Etiket arşivi: okumak

Risale-i Nur Ders kürsüsü Üstad’ın kürsüsüdür!

Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin Hizmetkarı ve Talebesi Hüsnü Bayramoğlu, Risale-i Nur ders kürsüsünün Üstad’ın kürsüsü olduğunu belirterek, “O makam ciddiyet ister. Vakar ister. Laubalilik ve lakaydlık makamı değildir” dedi.

Hüsnü ağabeyin, “Risale-i Nur derslerinde dikkat edilmesi gereken hususlar”a dair yayınladığı lahika şöyle:

بِاسْمِهِ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪

Aziz Kardeşlerimiz,

Vatan sathında ve yurt dışında istihdam olunduğunuz bütün hizmetlerinizi tebrik ediyoruz, Cenab-ı Hak sizleri ve bizleri sırat-ı müstakimden ayırmasın ve Risale-i Nur hizmetinde daimi sebat, tam sadakat ve kanaat nasib eylesin.

Kıymetli Kardeşlerim;
Nur Hizmetinin en mühim tesiri Hz. Üstadımızın manevi huzurunda Risale-i Nur’ların okunduğu dersleridir. Muazzez Üstadımız; “Çünkü o dersler, ulûm-u îmâniyeden olduğu için bir insan yalnız kendi nefsine dinlettirse yeter. Bâhusus siz daimâ bir iki hakikî kardeşi de bulursunuz. Hem o dersi dinleyenler yalnız insanlar değil. Cenab-ı Hakk’ın zîşuur çok mahlukatı vardır ki, hakâik-ı îmâniyenin istimâından çok zevk alırlar. Sizin o kısım arkadaşınız ve müstemileriniz çoktur. Hem mütefekkirâne o çeşit sohbet-i îmâniye, zemin yüzünün bir manevî zîneti ve medâr-ı şerefi olduğuna işareten biri demiş:

‎آسْمَانْ رَشْكْ بَرَدْ بَهْرِ زَم۪ينْ كِه دَارَدْ

‎يَكْ دُو كَسْ يَك دُو نَفَسْ بَهْرِ خُدَا بَرْ نِش۪ينَنْدْ

Yâni: Semâvât zemine gıpta eder ki; zeminde hâlisen-lillâh sohbet ve zikir ve tefekkür için bir-iki adam, bir-iki nefes yâni bir-iki dakika beraber otururlar; kendi Sâni-i Zülcelâlinin çok güzel âsâr-ı rahmetini ve çok hikmetli ve süslü âsâr-ı sanatını birbirine göstererek Sâni’lerini sevip sevdirirler, düşünüp düşündürürler.” (Barla Lâhikası/261) buyuruyor ve hem diyor;

“Yirmi ikinci Söz tashih edilirken dinledim. Gördüm ki; içinde hem küllî zikir, hem geniş fikir, hem kesretli tehlil, hem kuvvetli îman dersi, hem gafletsiz huzur, hem kudsî hikmet, hem yüksek bir ibadet-i tefekküriye gibi nurlar var. Bir kısım şâkirdlerin ibadet niyetiyle risaleleri, ya yazmak veya okumak veya dinlemekliğin hikmetini bildim. Bârekâllah, dedim. Hak verdim.” (Kastamonu Lâhikası/250)

İşte böyle bir saat tefekkür bir sene nafile ibadetten hayırlıdır sırrının masadakı olan bir marifetullah dersini dinlemek üzere bir araya gelen cemaatimize Nurlardan okumak nimetine nail olan kardeşlerimiz şu gelen mektupları daima hatırda tutmalıdır ve unutmamalıdır ki Risale-i Nur’un ders kürsüsü Hz. Üstad’ın kürsüsüdür. O makam ciddiyet ister. Vakar ister. Laubalilik ve lakaydlık makamı değildir. 

Hz. Üstadımız Hulusi Ağabey’e o makamda ki hissiyatını takdir ile diyor;
“Cemaata Sözleri okumak zamanında sendeki hissiyât-ı âliye ve fazla inkişaf ve fedakârane hamiyet-i diniye galeyânının sırrı şudur ki: Velâyet-i kübra olan veraset-i nübüvvetteki makam-ı tebliğin envarı altına girdiğin içindir. O vakit sen, dellâl-ı Kur’ân Said’in vekili, belki mânen aynı hükmüne geçtiğin içindir. “(Barla Lâhikası/255)

Binaenaleyh Risale-i Nur’u cemaate okumak nimetine mazhar olan kendisinden birşey katmadan mübelliğ-i Nur olmalıdır. 

