Etiket arşivi: Çetin Kılıç

Ölmek mi Zor Kalmak mı?

Şairin dediği gibi ; Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber… Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber?

Öleceğiz müjdeler olsun, müjdeler olsun! Ölümü de öldüren Rabbe secdeler olsun! Ölüm de doğum gibi bir nimettir, her ne kadar zahiren yokluk gibi, lezzetlerin son bulması gibi, hatta korkutucu gözükse de hayatın bitmesi gibi gözüken ölüm aslında yeni bir başlangıcın habercisidir, fani alemden bâki aleme bir geçiştir.

Ölüm hayattan terhis olmaktır, dünyaya gelişin Allah’ın takdiri ile olduğu gibi dünyadan gidişinde O’ nun istemesi ile olmaktadır. Toprağa atılan her çekirdeğin ölümü o bitkinin doğumudur. Çürüyüp tefessüh ettiğini düşündüğün tohum öyle bir kimyadan geçiyor ki mis gibi kokan rengarenk çiçek oluyor, çeşit çeşit tatlarda meyve veren ağaç oluyor. İşte bir bitki tohumu toprağa girip böyle bir hal alıyorsa, yaratılanların en şereflisi olan insan da toprağa girince berzah aleminde sümbül verecektir hiç şüphesiz.

Ölüm neden nimettir?

Hayat gittikçe ağırlaşıyor ayak gitmiyor, bel tutmuyor, göz görmez oluyor, hastalıklar baş gösteriyor, ağrılar sızılar hayatı çekilmez hale getiriyor, yaşamak ızdırap oluyor. Böyle bir durumda olan biri bu ızdırapların son bulmasını cani gönülden arzu eder. Hem gideceği yerde önden gitmiş olan ana babasına sevdiklerine kavuşacağı için mutlu olur. Peygamberimiz (sav)’in sohbetinde bulunmayı kim istemez Hazreti Ebubekir, Ömer efendilerimizle hasbihal etmeyi kim arzu etmez, ceddiyle oturup dünyadaki ahvali konuşmayı her mümin ister. İşte dar, sıkıntılı âhirete göre zindan olan bu dünyadan Allah’ ın bâki olan alemine rahmetine gireceksin.

Hem ölüm olmasa idi o zahmet içinde yaşamaya çalışan, yemeğini yalnız yiyemeyen, tuvaletine gidemeyen, ağrısından sabahlara kadar inleyen annenin babanın yanında deden ninen, büyük deden büyük ninen ve onun önündekiler de o sefaleti halleriyle yanında olacaktı, böyle bir hayatı düşünsene! Kendine ait bir an’ın bile olamazdı. Çok şükür ki ölüm var.

Çetin KILIÇ

Kaynak ;RNK

Doktor çağırma. Artık gitme vaktı

“Doktor çağırma. Artık gitme vaktı” dedi kadın. Elleri kocasının ellerinde… Adam yerinden kalkmadı. Karısının ellerini sıkı sıkıya tuttu. Gözlerinin içine baktı. Ona eskilerden anlattı, tanıştıkları ilk günü, duyduğu ilk heyecanı hatırlattı, onu ne kadar çok sevdiğini söyledi ve alnına şefkatle küçük bir buse kondurdu. Ağlamıyorlardı, tebessüm ediyorlardı. Hallerinden şikâyet etmediler, onları birbirine ebedi hayat arkadaşı yapan Allaha şükrettiler. Kadın, “ben senden razıyım, Allah da senden razı olsun, bana hep merhametli davrandın” dedi fısıldayarak. Adam aynı sözleri tekrar etti. ”beni hiç üzmedin” diye ekledi.

Kadın, “üzülme olur mu? dedi adama. Adam, “yok” dedi, “sadece hüzünlüyüm. “Madem âhiret var ve madem bâkidir ve madem dünyadan daha güzeldir ve madem bizi yaratan zat hem Hakîm hem Rahîm’dir. Öyle ise üzülmek olmaz. Sadece hüzün var,” dedi. Elleri karısının ellerinde kilitli kaldı…..

