YÖK Başkanına, Diyanet İşleri Başkanına, Milli Eğitim Bakanına açık mektup Din ile fen bilimleri, din ile sanat, din ile edebiyat mizaçları gereği tarih boyunca birlikte gitmişlerdir. Ortaçağ sanatı sadece dini bir bakış açısını temsil eder, orada fen bilimleri ile din arasında bağlantı kurulamadığı için sapmalar ve yanlış anlaşılmalar, taassup ortaya çıkmıştır. Dünyanın döndüğünü iddia eden bir fizikçi suçlanmış ve büyük […]
Devamını oku ›Kategori: Risale Çalışmaları
İnsanı İnsana Köle Eden Tehlike : “Şöhret ve Riya”
Benim cebimde on lira olsun. Ama çevremdeki bütün insanlar benim bin liram olduğunu sansınlar. Onların bu yanlış bilgileriyle benim param artar mı? Hayır. Aksini düşünelim: Cebimde bin lira var, ama herkes benim on liram olduğunu sanıyor. Onların bu zannıyla benim paramda bir azalma olur mu? Yine hayır. İşte insanların zanlarıyla bizim maddî servetimizde bir artma ve azalma olmadığı gibi, manevî hayatımızda da bir değişme olmuyor. (Alaaddin Başar’ın yazısı..)
Devamını oku ›Kainat Ağaçsa, Meyvesi Nedir? Ne İşe Yarar? (M. Kırkıncı’dan Nükteler -2)
Bir adamın elsiz olduğunu ve bir pazarda her çeşit el satıldığını farzediniz. O farazi pazara giden bu adam, insan eli satılan dükkana vardığında bu elin üzerinde yüz ellimilyon lira etiketini ve yanıbaşında kurt eli satılan dükkanda ise kurt elinin üzerinde yüz ellibin lira etiketini müşahade etse, elbetteki ne pahasına olursa olsun insan eline müşteri olacak ve onu satın almak isteyecektir. (Mehmed Kırkıncı’dan nükteler..)
Devamını oku ›Bedîüzzamân’ın Gazete Yazıları
Buradaki kısa derlemede Üstâd’ın 1908-1920 yılları arasında 10 kadar gazetede neşrettiği 40’a yakın makālesini bir cedvelde toplamağa çalıştım.. Eksikler, hatâlar, mükerrer yazılanlar olabilir.. Bunların bir kısmının şahsımdan kaynaklandığının farkındayım.. Bir kısmı da belge asıllarına ulaşamamaktan.. (Bilal Tunç’un çalışması..)
Devamını oku ›Hastalığın Penceresinden Stratejik Keşif: “Güvenme – İnanma” Olgusu
Bütün mevcudatla, kalben, ruhen ve nefsen alakalı olan insan, akıl, kalp ve ruh üçlüsünün hastalığını aramak, bulmak ve tedavi etmekle mükelleftir. Bu üçlü denklemi aynı anda harekete geçiren ise yalnız ve yalnız hastalık musibetidir. Bir kere daha anlamalıyız ki ölüm mukadder ve tagayyür, etmiyor değişmiyor. O yüzden hastalığın verdiği korku telaşı yerine onu misafir kabul edip, kendimizi yeniden resetlemek olarak algılamamız gerekir. (Aytekin Coşkun’un yazısı..)
Devamını oku ›