Nur’un birinci talebesi Hulusi Beyin bir başka mektubu da bu hususta calib-i dikkattir;
“Ben burada inşâallah emanetçi olduğum Sözler’i inayet-i Hak’la ve duanız berekâtiyle lâyıklı kulaklara duyurabileceğimi ümid ediyorum. Üstadım müsterih olunuz, bu Nurlar ayak altında kalamazlar. Onları dellâl-ı Kur’ân’dan enzâr-ı cihana vaz’eden Hâlık (Celle Celâlühü) bizim gibi, kimsenin ümid ve tahayyül etmeyeceği âciz insanlarla bile neşr ve muhafaza ettirir. Bu işi ben sa’yim ile, kudretim ile kazandım diyen huddâm, o gün görecekler ki, o mukaddes hizmet, zâhiren ehliyetsiz görünen, hakikaten çok değerli diğerlerine devredilmiş olur kanaatındayım. Bu sebeple oradaki kardeşlerimizden Risale-i Nur ile çok alâkadar olmalarını rica etmekteyim. Hulûsî.” (Barla Lâhikası/36)

Hulusi Bey Nurları okuduğundaki hissiyatını ise şöyle ifade ediyor;
“Risaletü’n-Nur, Mektûbâtü’n-Nur’un mütâlaası, tahrir edilmesi, başkalara neşr ve tebliğe alâ-kadri’l-istitâa çalışılması gibi emr-i hayr-i azîme, havl ve kuvvet-i Samedanî ve inayet ve lütf-u Rabbanî ile muvaffak olduğum zamanlar ki; bu evkatta evvelen ve bizzat bu fakir istifade, istifâza, istiâne etmiş oluyor. Bu itibarla mezkûr saatları çok mübarek tanıyor, firakına acıyor, o yaşayışın devamını, tekrarını, kesilmemesini ez-can ü dil arzu ediyorum. Fakat ne çare ki: İğtinam edebildiğim kısacık vakitlerde zihnimi safîleştirip Nurların karşısına, dolayısiyle Kur’ân’ın mu’cizeleri mecmuasına ve aziz, muhterem Üstadımın medresesine ve ol Seyyidü’l-kevneyn Peygamberimiz Efendimiz (A.S.M) Hazretlerinin ravza-i saadetlerine ve nihayet Rabbü’l-Âlemîn Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerinin huzur-u lâmekanîsine çıkıyorum. Bu sebeble cidden o Nurlarla iştigal etmediğim zamanlar, keşke enfâs-ı ma’dude-i hayattan olmaya idiler, diyorum.” (Barla Lâhikası/36)

Aziz Kardeşlerimiz dikkat buyurunuz, Üstadımız Bediüzzaman’ın Kur’an’ın bu asrın fehmine ve idrakine bakan ayetlerinden aldığı derslerini okuyoruz.

Hz. Üstadımız; “Kur’ân-ı Hakîmin hizmeti esnâsında ve hakàik-ı îmaniyenin dersi vaktinde, o hakàik hesâbına ve Kur’ân şerefine, o makamın iktiza ettiği izzet ve vakar-ı ilmiyeyi ders vaktinde muhâfaza edip, başımı ehl-i dalâlete eğmemek için, o izzetli vaziyeti muvakkaten takınıyorum” (Lem’alar/197) demekle hem bizleri izzet ve vakar-ı ilmiyeye davet ediyor hem Allah muhafaza derste ciddiyetin gitmesini mevhum-u muhalifiyle ehl-i dalalete boyun eğmek olacağını ifade ediyor. 

