Ahiretin Delilleri

Öldükten sonra bedenen diriliş ve ebedi mutluluk meselelerinin akli ve mantıki delillerle ispatı
Eğer ahiret yoksa, şu an gördüğümüz dünya düzeni de anlamsız ve bozuk demektir. Ancak dünya düzenli olduğuna göre, ahiret de haktır.

Kâinatta hiçbir şeyin israf edilmediği, her organın ve her varlığın bir fayda üzerine yaratıldığı gözlemlenir.

İnsanın parmağından gözüne kadar her uzvunun bir görevi vardır, madem maddi azalarımızda israf yok, o halde insanın içindeki “ebediyet arzusu”, “hiç bitmeyen hayaller” ve “yüksek duygular” da israf olamaz.

Eğer ebedi hayat olmazsa, insandaki bu sonsuz duygular boşa gidecektir. Bu ise kâinattaki “israfsızlık” kuralına zıttır. Çok değerli bir elmasın kutusuna bu kadar özen gösteriliyorsa, o elmas çöpe atılmak için değil, korunmak içindir.

Saniye, dakika ve saat nasıl birbirini takip ediyorsa; gün, yıl ve insan ömrü de bir döngü içindedir. Kıştan sonra baharın gelmesi, ölümden sonra dirilişin modelidir. Diğer hayvanların arzuları sınırlıdır. İnsanın arzuları ise “tüm zamanları yutsa doymaz.” Bu sınırsız iştah, ancak sınırsız bir alemde cennetle tatmin edilebilir.

Eğer ebedi hayat olmazsa, dünyadaki tüm nimetler sevgi, arkadaşlık, anne şefkati birer işkenceye dönüşür. Çünkü “ebedi ayrılık” korkusu, o nimetten alınan lezzeti yok eder. Sevdiğiniz birini bir daha asla görmemek üzere kaybetmek, sevgiyi en büyük musibet yapar. Saadet-i ebediye, bu “ebedi ayrılık” fikrine bir tokat atarak onu yok eder.

Akli deliller kapıyı aralasa da, o kapıyı tamamen açan iki büyük rehber vardır:
Hz. Muhammed (sav), yaşamı ve dürüstlüğüyle (sıdk) ahiretin geleceğini müjdeleyen en güvenilir elçidir.

Kur’an-ı Kerim, 13 asırdır mucizeliğiyle bu gizli hazinenin haşrin keşif haritasıdır. Kâinat bir fabrikadır ve boşa çalışmaz. Eğer ahiret yoksa; akıl azap aleti olur, şefkat bela olur, hikmet ise saçmalık olur. Ancak kâinatta mükemmel bir hikmet, şefkat ve nizam gördüğümüze göre; bu fabrika mutlaka “Saadet-i Ebediye” denilen ebedi bir ürün verecektir.

Adem-i sırf, herşeyi abes eder, yani mutlak yokluk, her şeyi anlamsız kılar, eğer ölümden sonra hiçlik varsa, yaşadığımız bu hayatın da hiçbir kıymeti kalmaz.

Çetin Kılıç

Muhakemat

Sende yorum yazabilirsin