Abdullah Yeğin ve Hüsnü Bayram Ağabey Lahika Yayınladı

Abdullah Yeğin ve Hüsnü Bayram Ağabey

Lahika Yayınladı

Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin son talebe ve hizmetkarlarından Abdullah Yeğin ve Hüsnü Bayram ağabey gündeme dair özel bir lahika yayınladılar sizlerin bilgisine sunuyoruz. İşte o mektup..

Aziz, sıddık kardeşlerimiz!

Evvelen: Necib Üstadımızın;

“.. bu şühur-u selase çok kıymettardır. Leyle-i Kadrin sırrıyla seksen sene bir ömrü kazandıracak bir vakitte, en iyi, en efdal şeylerle meşgul olmak lazım geliyor.

İnşaallah Kur’an’a ait mesaille iştigal, bir nevi manevi mütefekkirane Kur’an okumak hükmündedir.

Hem ibadet,hem ilim, hem ma’rifet, hem tefekkür, hem kıraat-ı Kur’an manaları, risalelerin istinsah ve mütalaalarında vardır itikadındayız. Zaten bu ciheti siz takdir etmişsiniz.”

ifade buyurmasıyla bu gelen şuhur-u selasede en ziyade ihtiyacımız ve medar-ı tesellimiz, menba-ı şevkimiz ve nokta-i istinadımız Nurlarla meşguliyetimizi ziyadeleştirmektir ta ki her hadisenin verasında, her meselenin arkasında rahmetin ve inayetin izini, özünü, yüzünü görebilelim.

Evet hem yine Üstadımız şuhur-u selasemizi tebrik manasında bizlere müjdeliyor

“Seksen sene bir manevi ömr-ü baki kazandıran şuhur-u selasenizi ve mübarek kudsi gecelerinizi ve Leyle-i Regaibinizi ve Leyle-i Mi’racınızı ve Leyle-i Beratınızı ve Leyle-i Kadrinizi ruh u canımızla tebrik ve her bir Nurcunun manevi kazançları ve duaları umum kardeşleri hakkında makbuliyetini rahmet-i İlahiyeden rica ve hizmet-i Nuriyede muvaffakıyetinizi tebrik ederiz. (Emirdağ-2, s.121)” buyuruyorlar.

Saniyen: Risale-i Nur’un bütün alemde hususan Uzakdoğuda, Avustralya’da, ve şimdi son ziyaret ettiğimiz Güney Amerika’da bilhassa Arjantin, Şili, Bolivya, Kolombiya, Ekvator, Brezilya vesair beldelerde, muhtelif dillere tercüme edilerek neşrini ve Nur medreselerinin tesisini seyahatlerimizde kısmen müşahede etmekten gelen mesruriyetimizi ve memnuniyetimizi müjde eder, oralardaki kardeşlerimizi ve diğer uzak diyarlarda Nurları neşreden kardeşlerimizi tebrik ederiz. Ve hem gittiğimiz her beldede Nurları okuyarak islamiyet şerefiyle şerefyab olup,  hidayet nimetine mazhar olanları müşahede ettik. Cenab-ı Hak onların adedini arttırsın. Ve hepimizi ahir nefesimize kadar istikamet üzre hidayete mazhar etsin.
Bu vesile ile alem-i islamın müteferrik beldelerinde ve hususan Suriye’de ki ehl-i imana ve bazı ülkelerde Nur talebelerine karşı açılan muhakeme ve bilhassa Özbekistan ve Rusya gibi eski komünist ülkelerde yapılan mezalimin son bulması için ve medrese-i yusufiyelerde çile çeken kardeşlerimizin selameti için umum kardeşlerimizden dualarının devamını temenni ve rica ederiz.
Üstadımızın:
İki dehşetli harb-i umuminin neticesinde beşerde hasıl olan bir intibah-ı kavi ve beşerin tam uyanması cihetiyle kat’iyen dinsiz bir millet yaşamaz. Rus da dinsiz kalamaz, geri dönüp Hristiyan da olamaz. Olsa olsa küfr-ü mutlakı kıran ve hak ve hakikate dayanan ve hüccet ve delile istinad eden ve aklı ve kalbi ikna eden Kur’an ile bir musalaha veya tabi olabilir. O vakit dört yüz milyon ehl-i Kur’an’a kılınç çekemez. (Emirdağ-2, s.72)
Demesine binaen küfr-ü mutlakın ve metaryalizmin son kalıntılarının da inşaallah yakın bir zamanda bertaraf olacağını ve kardeşlerimizin de selamete çıkacağını ve Nurların da diğer dünya memleketlerinde olduğu gibi oralarda da kemal-i serbestiyetle neşrolacağını kaviyen ümit ederiz.
Hem Alem-i İslam’daki mezalimin de son bulup, bütün hadisat-ı elimanenin inşaallah rahmet-i İlahiye ile son bulması için dua ediyoruz:
“Evet, ben nasıl bu kış içinde baharı temenni ediyorum ve arzu ediyorum fakat irade edemiyorum, getirmeye teşebbüs edemiyorum. Öyle de hal-i alemin salahını temenni ediyorum, dua ediyorum ve ehl-i dünyanın ıslahını arzu ediyorum fakat irade edemiyorum çünkü elimden gelmiyor. Bilfiil teşebbüs edemiyorum çünkü ne vazifemdir ne de iktidarım var.”(Mektubat, s. 69) diyen Üstadımızın da inşaallah buradaki ifadesindeki temenni ve duasına bizler de binler amin diyoruz.
Üstadımızın:
Şimdi bu zamanda en büyük tehlike olan zındıka ve dinsizlik ve anarşilik ve maddiyyunluğa karşı yalnız ve yalnız tek bir çare var: O da Kur’an’ın hakikatlerine sarılmaktır. Yoksa koca Çin’i az bir zamanda komünistliğe çeviren musibet-i beşeriye; siyasi, maddi kuvvetler ile susmaz. Yalnız onu susturan hakikat-i Kur’aniyedir.
Rehber Risalesi’ndeki Leyle-i Kadir meselesi, şimdi hem Amerika hem Avrupa’da eseri görülüyor. Onun için şimdiki bu hükumetimizin hakiki kuvveti, hakaik-i Kur’aniyeye dayanmak ve hizmet etmektir.