Bizi yine ciddiyet ve sıdka davet eden şu dersi meselemiz hususunda çok manidardır;

“Ahlâk-ı âliyeyi ve yüksek huyları hakikata yapıştıran ve o ahlâkı daima yaşattıran, ciddiyet ile sıdkdır.” (İşârât-ül İ’caz/118)

Bu asırda Nebevi ahlak ile tahalluk eden her Nur talebelesi “.. yakından O’nu temâşa eden ve merakla dikkat eden büyük zekâlar, ulvî dehalar; O’nda hiçbir zaman, hiçbir cihette sahtekârlık ve tasannû eserini görmesin!.. Daima ciddiyeti, samimiyeti, ihlâsı bulsun!..” (Sözler/203) gibi ahlak-ı aliyeye yetişmeye gayret etmelidir zira Nübüvvetin delillerinden birisi de ciddiyetidir; “fevkalâde ciddiyeti.. fevkalâde metâneti; dâvâsında nihayet derecede sâdık olduğunu güneş gibi âşikâre gösteriyor.” (Sözler/257). 

“Hem öyle bir ciddiyetle dâvet ve öyle esaslı bir surette terbiye eder ki; düsturlarını asırların cephesinde ve aktârın taşlarında nakşediyor ve dehirlerin yüzlerinde pâyidar ediyor…” (Mektubat/206)

Elhasıl: Hz. Üstadımız mazhar oldukları inayetlerden bizleri de hissedar ederek, vazifemizde her an gayret ve ciddiyet tavsiye ediyor.

Cenab-ı Hak bilhassa Nurların okunduğu derslerde ciddiyet ve vakar-ı ilmi muhafaza ederek halisenlillah okumayı, Risale-i Nur’un bizlere kazandırdığı pek büyük kar ve neticeye mukabil tam sadakat ve sarsılmaz sebat ve kanaat ile ihlas ve takva dairesinde istihdam olunmayı nasib etsin Ve bizleri sırat-ı müstakimden ayırmasın.

Kaynak: NurdanHaber

www.NurNet.org

Okumak

Kur’anın mu’cize-i maneviyesinin hakiki bir tefsiri olan
Risale-i Nuru nasıl okumalıyız?

En başta ve en evvel Risale-i Nur’u dikkat ve tefekkürle devamlı olarak okumak
Asa-yı Musa – 249

Risale-i Nur’u, dikkat ve tefekkürle ve devamlı olarak müsaid vakitlerimizi boşa gidermeden okumak
Asa-yı Musa – 250

Risale-i Nur Külliyatını seve seve okumasına
Asa-yı Musa – 268

Sebat ve devam ve dikkatle okumayı
Sözler – 749

Risale-i Nur Külliyatını dikkatle, sebatla okumak kâfidir.
Sözler – 758

Simdi yeni görüyorum gibi tekrar okumağa ihtiyaç ve iştiyakım
Sözler – 760

Bir hayat boyunca okumaya
Sözler -755
Gazete gibi okumayınız.
Mektubat – 42

Risaleleri kemal-i merak ve dikkatle okumağa
Lemalar-320

defalarca daha okumak
Barla – 58

büyük bir zevk-i manevî ile okumam
Barla – 91

“Risaleleri ciddî okumak
Barla – 142

büyük bir zevk ile mükerreren okuduğum
Barla – 190

âsâr-ı Nur’u aşk ile okumak.
Barla – 217

tefekkürle okumağa
Kastamonu – 31

yavaş yavaş okumağa
Emirdağ-1 – 65

Teenni ve dikkatle okumağa
Emirdağ-1 – 65

beş-on dakika dahi olsa Risale-i Nur’u okumak
Emirdağ-2 – 104

el ele vererek hem eserleri okumalarını ve anlayamadıkları yerleri sormalarını,
Emirdağ-2 – 148

Risale-i Nur Külliyatını seve seve okumasına . Tarihce-i Hayat -19

ölünceye kadar onu okumak
Tarihçe-i Hayat – 155

“İmanlarını kurtarmak niyetiyle Risale-i Nur’u okumak
Tarihçe-i Hayat – 163

ibadet niyetiyle risaleleri ya yazmak veya okumak
Tarihçe-i Hayat – 316

Risale-i Nur’u sebat ve devamla ve niyet-i hâlisane ile okumakla
Tarihçe-i Hayat – 547

Risale-i Nur’u, dikkat ve tefekkürle ve devamlı olarak müsaid vakitlerimizi boşa gidermeden okumak
Tarihçe-i Hayat – 624

