Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri Asar-ı Bediiyye’de insanlığın ve İslam dünyasının ufkunu açan şu sarsıcı soruyu sorar:
“Acaba kâinatta şu meclis-i âlî-i İslâmî, şu sergerdan küre şehrinde bir intizamı daha bulmayacak mıdır?”
Yani; bu başıboş görünen dünya şehrinde, İslam’ın o yüksek ruhu ve birliği yeniden bir nizam kurmayacak mıdır?
Üstad, bu soruya tereddütsüz ve kararlı bir ifadeyle cevap verir: “İman ederim ki…” Bu cevap, sıradan bir tahmin değil, tarihin akışına ve fıtratın kanunlarına duyulan bir güvenin neticesidir. İslam dünyasının gelecekte sadece siyasi bir birlik değil; manevi, kültürel ve ilmi bir “Meclis-i Meb’usan-ı Mukaddese” hükmüne geçeceğini müjdeler. Bu, Müslümanların ortak bir irade, dayanışma ve “şûra” etrafında kenetleneceği yeni bir çağın ilanıdır.
Üstad’ın vizyonu sadece yaşayanları değil, zamanın ötesini de kapsar: “Selef ve halef asırlar üzerinde birbirine bakıp mabeynlerinde bir encümen-i şûra teşkil edeceklerdir.” Burada tasvir edilen şey, asırlar arası bir diyalogdur. Geçmişin köklü tecrübesi ile geleceğin genç enerjisinin manen buluştuğu bu muazzam iletişim, İslam’ın hakikatlerini medeniyet sahnesine yeniden çıkaracaktır. Bizler de bu uyanışı; sessiz bir hayranlık, büyük bir takdir ve sönmez bir ümitle izleyeceğiz.
İslam dünyasının içinden geçtiği çalkantılı ve karanlık dönemler kalıcı değildir. İnanıyoruz ki; evrensel bir insaniyet ve İslam kardeşliği çatısı altında o büyük birleşme gerçekleşecektir. Bu birleşme; Sadece fiziksel bir meclis değil, ilim, teknoloji ve maneviyatın harmanlandığı, geçmişin mirasını koruyup geleceğin dilini konuşan muazzam bir ortak akıl hareketidir.
Bediüzzaman Hazretleri bizlere yeis değil; tarihin akışına yön verecek, ruhlarımızı diriltecek büyük bir istikbal müjdesi sunmaktadır.
Çetin Kılıç
Kaynak: Asâr-ı Bediiyye
