Yol uzun ve çetin, maniler çok büyük

Bir büyük padişahın güzel ve büyük bağları  ,bahçeleri, köşkleri sarayları olan beldeye davet ettiği tebasına , yolu göstermek için büyük bir rehber , muhteşem bir yol kılavuzu iyi bir program vermiş, her asırda o rehberin yardımcıları canla başla çalışmışlar, zamanımıza gelmişler.

Bu asırda da derece derece yardımcılar o gülistanın rehberliğini yapmışlar, vefat etmişler, onların yolundan gidenlerin bazıları, iman, ihlas, sıdk, şevk, acz, fakr, şükür, uhuvvet gibi hasiyetlerden ibaret olan saf, arı duru olan hizmeti yapıp neticeyi Allah’dan isteyecekleri yerde, kafilenin reisliği, otobüsün şoförlüğü, yolcuların sözcülüğünü sen yapacaksın , ben yapacağım diyerek , kelle paça öyle zorlu ve ısrarlı bir kavgaya tutuşurlar ki, sorma gitsin.

Bu kavga sona ermezse , bu barış hasıl olmazsa, bu tahribat devam ederse bu kafilenin yoldan kalması , bu fırsatın kaçması, hatta kervanın , bu yolun düşmanları tarafından yağma edilip soyulması büyük ihtimaldir.

Kardeşler bu mesele kimin borusunun ötmesi mi ? Kafilenin cennete gitmesi meselesimidir? Esası mahviyet ve sıfırlanmak olan, hatta kabrim bile bilinmesin , bezler bağlanmasın, horozlar kurban edilmesin diye vasiyet ederek adeta buharlaşarak bizi eserlerine , dolayısı ile Kuran hakikatlerine yönlendiren , asrımızın rehberi , böyle mi öğretti?

Böyle mi yaptı? Hani şairin “Kabrinde kan terliyir dedemin iskeleti, ne yaptık ne yaptılar mukaddes emaneti” Noktasında ruhu titremez mi? Allah herbirimize basiret ve hidayet ihsan buyursun.

Abdülhamid ORUÇ

Sende yorum yazabilirsin