Kategori: Günlük Paylaşımlar

Rüştü Tafralı Ağabey (Biyoğrafi)

Rüştü Tafralı Ağabey (Biyoğrafi)

Rüştü Tafralı Ağabey, 1935 yılında Rize’nin Pazar ilçesine bağlı Balıkçı Köyü’nde doğmuştur. Genç yaşta Risale-i Nur Külliyatı ile tanışmış, özellikle Asâ-yı Mûsâ üzerinden yaptığı derin okumalarla dikkat çekmiştir. Henüz 15–16 yaşlarında iken Risale-i Nur’daki kelimeler için yaklaşık 3000 kelimelik bir lügat çalışması yapması, onun ilme ve metne olan vukufiyetini göstermektedir.

Devamını oku ›
Risale-i Nur okurken, yazarken ve izahta bulurken nelere dikkat edilmeli?

Risale-i Nur okurken, yazarken ve izahta bulurken nelere dikkat edilmeli?

Risale-i Nur okurken, yazarken ve izahta bulurken nelere dikkat edilmeli? Kur’an-ı Kerim, Allah’ın insanlığa gönderdiği en büyük ve en son ve şâmil hidâyet rehberidir. Bununla beraber her asırda değişen sosyokültürel ve ilmî şartlar, Kur’an’ın hakikatlerinin yeniden yorumlanmasını gerekli kılmıştır. Bu sebeple tefsir ilmi, İslâm düşüncesinin kalbinde yer alır. 20. yüzyılın büyük İslâm mütefekkirlerinden Bediüzzaman Said Nursî, tefsir kavramına yeni bir […]

Devamını oku ›
Haykıran Bediüzzaman Bu Zamanda Olsaydı-2

Haykıran Bediüzzaman Bu Zamanda Olsaydı-2

Haykıran Bediüzzaman Bu Zamanda Olsaydı-2 “Bediüzzaman bugün yaşasaydı ne yapardı?” sualine teorik değil, fiilî bir tarzda cevap vermek gerekirse Risale-i Nur’dan aldığımız ölçülerle pratik olarak şunlar yapılırdı: 1. Duâ ve Cevşen ile Manevî Destek Üstâd, her musîbet ve harpte en evvel Kur’ân’ın duâsına, Cevşen’e, tesbihata sarılmıştır. Bugün Gazze ve Doğu Türkistan’daki mazlumlar için de “Ya Rab! Mazlumlara nusretini, zâlimlere tokadını […]

Devamını oku ›
Haykıran Bediüzzaman Bu Zamanda Olsaydı

Haykıran Bediüzzaman Bu Zamanda Olsaydı

Bediüzzaman Said Nursî, bugün yaşasaydı Gazze, Filistin, Doğu Türkistan meseleleri için şüphesiz ki köşesine çekilip sakin ve “görmedim, duymadım” şeklinde bir hayat tercih etmezdi.

Devamını oku ›
Mübah Görünen Haramlara Karşı İkaz

Mübah Görünen Haramlara Karşı İkaz

Zamanımızın en büyük belâsı, insanın imanını hedef alan dinsizlik cereyanlarının, helâl ve haram hududunu yıkmaya çalışmasıdır. Bu öyle bir şeye evriliyor ki adetâ helâl ve haram diye bir kavram yok gibi insan âlemine bir iz bırakmaya çalışıyor. Hâlbuki İslâmiyet’in en esaslı düsturu, hayatın her safhasında helâl-haram ölçüsüyle yaşamak, Cenâb-ı Hakk’ın emir ve nehiylerine boyun eğmektir.

Devamını oku ›