Nurları sebat ve sadakatla okumak
Tarihçe-i Hayat – 689

zevk ve şevk ile okumak,
Sikke-i Tasdik[Y] – 7

kemal-i lezzetle, her gün tefekkürle okumaya
Sikke-i Tasdik[Y] – 31

daima okumak için zamanlarınızı büyük bir kıymetle kıymetlendireceksiniz. Nurları okumak sevgisiyle, Nurları okumak heyecanıyla, Nurları okumak ihtiyacıyla .. Gençlik Rehberi – 251

devamlı okumaya . . Gençlik Rehberi – 261

tekrar ile okumasına iştiyak ve ihtiyaç . . Hizmet Rehberi – 183

bazı lügatların manalarını söyleyerek aynen okumak . . Konferans – 57

okumak için uykularımızı terketmek . . Nurun İlk Kapısı – 187

– dikkatle okumak
Evet, nazlanan ve istiğna gösteren nazeninlerin mehirleri dikkattir.
Muhâkemat/84

– YİNE ders almak için okumak
Ben tashihatta gerçi usanmıyordum, fakat her tashihte yine ders alıp istifade etmek bir âdetimdi.
Kastamonu Lâhikası/257

– şuurlu ve şiddetli okumak ruhsuz resmî okumamak
Her okuduğum bir kelime ve dua da ve münacat da şuurlu ve şiddetli oluyor. Resmî ve ruhsuz olmuyor. Sahabelerdeki ibadetlerinin sırr-ı tefevvuku bu noktadandır. Tesbih ve zikri bütün manasıyla şuurlu bir surette söyledikleridir.
Barla Lâhikası/284

– müteyakkız ve hüşyar okumak
insanların bütün hissiyatını, letaif-i maneviyesini uyandırmış; hattâ vehim ve hayal ve sır gibi duygular hüşyar ve müteyakkız bir surette o zikir, o tesbihlerdeki müteaddid manaları kendi zevklerine göre alır, emer.
Sözler/491

– tasannu ile okumamak
Tasannu, temelluk, tezellül zulmetleriyle birleşemiyor. Onun için bu nurların hakikatlarının meali, benden uzaklaşıyor tarzında bulunarak, bana yabanî görünüyor, yabanî kalıyordu.
Lem’alar/44

– itikad ile okumak
iğtinam edebildiğim kısacık vakitlerde zihnimi safileştirip Nurların karşısına, dolayısıyla Kur’an’ın mu’cizeleri mecmuasına ve aziz, muhterem üstadımın medresesine ve ol Seyyid-ül Kevneyn Peygamberimiz Efendimiz (A.S.M.) Hazretlerinin ravza-i saadetlerine ve nihayet Rabb-ül Âlemîn Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerinin huzur-u lâmekânîsine çıkıyorum. Bu sebeble cidden o nurlarla iştigal etmediğim zamanlar, keşke enfas-ı ma’dude-i hayattan olmaya idiler diyorum.
Barla Lâhikası/35

– tenkid ile okumamak
tenkid elini uzatma, tutamazsın. Ruhunla teneffüs et. Tereddüd eliyle baksan, tenkid ile el atsan, o yürür gider; senin elini mesken ittihaz etmez, ona razı olmaz.  Lem’alar/128

– ruhumuza yazarak okumak Eskiden hangi ilme başladım, hattım olmadığı için ruhuma yazardım.
Barla Lâhikası/334

Bediüzzaman Said Nursi

Risaleler nasıl okunmalı? Üstad’ın “…Gazete gibi okumayınız.” tavsiyesini nasıl anlamalıyız?

Risaleler nasıl okunmalı? Üstad’ın “…Gazete gibi okumayınız.” tavsiyesini nasıl anlamalıyız?

Bilindiği gibi Nur Risaleleri ne sadece akla, ne de yalnız kalbe hitap etmeyip her ikisinin de hissesini verir. Bazı risaleler, Üstad’ın da ifadesiyle “akıldan ziyade kalbe nazırdır.” Bazıları da bunun aksi mahiyettedir.

