Sahili Olmayan Bir Tefekkür Ummanı: Mesnevi-i Nuriye (1)

Bazı kitaplar okunur, bazı kitaplar ise yaşanır. Bazı eserler bilgi verir, bazıları ise insanın kalbini ve ruhunu inşa eder. Risale-i Nur Külliyatı içerisinde yer alan Mesnevî-i Nuriye, işte bu ikinci gruba giren müstesna eserlerden biridir.

Her Okuyuşta Yeni Bir İklim: Mesnevî-i Nuriye ile Tefekkür Yolculuğu
Son günlerde bu kıymetli eseri baştan sona, acele etmeden; satır satır, cümle cümle tefekkür ederek okumaya gayret ettim. Her paragraf üzerinde durarak, mana inceliklerini araştırarak ve verilen mesajları anlamaya çalışarak ancak üç ayda tamamlayabildim. Fakat bu okumayı bitirdiğimde, kitabın bittiğini değil; asıl yolculuğun yeni başladığını hissettim.

Mesnevî-i Nuriye’yi okurken zihnimde şu benzetme canlandı: Sahili görünmeyen, derinliği ölçülemeyen uçsuz bucaksız bir okyanus… Böyle bir denizin dibindeki küçücük bir inciyi bulmak ne kadar güçse, Mesnevî-i Nuriye’nin ihtiva ettiği hakikatleri bütünüyle kavramak da o kadar zordur. İnsan bazen kendisini dalgalar arasında yol almaya çalışan küçük bir sandal gibi hissediyor. Fakat ümitsizliğe de kapılmıyor. Çünkü o ummandan herkes kabı kadar istifade ediyor. Ben de araştırarak, düşünerek ve tekrar tekrar okuyarak ancak küçük tasımın alabildiği kadarını alıp çıkabildim.

Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri, bu eserinde okuyucusunu doğrudan doğruya iman hakikatlerinin merkezine götürüyor. Kitap, daha mukaddimede vahdet ve tevhid hakikatlerini nazara veriyor; kâinattaki bütün nizamın tek bir Hâlık’ın eseri olduğunu aklî ve mantıkî delillerle gösteriyor. Ardından gelen risaleler, adeta birbiri üzerine kurulmuş bir iman binasının taşları gibi yerini alıyor.

Kâinatın İsim Aynaları ve İman Hakikatleri
• Lem’alar, tevhidin farklı pencerelerini açıyor.
• Reşhalar, Peygamber Efendimiz’in (asm) risaletini kuvvetli delillerle ispat ediyor.
• Lâsiyyemalar, ahiret hayatını akla ve kalbe yerleştiriyor.
• Katre, küçücük bir su damlasından hareketle insanı sonsuz hakikat denizine ulaştırıyor.
• Reşha’nın Hatimesi, nefsin gizli hastalıklarını teşhis eden manevî bir reçete hükmüne geçiyor.
• Hubab, dua ve içtihadın mahiyetini açıklıyor.
• Habbe, “Hasbünallâhü ve ni’mel vekîl” sırrını kalplere yerleştirerek tevekkülün hakiki manasını öğretiyor.
• Zühre, insanın yaratılış gayesini ve mahiyetini anlatıyor.
• Zerre, şeytanın ve inkârcıların ortaya attıkları şüpheleri ilmî delillerle dağıtıyor.
• Şemme, kâinattaki her varlığın Cenâb-ı Hakk’ın isimlerine bir ayna olduğunu gösteriyor.
• Şule, tevhid ile duanın ayrılmaz bağını ortaya koyuyor.
• Nokta ise tabiatın yaratıcı olmadığını, bütün eşyanın doğrudan doğruya Allah’ın kudretiyle yaratıldığını aklî ve mantıkî delillerle ispat eden eşsiz bir şaheser olarak karşımıza çıkıyor.

Rüstem Garzanlı

DEVAM EDECEK…..

Sende yorum yazabilirsin