Kadın hafifce bir tebessüm etti ve sonra gözlerini kapattı. Ebedi aleme göçmüştü artık….
Adamın kulağında sohbette duyduğu sesler yankılanıyordu: “Mevt idam değil, hiçlik değil, fenâ değil, inkıraz değil, sönmek değil, firak-ı ebedî değil, adem değil, tesadüf değil, fâilsiz bir in’idam değil. Belki, bir Fâil-i Hakîm-i Rahîm tarafından bir terhistir, bir tebdil-i mekândır.”

Abdülhamit Oruç

Huzur Evleri

Ülkemizde huzur evleri tam kapasite dolu, evlatlar çeşitli bahanelerle ana baba yahut yakınlarını huzur evine bırakmayı tercih ediyorlar, oysa muradı ilahi bu değil.

Allah ayeti kerimesinde “Annen baban yanında ihtiyarlarsa onlara öf bile deme, tevazu kanadını ger” buyuruyor. Peygamber Efendimiz ‘de “onları razı etmediğinden dolayı cennete giremeyenin burnu yerde sürünsün”, “Beli bükülmüş İhtiyarlarınız olmasa idi, belalar sel gibi üstünüze dökülecekti” buyuruyor.

Hanesinde ihtiyar anne baba hatta aciz akrabası olan kardeşim! Ayeti Kerime ve Hadisi Şerif onlara şefkatli olmanı emrediyor.
Dünyada en yüksek hakikat anne ve babanın evlatlarına olan şefkatleridir, en yüksek hukuk da bu şefkate karşı hürmetle mukabele etmektir.

Çünkü onlar hayatlarını senin için feda ettiler, senin büyümen yetişmen için her türlü fedakarlığa katlandılar. Öyleyse insanlığı bitmemiş, canavara dönmemiş her bir evlat aciz kalmış anne, baba, akraba herbirine halis hürmet, samimi hizmet edip rızalarını almak, kalplerini hoşnut etmek zorundadır. Hala, amca, dayı, teyze herbiri bunların içine girer.

Ben zaten zor geçiniyorum, işim gücüm var, onlara nasıl bakayım? diyorsan şunu bil ki, onlar senin hanenin bereket direği, rahmet vesilesi, musibet önleyicisidir.

Allah nasıl yeni doğan yavruların rızıklarını annelerin memeleri musluğundan ağızlarına akıtıyor, yavrulardan daha merhamete muhtaç olan ihtiyar ve aciz yakınının da rızkını bereket suretinde gönderir, onun iaşesini sana yükletmez. Hatta değil insan, kapında baktığın hayvanın rızkını dahi senin rızkının içinde gönderir.

Ey insan! Eğer ölmezsen sende ihtiyarlayacaksın, sana mühim bir define, onlara hizmet et rızalarını al, onların yüzünden hayatın rahat , rızkın bereketli geçsin. Yoksa onların nazik kalplerini kırar küstürürsen hem dünyada hem ahirette sıkıntı içinde olursun.

Rahman ve Rahim olan Allah’ın vaadine itimat et, hanendeki emanetlerine rahmet et.

Çetin KILIÇ
Kaynak : RNK yirmi birinci mektup.

Elmas Kılıcı Parlatmak

Akıl ve nakilin el ele verip ittifak ettiği bir dine mensup olmanın şükrünü eda edememenin ızdırabı içindeyim. Öyle bir din ki kökleri hakikat dibinde, dalları göğün taa üzerinde, ikram ettiği meyvelerini yiyenler hem bu dünyada hem ukba da mesut ve bahtiyar.

Elimize vermiş olduğu mucize kitap Kuran öyle bir kitap ki kâinatın yaratıcısından bir mektup, hem dünyada hem ahirette ne gerekiyorsa hepsi içinde, adalet, nizam, ölçü, aklına ne gelirse, okuyup dinleyen, hayatını ona göre yaşayan herkesin ilerlemesi yükselmesine kefil, adeta her şeyiyle bir Üstad.

