YOL…

اهدِنَــــا الصِّرَاطَ المُستَقِيم
 

Avrasya Tüneli’nin hizmete girmesi vesilesiyle

Devletlerin en önemli meselelerinden biri de, hudutları içinde yol şebekesini kurabilmektir. 

Yol yapımı büyük masraf, emek ve zamana mal olmaktadır. 

Yapılmış yolların bakımı ve trafik intizamının temini de ayrı meseleler olarak halledilmesi icab etmektedir. 

İnsanlar köy yolu, şehir yolu, ekspres yol, vb. mevzularda düşünür, konuşur, okur, dinler ve yazarlar. 

Fakat kendi vücutlarında kendi iradeleri ve müdahaleleri olmadan inşa edilmiş ve kullanılan yaklaşık yüz bin kilometrelik damar ağından yol şebekesinde, gece ve gündüz gayet muntazam ve devamlı olarak, bedenlerindeki yaklaşık yüz trilyon hücreleriyle akciğerleri arasında oksijen/karbondioksit ulaşımının ve değişiminin teneffüsleriyle birlikte  muntazaman yapıldığı ve hazım ürünü olarak kana karışmış gıda elementlerinin seçimli olarak hücrelerine tevzi edildiği, insanların o en hayatî trafik akışını pek az insan düşünür ve o düşünüşle, vücudlarını yaratana ve çalıştırana karşı vazifelerini yapmak mesuliyetini pek az insan duyar!.. 

Halbuki, insanın hali bir yolcuya benzer. 

Yolculuğunun bu dünyadaki son menzili kabirdir. 

Kabirde kıyamete kadar kalacak, sonra haşre gidecektir.

 Haşirden sonra gideceği yer ise, “ebed memleketi”dir. 

Böylesine uzun bir seferin başlangıç yeri olan dünyada insan, ebed yolculuğunun tedbirlerini almalı; bu en mühim yolculuğunun levazımatını tedarike çalışmalıdır. 

Aksi halde; tedbirsiz, hazırlıksız, levazımatsız  giden insan, nereye ve nasıl gidebilir? 

Böyle gidişinin son menzili ne olabilir?

En kısa bir seyahatimizde bile, gideceğimiz yeri düşünüp, en uygun ve güvenli  yolu seçeriz; o yola gireriz, o yolda yol alırız, o yolda yol veririz, o yolda yol isteriz.

 Davetli ve emirle çağrılmış, Allah’ın askeri ve “sefer – görev emri hâmili” olduğumuz ebedî âlemin yolculuğunda yolumuzu, hedefimizi düşünmeyecek miyiz? 

Doğru yola girmeyecek miyiz, doğru yolda  yol almaya çalışmayacak mıyız,  doğru yol vermeyecek miyiz? 

    Doğru yolu istemeyecek miyiz? 

Prof. Dr. Mustafa Nutku

Sende yorum yazabilirsin