Bununla ihtiyat kuvveti olan üç yüz elli milyon uhuvvet-i İslamiye ile ittihad-ı İslam dairesinde kardeşleri kazanır. Eskiden Hristiyan devletleri bu ittihad-ı İslam’a taraftar değildiler. Fakat şimdi komünistlik ve anarşistlik çıktığı için hem Amerika hem Avrupa devletleri Kur’an’a ve ittihad-ı İslam’a taraftar olmaya mecburdurlar. (Emirdağ-2,s.54)

demesinden anlıyor ve ümit ediyoruz ki:
İnşaallah alem-i İslamı keşmekeşe sevk eden Batılılar –anarşistliğin verdiği zararlarla– bin pişman olarak ittihad-ı İslam’a ve hakikat-ı Kur’aniyeye ister istemez taraftar olacaklar ve nev-i beşer de sulh-u umumiden gelen istirahat-ı ammeye mazhar olacak. Evet
“Bu ahir zaman çok çalkalanıyor, bu fitne-i ahir zaman acib şeyler doğuracağını ihsas ediyor.” (Barla Lahikası s.339)
Risale-i Nur’un neşrindeki fütuhatı hülasaten de olsa bahsetmek çok uzun olacağı için şimdilik ehemmiyetli gördüğümüz; Üstadımızın yirmi büyük mecmua kadar fütuhata medar olacağından bahsettiği ve aynen şöyle denildiği:

Aziz, muhterem kardeşimiz Tahsin Bey! 
Leyle-i Kadrinizi tebrik eder, muvaffakıyetler dileriz. Üstadımız size hususi selam ediyor. Dedi ki:Tahsin’in neşrettiği Tarihçe-i Hayat yirmi büyük mecmua kadar fayda verdi, fütuhat yaptı.

Şimdi bir parça ilişmelerine kat’iyen merak etmesin. Nazar-ı dikkati celbettiği için büyük bir ilanname hükmüne geçti. Şimdiye kadar nasıl ki yirmi senedir yirmi büyük mecmua perde altında intişar etmesiyle çok büyük fütuhata medar oldu. Tarihçe-i Hayat’ın da perde altında intişarı inşaallah aynı neticeyi verecek. (Emirdağ-2 s.235)

Şimdi bu Tarihçe-i Hayat’ın Türkçesinin aynı tercümesi daha evvel Rusça ve Almanca’sının neşri gibi Arapça ve İngilizce’sinin de tercüme ve tashih olup neşredildiğini müjdeliyoruz. Evet bu Tarihçe-i Hayat Üstadımızın “Muhtelif meslek ve meşreplere mensup bulunan muharrirlerin indi mütalaalarına ve ediblerin yersiz mübalağalara kaçan kalemlerine havale edilerek safiyeti bozulmamış…”olarak tanıtılmasına, Risale-i Nur’un ve Üstadımızın sıddıkiyet mesleğinin ve azami ihlas, azami sadakat, azami fedakarlık, iktisat ve istiğna meşrebinin muhafazasına büyük hizmet ettiğini ve edeceğini gittiğimiz belderlerde hususan hariçte müşahede ediyoruz.
Salisen: Dünyanın muhtelif beldelerinde açılan medrese-i nuriyeler ve ehl-i hizmetin fedakarane bu beldelerde sadakat ve kanaat ile azami ihlas, azami takva ve müfritane irtibat ile devam eden gayret ve hamiyetlerini tebrik ediyor bu cümleden olarak Amerika kıtasının en büyük camii şerifi ve islam merkezinin açılmasına muvaffak olan başta Reisi Cumhurumuz Recep Tayyip Erdoğan’ı, Hükümetimizi ve bilhassa Diyanet Riyasetini tebrik ve takdir ediyor, bu merkezi Hristiyanlığın şevket dairesi olan Amerika kıtasında kalplerin ve ruhların fethinin ve fethedileceğinin müjdecisi ve nişanesi addediyoruz. Rehberde ve Hutbe-i Şamiye’de tadad edilen beşaretler vücuda gelmeye devam ediyor.
Dua eden dua isteyen Bediüzzaman hazretlerinin hizmetkarı
Abdullah Yeğin 
Hüsnü Bayramoğlu
www.NurNet.Org

Sende yorum yazabilirsin

%d blogcu bunu beğendi: