Yattığı yerde ışığı bol olsun..

Benim merakımı mucip olan ve bana üzerinde durup açıklamasını yapmak, yorumlamak ihtiyacını duyuran konulardan biri de şudur: 
        Dünya hayatları sona eren (vefat eden) insanların başka bir hayata geçtiklerine dair inançlarıyla ilgili hiçbir sözleri ve davranışları görülmeyen bazıları, tanıdıkları birisinin vefat haberi üzerine niçin “yattığı yerde ışığı bol olsun..” (?) veya benzeri sözler sarf etmektedirler?
Halbuki, insan bedeni başlangıçta topraktan yaratılmıştır; insanlar vefat ettiklerinde toprağa gömülürler ve -çok nadir bazı istisnaları hariç- zamanla toprağa karışırlar. Maddî gözle bakıldığında ise, vefat edenlerin bedenlerinin gömüldükleri toprak içinde ne ışık kaynağı vardır, ne de ışık!..
Bu bilindiği halde, vefat edenlerin ardından, onu tanıyan bazıları tarafından niçin yukarıda bahsedilen veya onun benzerleri gibi sözler söyleniyor?
Bunun açıklaması bence belki şöyle yapılabilir:
İnsanlar ebedî hayat için yaratılmaktadırlar.  İnsanları Yaratan, onlara ebedî hayat vereceği için, ebedî hayat isteğini de içlerine koymaktadır. Çünkü, bir düşünürün Risale-i Nur’da da nakledilen sözündeki gibi, insanı Yaratan“Vermek istemeseydi, istemek de vermezdi”. 
        Bu sebeble, hem kendilerinin ve hem de bazı tanıdıklarının vefat etmelerinden sonra bedenlerinin toprağa gömülüp zamanla toprağa karışmaları ile -asıl varlıkları olan ruhları ölmediği halde- varlıklarının tamamen yok olduğu fikrini vicdanları kabul edemeyenler, ya akıllarını çeşitli uyuşturucular vasıtasıyla bu mühim konuyu düşünemez hale getirmek veya insanların dünya hayatları sonunda tamamen yok olmayacağını ima eden, yukarıda bir örneği verilen gibi sözler sarf etmek ihtiyacını duymaktadırlar!..
Prof.Dr.Mustafa Nutku

Sende yorum yazabilirsin