Onu bize getiren Hazreti Muhammed Mustafa (sav) efendimize binler selam olsun. Aleme teşrif ettiği zaman, güneş, ay yıldızlar, hayvanat, nebatat tüm yaratılanlar, melekler, cinler, insanlar, geçmiş kitaplar her biri onu alkışladılar, kendi lisanlarıyla hoş geldin dediler, ama bizler aldandık özüne değil kabuğuna baktık, İslâmiyetin hak ettiği hürmeti ona gösteremedik, o da bizden saklandı, eh! hakkıdır.

Asıl uydurma bilgilerle hükümlerini karıştırdık hürmetsizlik ettik, kıymetini taktir edemedik, o da bizi dünyada zillet ve sefalet içinde bıraktı. Bizi kurtaracak yine onun merhametidir. Öyleyse ey Müslümanlar! Gelin ondan özür dileyelim, bağlılığımızı bildirelim güvenini kazanalım, onun sağlam ipine sımsıkı sarılalım. Hiç şek ve şüphesiz gönülden inanıyorum hatta kesin bilgi; İlan ediyorum “hak neşvü nema bulacaktır”

Az ve zayıf olsalar dahi ona inanan taraftarları muzaffer olacaktır. Hem öyle itikat ediyorum ki her kıtaya hakim olacak hüküm sürecek hakiki İslâmiyet olacak, saadet saraylarının tahtında İslamiyet oturacak. Zira vahşet kıtalarında çadırlarında yalanlarıyla, baskılarla zülüm karanlığında bırakılanlar İslâmın aydınlığına kavuştular, cehaletlerini yenip ecnebileri taklidi bıraktılar, keşiş, papaz peşinde değil Müslümanların peşinden gidiyorlar.

Bizde de çeşit çeşit baskı ve ahlaksızlık bizi tembelleğe ardından da işsizliğe sebep olurken, bu ümitsizlik İslam güneşinin tutulmasına sebep oldu, biz ile ecnebi arasında İslamiyete atılan gerçek dışı iftiralar yüzünden çarpışmalar uyuşmazlıklar meydana geldi.

Doğru ve dürüst olan ilim ve bilim insanları sayesinde hakikatler ortaya çıkıyor, insaflı olanlar, hakikate inananlar manileri ortadan kaldırıyor. Bizi dünya hayatının, ecnebileri ahiret hayatının saadetinden mahrum eden yanlış anlamalar, kötü yaklaşımlar ve muhaliflerdir.

Ne kadar acayip! İşçi patrona, evlat babasına nasıl düşman olur? zarar verir? Halbuki islamiyetin yaşandığı devirlerde böyle bir şey hiç yaşanmadı. Maalesef bu hükümleri batılılar aldı kendilerine uyguladı, İslam alemini fersah fersah geçti. İslâma hizmet etmek isteyen kardeşim! İstikametli yolu gösterecek, dinine zarar verenlere açık olacak gerekirse yüzlerine vuracaksın. Bazı ahmak sandıklar var, bunlara hatalarını göstereceksin. Hakiki İslamiyetin ikbal ve istikbaline yol açan orta yolu açacak bunun için çalışanlara yardım edip kuvvet vereceksin.

Maalesef, aynı çağda yaşamamıza rağmen insanların çoğu fikir olarak orta çağ karanlığındalar. Asılsız, gerçek dışı şeylerin hala revaçta olması buna delildir.
Selam ve dua ile kalın.

Çetin KILIÇ

Kaynak :RNK münazarat.

Yeniden Ümmet Seferi

Cehalet, fakirlik, aramızdaki irtibatı sağlamak, bunlar Müslümanların dertleri. Gençlerimiz şunu bilmelidir; Mirasını red eden özgürleşemez, atalarının tecrübelerini yeniden icra edenler ancak yeni medeniyetler kurabilir. Tevhid mücadelesinin parçası olmak zorundasın, sadece kendi mücadelenin kutsallaştırırsan tevhid mücadelesinin parçası olamazsın, istişare et, heyecanı olanı kırma, doğruya sevket.