“Hem iman yalnız ilim ile değil, imanda çok letaifin hisseleri var. Nasıl ki bir yemek mideye girse, o yemek muhtelif a’saba, muhtelif bir surette inkısam edip tevzi olunuyor. İlim ile gelen mesail-i imaniye dahi, akıl midesine girdikten sonra, derecata göre ruh, kalb, sırr, nefis ve hâkeza letaif kendine göre birer hisse alır, masseder. Eğer onların hissesi olmazsa, noksandır.”(1)

Okumada esas olan ihlastır, ihlasla okunan bir dersten kalp mutlaka hissesini alır. Aklın hissesi ise o dersin anlaşılması nispetinde ziyadeleşir.

Nurlarda ele alınan konular büyük ekseriyetle marifetullahla ilgilidir; ibadetle ilgilidir; diğer iman hakikatleriyle ilgilidir. Marifetullahın sonu yoktur. Allah Resulünün (asv) mi’raçta rüyet ile taltif edildiği anda söylediği,

“Seni noksan sıfatlardan tenzih ederim. Ben seni hakkıyla, tam bir marifet ile tanıyamadım.”

cümlesi, bu sahanın sonsuzluğunun en güzel ifadesidir. Bu hakikatin ışığında, Nur Risalelerini şevk ile, ihlasla, tefekkürle ve dakik bir nazarla okumak, üstünkörü geçmemek gerekir.

Üstad’ın önemli bir tavsiyesini de bu vesileyle hatırlayalım: “Gazete gibi okumamak.”

Bilindiği gibi, gazete okuyan kişi önce haber başlıklarına şöyle bir bakıp geçer, daha sonra önemli gördüğü haberlerin ayrıntılarına iner. Gazetenin tamamını okusa bile ertesi gün, aynı şeyleri değil farklı haberleri izler.

Gazeteyi okuduğumuzda ondaki her şeye vakıf oluruz. Onu tekrar okumamız gerekmez.

Nurlar ise öyle değildir. Her okudukça marifetimizde inkişaf olacak, ama biz Allah Resulünün (asv) o mübarek kelamını hatırlayarak, elde ettiğiniz marifetin yeterli olmadığını bilecek ve okumaya devam edeceğiz.

Üstadımız bir risalesinde, “her yerde bir küçük bir medrese-i Nuriye açılmasını” tavsiye ederken şu gerekçeyi de ekler:

“Çünkü herkes her meselesini anlamaz, fakat hissesiz de kalmaz.”(2)

Bundan da anlaşılacağı gibi, Nurları birlikte ve mütalaa ederek okuduğumuzda aklımızın hissesi daha da artacaktır.

Nurların okunmasında belli bir metot olmamakla birlikte, genelde kabul gören tarz, “sıra ile birkaç kez külliyatı devretmek, daha sonra her gün yine belli bir miktar sıra ile okumaya devam ederken, öte yandan konularda derinleşmeye çalışmaktır.”

Allah Resulünün (asv) şu hadis-i şerifi Nurların okunmasında da temel kaidedir:

“Amelin hayırlısı, az da olsa, devamlı olanıdır.”

Genel bir kaide olarak şunu söyleyebiliriz: Her kelime üzerinde fazlaca durmadan Külliyatı, “kendini kaptırarak ve hafif bir sesle” okumakta kalbin hissesi daha fazla olur. Kelimeler, cümleler üzerinde müzakereli olarak okunduğunda ise aklın hissesi daha fazla olur. Bize her ikisi de gerekli olduğundan “her iki tarzı da birlikte yürütmek en faydalısıdır.” kanaatindeyim.

Bir Nur talebesi, hem binlerce günahın insana hücum ettiği bu fitne asrında, bu marifetullah dersleriyle kendini korumak, hem bütün dünyada nurları okuyanlarla bir manevî rabıta kurmak, hem de neşrini bir dava olarak benimsediği bu hakikatlerin ulviyetini yeniden hatırlamak ve onları muhtaçlara ulaştırmak için, yeni bir şevk kazanmak üzere bu eserleri her fırsatta okur. Özellikle namazlardan sonra okunması bir âdet haline gelmiştir. İbadet ortamında, Rabbine ibadet ve dua ettikten sonra bu hakikatlerin birkaç dakika olsun okunması, sözünü ettiğimiz manaları daha da kuvvetlendirir.

Bu konuda az da olsa muhatap olduğumuz bir soru var: Nurları okumak mı daha önemlidir, yazmak mı?

