Dava Adamı

Bu zamanda dava adamının işi çok zor,                

Önünde  fitneler ona olmuş yakıcı kor,

Baş düşmanı nefsi, hazır durmazsa yakıyor,

Çünkü, çıplaklar her yerde ona saldırıyor.

 

Fuhuş, içki, kumar, esrar gençleri haşlıyor,

Mümin onların haline duramıyor ağlıyor,

Yaşlarını göstermeden kalbine damlatıyor.

Her tarafta menhiyatlar gür sel gibi taşmış.

 

Bir yanda çevresi,  öbür yandan ailesi,

Onu sarmışlar, imkânsız hareket etmesi,

Önünde ona bakar zahmetinin meyvesi,

Bundandır, o sanki dünyayı ardına atmış.

 

Ailedeki duruma bu zat hissiz kalamaz,

Fani nimetlerden o asla lezzet alamaz,

Dava adamında helale de meyil kalmaz,

Çünkü o imandan yeterince lezzet almış.

 

Pak netice için o, bu savaşa girmiştir,

Acılara katlanmağa kararını vermiştir,

Yaratanı memnun etmek onun ilk işidir.

Bunun için onu bunu kurtarmaya dalmış.

 

Lezzetleri bir tarafa, o aç olursa yer,

Mükâfatı eğer görse, başkası alsın der.

Böylelikle şefkatin tâ zirvesine erer.

İşte gör! İman nuru insana ne vermiş.

 

Bütün bunlar bu hayatı bilenler içindir,

Ahirete sapa sağlam inananlar içindir,

Allah’la  haşre iman onu bu hale getirir.

Yaşar sanki cennetteki bahçelere girmiş.

 

Abdülkadir Haktanır