Toplum Mühendisliği ve İnsan Psikolojisi Açısından Dâhileri Bile Hayrette Bırakan Bir “İnkılap” Analizidir
Bir insanın, hatta küçük bir grubun çok basit bir alışkanlığını mesela sigarayı veya bir huyu değiştirmek bile ne kadar zordur, değil mi? Koca bir devlet başkanı gelse, tüm imkanlarıyla küçük bir topluluğun yerleşik bir adetini kaldırmaya çalışsa zorlanır.
Arap toplumu o dönemde adetlerine aşırı bağlı, inatçı ve sert mizaçlıydı. Hz. Peygamber (sav), bu toplumun damarlarına işlemiş binlerce kötü adeti kan davaları, putperestlik vb. çok kısa bir sürede söküp attı. Sadece sökmekle kalmadı, yerine en güzel ahlak fidanlarını dikti ve bu fidanlar aniden meyve verdi.
Bu, sıradan bir insan gücüyle değil, ancak bir mucize ile açıklanabilir. Normal şartlarda bir devletin kurulması, büyümesi ve kökleşmesi yüzyıllar süren bir süreçtir. Eski ve güçlü devletlere karşı galip gelmek ise çok uzun zaman alır. İslam devleti, hem maddi hem manevi anlamda çok kısa sürede devasa bir güce ulaştı. Asırlık imparatorlukları Bizans, Sasani vb. sanki bir anda deviriverdi. Böylesine hızlı bir sosyal ve siyasi büyüme, tarihin normal akışına aykırıdır; “harikulade”dir.
Bir toplumu silah zoruyla yönetebilirsiniz, ama onların kalplerine giremezsiniz. Hz. Peygamber’in (sav) başarısı sadece fiziksel bir üstünlük değildi. O, insanların fikirlerine galip geldi, ruhlarına kendini sevdirdi ve vicdanlar üzerinde sarsılmaz bir hakimiyet kurdu. İnsanları korkuyla değil, ikna ve sevgiyle kendine bağladı. Eğer bu farkı görmezsen, “hakikate yabancısın” diyor, Bediüzzaman hazretleri.
Eski Arap toplumunda kız çocuklarını diri diri gömme gibi taş kalpliliğin zirvesi olan bir adet vardı. Öyle bir eğitim ve dönüşüm gerçekleştirdi ki; kız çocuğunu gömecek kadar katı kalpli o insanlar, bir karıncaya bile basamayacak kadar şefkatli hale geldiler. İnsani değerleri adeta volkan gibi fışkırttı. Bu kadar vahşi bir kavmi, bu kadar kısa sürede “medeni bir muallim” yapmak, hiçbir tabiat kanunuyla açıklanamaz.
Dünya tarihindeki en büyük dâhiler Napolyonlar, İskenderler veya filozoflar bile toplumda ancak bir veya iki hissi mesela hürriyet veya vatan sevgisi gibi harekete geçirebilmişlerdir. Hz. Peygamber (sav), Arap yarımadasındaki bedevi insanlarda uyuyan binlerce yüksek hissi adalet, şefkat, fedakarlık, ilim aşkı vb. aynı anda ve aniden uyandırmıştır.
Dünyanın en iyi 100 filozofunu alın, bugünün imkanlarıyla o güne gönderin. 100 yıl çalışsınlar; Hz. Peygamber’in o gün yaptıklarının yüzde birini bile başaramazlar. Bediüzzaman hazretleri diyor ki: Eğer birisi “Muhammed (sav) peygamber değildir” diyorsa, o kişinin ya sosyoloji bilmesi lazım ya tarih bilmesi ya da gözünün kör olması lazım. Çünkü o günkü karanlık toplumdan, dünyanın en parlak medeniyetini çıkaran o muazzam inkılap, ancak bir Güneşin Hakikatin işi olabilir; sıradan bir fenerin veya insan dehasının değil.
Bugün bile bir insanın basit bir alışkanlığını mesela her gün geç uyanmasını değiştirmesi aylar alırken, bir toplumun tüm karakterinin 23 yılda tamamen değişmesi sana neyi çağrıştırıyor?
Çetin Kılıç
Kaynak: Muhakemat