Bir Nur talebesi için en önemli mesele nurlardaki hakikatlere güzel, parlak ve berrak bir ayna olmaktır. Tâ ki, bu hakikatlerin başka kişilere de ulaşmasında örnek ve rehber olabilsin. Üstadımızın,

“Eğer biz ahlâk-ı İslâmiyenin ve hakaik-ı imaniyenin kemalâtını ef’alimizle izhar etsek, sair dinlerin tâbileri, elbette cemaatlerle İslâmiyete girecekler. Belki Küre-i Arzın bazı kıt’aları ve devletleri de İslâmiyete dehalet edecekler.”(3)

ifadeleri çok önemlidir. Bu gayeye okuyarak da erilse, yazarak da kavuşulsa sonuç değişmez. Ancak şu var ki, nurları okumanın yasak olduğu, Üstatla temas edenlerin bile hapislere, sürgünlere sevk edildikleri o müthiş zamanda, en büyük hizmet nurları yazmak ve neşrine öylece çalışmak idi. Teksir makinesiyle çoğaltma dönemini, Üstadımız Risale-i Nur’un bayramı olarak ilan etmiş ve teksir makinesini binler kâlem ile neşir yapmaya benzetmişti. Bugün, Rabbimize hadsiz şükürler olsun, Nur Risaleleri her dilde rahatlıkla basılmakta ve muhtaçlara ulaştırılmaktadır. Artık yazma, o zulüm dönemindeki tarihî önemini kaybetmiştir. Ancak, Osmanlıca eserleri okuyabilenlerin, eserleri Osmanlıcasından okumaları, yazıya özel bir merakı olanların da yazmaları nurlardan istifadelerinin artmasına sebep olabilir. Bu özel bir durumdur, genel tarz, Nurları okumak, yaşamak ve neşrine çalışmaktır.

Şunu da önemle ifade etmek isterim: Hizmetimizin her sahasında meşveret ve şura esastır. Nurları okunma tarzının da yetkili kişilerden teşekkül edecek bir şurada enine boyuna tartışılmasının en verimli şekli ortaya koyacağına inanıyorum.

Dipnotlar:

(1) bk. Mektubat, Yirmi Altıncı Mektup, Dördüncü Mebhas.

(2) bk. Şualar, Yedinci Şua (Ayetü’l-Kübra)

(3) bk. Tarihçe-i Hayat, İlk Hayatı.

Selam ve dua ile…
Sorularla Risale Editör

 

www.NurNet.org

Risale Okurken Pejmürdelikten Kurtulmalı!

Risale-i Nur hakikatları, insana insanlığı ihtar eden bir muhtar makamındadır. Muhtar makamında olmak ve kendisine daima bir hayırhah ve nasih olarak kabul etmek gerektir.

Risale-i Nur’a muhatap olmak ise ciddi mana emek, zaman, gayret sarf etmekle mümkündür. Lakin sadece bunlarla netice almak söz konusu olmuyor. Okunan ve tahsil edilen şeylerin hayatta tecellileri tezahür etmelidir.

Cehil onu davet eder, ilim onu tardeder. Tanımazsan gelir, tanısan gider. “ (Sözler, 274) Yoksa okunan şeyler insana malumat olarak kalır ve sıkıntılara sebebiyet verecektir. Bir ofis veya evrak trafiğinin fazla olduğu bir yer düşünelim. Gelen giden kayıt/kuyudat bir nizam ve tertip içerisinde tutulmazsa her şey çok karışık olacaktır. Bir evrak lazım olduğunda nizam ve intizamın ademiyeti sebebiyle çok zor bulunacaktır o evrak. Belki zamanı geçecek ve zamanında bulunamaması sebebiyle beklenen netice elde edilemeyecektir.

Risale-i Nur Külliyatını ister evrad ister tahkik makamında okuyalım. Buna dikkat edelim. Okuduklarımızı tasnif ederek ve bir ihtiyaç anında okuduklarımızdan istimdad ederek harekatımızı müstakim olarak yapabilelim. Yok tasnifsiz okuyacaksak ben o kadar okudum, okuyorum, gelip gidiyorum ama bir türlü kendimi düzeltemiyor ve istediğim neticeyi elde edemiyorum diye ağlayıp sızlanmanın da bir manası yoktur.