Yüz yıl öncesine kadar Anadolu’da çeşitli milletlerle beraber yaşadık o kültürlere yabancı değildik çocuk sokakta Yahudi’nin, Ermeni’nin, Hrıstiyan’ın, Arap’ın çocuğuyla oynuyordu, balkanlarda hakeza, onların dillerinide öğreniyordu.

Küfür tek millettir, Kazım Karabekir’in anılarındaki Ermeni zulümü; Kazanlara atma, kılıçtan geçirme, kıyma yapıp annelerine yedirme, aynısı Balkanlarda İsrail’in eğittiği Sırp askerler tarafından Boşnaklara yapıldı, şimdi aynı zulum Doğu Türkistan’da var, çocuğu zulüm gören anne/babanın ağlamaya bile hakkı yok, ağladığı anda yakılmaya gönderiliyor, Çin’deki zulümden haber dahi alınamıyor, Filistin’i Arakan’ı Suriye’si, yok bir birinden farkı. Suriye’de yüz elli ülke akbabalar gibi Müslümanların üzerine çökmüş durumda, bunları unutmayalım hafızamızı diri tutalım.

Bu dünyanın ıslaha ihtiyacı var o da İslam, İslâmın da anlaşılmaya ihtiyacı var o da Müslümanların problemi. Müslümanlar İslamı anlamadığı için dünya sahteleşti. Müslümanlar sen ben kavgasını bırakacak, aliminden avamına kadar İslâma yük olmaktan İslâma hizmet eden konuma geçmesi lazım. İslam düşüncesine hizmet edeceksin dünyanın kurtuluşu burada, bunu dost düşman herkes biliyor, bu düşünceyi dava ruhuyla eyleme geçirmelisin, İslâmın rengini her alana taşıyacak erler gerek, adalet, eşitlik, kavmiyetçiliği red, çalışmak, doğruluk hepsi İslam rengidir. Müslüman toplumlarının kalkınmasını sağlayacaksın, bunun içinde eğitim var, yer altı kaynaklarını kullanma becerisi var, devletlerin kendi madenlerini millileştirmesi var, faize karşı mücadele var, zekatın toplanması var, sermayenin tek elde toplanmaması var, israfın önlenmesi var.

İslam dünyasının en büyük problemi tüccarlar, tüccarlar iyi bir kurumsallaşma becerine sahip değiller aynı zamanda dürüstte değil (dürüstleri tenzih ederim). Terzi olan, demirci olan, marangoz olan Peygamberler var, burdan anlaşılıyor ki, bugün sermaye sahiplerinin etkilediği gibi kıyamete kadar dünyayı tüccarlar etkileyecek. Bir çok ülke tüccarlar vasıtasıyla Müslüman olmuştur. Sadık tüccar üretmediğimiz müddetçe köleliğe devam edeceğiz, dürüst olmanın, hile yapmamanın yanında, tüccarımız sözleşme yapmayı, zaptı rapt altına almayı öğrenmeli, sözle ticarete son vermeli.

İhtiyacı olanın karnını doyurmak yetmiyor, meslek öğretmek okullar üniversiteler açmak, tohum ıslahı yapmak, ailelerin kendi ayakları üzerinde durabilmeleri için dükkan açma, hayvan temini, İHH bütün bunları ve bundan fazlasını mazlum coğrafyalarda yapıyor. Allah onlardan ve tüm kuruluşlarımızdan razı olsun.

Yapılması gereken en önemlisi esir milletleri özgürlüğüne kavuşturmak, bu sadece Müslüman toplulukları için geçerli değil hangi dinden ve görüşten olursa olsun fark etmez. “Siyonizm çok güçlü” bu tamamen algı “mücadele edilemez” tamamen yalan.

Ne yazık ki şu an üçüncü dünya savaşı oluyor yine ne yazık ki ölenlerin hepsi Müslüman, öldürenler siyonistler, haçlılar, budistler, Çin’de, Burma’da Keşmir’de ölen hep Müslüman, Afrika’da, Mali’de Fransızlar öldürüyor. Suriye’de kadın ve çocukları öldüren üstlerine bomba yağdıran yine onlar ve işbirlikçileri. Üçüncü dünya savaşı Müslümanların ölümü üzerine kurgulanmıştır.

