî Piyango Genel Müdürlüğü şimdiye kadar faaliyetine devam etse de, vatandaşı olduğu devletin laik olması vatandaşların da laik olmasını gerektirmez. Hem din ve vicdan hürriyeti ve hem de İslâm’ı aslına uygun olarak yaşamak mükellefiyeti, laik bir devletin vatandaşı olan her “Müslüman” için de vardır. Bunu bilmeyen bazı cahil Müslümanlar, maalesef Millî Piyango bileti almak mevzuunda da yanlışı, doğru zannederek haram işlemektedirler.
Devlet organize etse de, Millî Piyango ve diğer şans oyunları haramdır. Devletimiz, bu haram kazançlarla bütçesine katkı sağlayarak milletine hizmet götürmeye çalışmak yanlışından vazgeçerek, bunlarla ilgili kanunları yürürlükten kaldırmalıdır.
Fakat Diyanet İşleri Başkanlığı personeli de, o kanunların kaldırılmasını beklemeden “Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki 633 Sayılı Kanun”un “Görev” alt başlığıyla ilgili 1. Maddesinde Diyanet İşleri Başkanlığının görevlerinden biri olarak yer alan “din konusunda toplumu aydınlatmak”görevini hakkını vererek yapmalıdırlar:
“Görev:
Madde 1 – İslâm dininin inançları, ibadet ve ahlâk esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek üzere kurulmuştur.”
 
Bu kanun maddesine rağmen, yüzyirmibin kadar personeli bulunan Diyanet İşleri Başkanlığımızın din konusunda toplumu şimdiye kadar gerektiği gibi aydınlattığı maalesef söylenememektedir. Hizmet İçi Eğitim Kurslarında bu aydınlatmanın nasıl yapılması gerektiği üzerinde daha fazla ehemmiyetle durulmalı; Diyanet İşleri Başkanlığının dinî irşadla görevli personeli kendi haklarında soruşturma açılabileceği, açığa alınabilecekleri veya görev yerlerinin değiştirilebileceği gibi endişelerle, “din konusunda toplumu aydınlatmak”tan geri kalmamalı, “yasal fakat haram” olan her konuyla ilgili olarak İslâm’da tebliğin  usullerine uymak suretiyle, içinde yaşadıkları topluma “hakkı tebliğ”i ihmal etmemelidirler.
Prof. Dr. Mustafa Nutku
www.NurNet.Org

Sende yorum yazabilirsin