Ve bilerek kendi zararına fiilen rıza göstermek cihetinde, zarara razı olana şefkat edilmez.” (Mektubat, 129)

Bu keşmekeşten ve pejmürdelikten kurtulmak ancak ve ancak tahkik veya evrad makamında okunan Risale-i Nur Külliyatının tasnifli olarak okunup dimağın yedi biriminde depolanıp ihtiyaca binaen kullanılsa da kullanılmasa da arşivlenmesiyle mümkündür. Bütün sıkıntı tasnifsiz ve düzensiz ve lakayd olarak okumak sebebiyledir.

Okurken düzenli ve devamlı olarak okumak ve okunan mebhasın metinsel irtibatını kurarak mana aleminde metinler arasındaki irtibatı kurarak manalara daha muhkem olarak evham ve vesveselerin kapısını kapatıp hayatımızdaki tecellisine gayret etmekle hem dimağımıza hem ruh ve kalb daireleri başta olmak üzere letaifimize sirayet ettirerek istikamette kalabiliriz.

Selam ve dua ile

Muhammed Numan ÖZEL

www.NurNet.Org

Okuduğum Halde Neden Sıkıntı Çekiyorum?

Okuduğum Halde Neden Sıkıntı Çekiyorum?

 Risale-i Nur hakikatları, insana insanlığı ihtar eden bir muhtardır makamındadır. Muhtar makamında olmak ve kendisine daima bir  hayırhah ve nasih olarak kabul etmek gerektir. Risale-i Nur’a muhatap olmak ise ciddi mana emek, zaman, gayret sarf etmekle mümkündür. Lakin sadece bunlarla netice almak söz konusu olmuyor. Okunan ve tahsil edilen şeylerin hayatta tecellileri tezahür etmelidir. “Cehil onu davet eder, ilim onu tardeder. Tanımazsan gelir, tanısan gider. “[1] Yoksa okunan şeyler insana malumat olarak kalır vesıkıntılara sebebiyet verecektir. Düşünelim ki, bir ofiste veya evrak trafiğinin fazla olduğu bir yer düşünelim. Gelen giden kayıt/kuyudat bir nizam ve tertip içerisinde tutulmazsa her şey çok karışık olacaktır. Bir evrak lazım oduğunda nizam ve intizamın ademiyeti sebebiyle çok zor bulunacaktır o evrak. Belki zamanı geçecek ve zamanında bulunanaması sebebiyle beklenen neticeeldeedilemeyecektir.

     Risale-i Nur Külliyatını ister evrad ister tahkik makamında okuyalım. Buna dikkat edelim.

Okuduklarımızı tasnif ederek ve bir ihtiyaç anında okuduklarımızdan istimdad ederek harekatımızı müstakim olarak yapabilelim. Yok tasnifsiz okuyaca

ksak ben o kadar okudum, okuyorum, gelip gidiyorum ama bir türlü kendimi düzeltemiyor ve istediğim neticeyi elde edemiyorum diye ağlayıp sızlanmanın da bir manası yoktur. “Ve bilerek kendi zararına fiilen rıza göstermek cihetinde, zarara razı olana şefkat edilmez.”[2]

Bu keşmekeşten ve peşmürdelikten  kurtulmak ancak ve ancak tahkik veya evrad makamında okunan Risale-i Nur Külliyatının tasnifli olarak okunup dimağın yedi biriminde depolanıp ihtiyaca

binaen kullanılsa da kullanılmasa da arşivlenmesiyle mümkü ndür. Bütün sıkıntı tasnifsiz ve düzensiz ve lakayd olarak okumak sebebiyledir.

Okurken düzenli ve devamlı olarak okumak ve okunan mebhasın metinsel irtibatını kurarak mana aleminde metinler arasında ki irtibatı kurarak manalara daha muhkem olarak evham ve vesveselerin kapısını kapatıp hayatımızda ki tecellisine gayret etmeklehem dimağımıza hem ruh ve kalb daireleri başta olmak üzere letaifimize sirayet ettirerek istikamette kalabiliriz.

Selam Ve Dua ile

Muhammed Numan ÖZEL

www.NurNet.Org


[1] Sözler 274 

[2] Mektubat 129