Zaman harcamadan, geri durmadan aklını kullanarak organize bir yapıya girilmesi lazım. Müslümanların en fazla ihtiyacı olan şey aydınlar topluluğu, bütün bunları oluşturacak olan onlar. Dünya’ya yeni bir medeniyet sunacak aydınlar topluluğu yok maalesef, ama size bir müjde vereyim, acayip bir genç kuşak yetişiyor, öyle z kuşağı falan hepsi boş hepsi hikaye, deist oldu, ateist oldu. Hepimizi yıkıp geçecek bir gençlik geliyor, Bediüzzaman ın dediği “İşte ey iki ayaklı mezar-ı müteharrik! Mesîl-i neslin kapısında durmayınız. Mezar sizi bekliyor, çekiliniz!
Tâ ki, hakikat-i İslâmiyeyi hakkıyla kâinat üzerinde temevvücsâz eden nesl-i cedid gelebilsin!..” dediği gençler , Necip Fazıl’ın “setre Müslümanları çekilin yoldan” dediği gençler geliyor.

Bu zamana bakınca iki nehir bir arada akıyor ama iyilik her zaman kötülüğü temizler. Milli hasılaya göre en fazla yardım eden bizim milletimiz, dünyanın her yerinde varız elhamdülillah. Afrika’da açlık bilinçli olarak kurgulanıyor, çünkü iklim değişikliği olduğunda Avrupa’nın bu topraklara ihtiyacı olacak, o yüzden o halk köle olarak kalmalı.

Afrika’da bir çok yerde tarım bakanlığı yoktur, varsa da işlemez, ama biz bu bakanlıkları aktif hale getirmek için mücadele veriyoruz, lobicilik faaliyetleri sayesinde de Avrupa insanın bize destek verdiğini görüyoruz. Ziraat fakülteleri, Tıp fakülteleri açıyoruz, su kuyusu, kurban sadece bu değil.

Adam yetiştireceğiz, eğiteceğiz vs. bunlar klişe cümleler, ne yapıyorsun? Ne yaptın? Onu söyle. İslam dünyasının problemi harekete geçememek, sen projeyi ortaya koy Allah birilerini gönderiyor, bak Avrupa kıtlıkla, kuraklıkla uğraşıyor, oysa ülkemizde, bu topraklarda bütün ürünlerde artış var, bir mazlumun göz yaşını silmek.. Bereket veriyor Mevlam.

Yetim sponsorluğu; Misyonerler beş milyon civarında çocukla ilgililer biz henüz yüz otuz binlerdeyiz, Müslümanlar için çok önemli bir saha bu. Keşmir’de dünyanın en güzel yetim okulunu kurduk, bize burasını bedava verdiler, dünyanın her tarafında eğitim seferberliği had safhada, burada yetişen talebeler bütün Avrupa’ya bütün Dünya’ya örnek olacaklar, çok iyi bir network ağları var.

Öğrenci gelmiş Türkiyeye’ de dört yıl okumuş, gitmiş ülkesinde bakan olmuş, iş adamı olmuş, birliğin somut örneğidir bu. İslam dünyasındaki her kesim, imanı en düşük seviyede olsa bile varını yoğunu bu davaya sarf etmekten zerre geri adım atmamıştır atmaz da.

Zaman cemaat zamanıdır.” prensibiyle hareket etmekle mükellefiz. Mana erlerinin içine dahil olup, verilen vazifeyi yerine getirmekle meşgul olacağız. O zaman kuvvetimiz birden bine çıkar.

Ümitvar olunuz. Şu istikbal inkılâbı içinde, en yüksek gür sada İslâmın sadası olacaktır!

Çetin KILIÇ

KAYNAK ;
– Risale-i Nur Külliyatı
– Sorularla risale
– Peynir gemisi, İHH Başkanı Bülent Yıldırım sohbeti.