Yazıları Gönderen:Kalem

Tılsımlı Sorular

İşaretlenmiş kağıdı aldım elime, bir süre baktım… Ne okullar okumuştum, diplomalar beni büyük insan yapmıştı(!) ya, cevaplar ne kadar da basit geldi gözüme… Ama yanlışlar bu kadar ortadayken, kimisinde işaretlenenler farklıydı. Nasıl da kendinden emindi, ama cevapları kesin(!) yanlıştı. Sorulardan birinde; resimde suyu açmış elini sabunlayan bir çocuk vardı, diğer resimde elleri kirli bir çocuk…Ne kadar açıktı, cevap ortada bağırıyordu… Eli yıkamak doğru, yıkamamak yanlış… Oysa küçük kız, yanlış olarak elini yıkayanı işaretlemiş. Şaşkınlıkla “Neden bu yanlış?” diye sordum.“Çünkü suyu israf ediyor.” dedi. (Gonca Anıl’ın yazısı..)

Devamını oku ›
4 Mutfak, 4 Süzgeç Nedir?

4 Mutfak, 4 Süzgeç Nedir?

Toprakta iken cansız, inorganik olan moleküller; bitkiler ve hayvanlar dünyasında birden hayat kazanır ve organik hale getirilirler. Bitki ve hayvanlardan insan vücuduna gelen moleküller, bu sefer de her insana özel organik bir yapılanma gösterirler. İnsan vücudu içindeki atomlar, görevli memurlar gibi işlerine hiç durmadan devam ederler. Alınan gıdalar ağızda parçalanır, midede bulamaç olur, ince bağırsaklardan emilir, kalın bağırsaktan da suyu emilir ve sonunda vücuda girer, karaciğere gelir orada yeniden kişiye özel olarak şekillenirler. (Dr. Selçuk Eskiçubuk’un tefekkür ufkunuzu açacak yazısı..)

Devamını oku ›

“Öfke Kontrolü” İçin Nebevî Reçeteler

Kuvvetli kimse, (güreşte hasmını yenen) pehlivan değildir. Hakiki kuvvetli, öfkelendiği zaman nefsini yenen kimsedir.” Hz. Peygamber (a.s.m.) İçte kabaran öfkeyi dizginleyebilmek ve teskin edebilmenin yolları, nebevî reçetede harika bir biçimde yazılmıştır. Mesela “Biriniz öfkelendiğinde sussun” buyrulmuştur. Bu şekilde içteki öfkeye davranış lisanıyla ayaklanıp coşmama ve yatışma telkin edilmiş olur. Ama eğer illa bir şey söylenecekse, nebevî reçete, öfkelenmiş kişiye, “euzü besmele” çekmesini tavsiye eder. Çünkü öfke şeytandan, şeytan da ateşten yaratıldığı için, öfkeyi söndürmenin yollarından biri, lisanen, şeytandan Allah’a sığınmaktır. (Ömer Baldık’ın yazısı..)

Devamını oku ›

Müstehcen Görüntülere Sebep Olanlar, Kul Hakkına Girer mi?

Maddenin ön plana çıktığı, menfaat kavgalarının hep maddede yoğunlaştığı bu dehşetli asırda, “kul hakkı”denilince de öncelikle kişinin malına ve bedenine verilen zararlar hatıra geliyor. Halbuki, kul hakkının en geniş ve en önemli boyutu onun manevî hukukunda kendini gösterir. Bir adamın elbisesini bıçakla çizip parçalamakla, yüzünü çizip yaralamak arasında ne kadar büyük fark varsa, ondan çok daha ileri bir fark, bedene verilen zararla ruha verilen zarar arasında söz konusudur. (Prof. Dr. Alaaddin Başar’ın cevabı..)

Devamını oku ›

Hayat Verme Delili (Ahirete İman) (Video)

Hiç mümkün müdür ki, Allah-u Teâlâ, kışın ölmüş ve kurumuş koca arzı bahar mevsiminde ihya etsin; o ihya içinde, her biri insanın haşri gibi acayip, üç yüz binden fazla mahlukat nevilerini haşir ve neşredip kudretini göstersin; bahar mevsiminin nihayet derecedeki karışıklığı içinde, tam bir imtiyaz ve tefrik ile mahlukatını yaratıp ilminin ihatasını göstersin ve sonra O Zat-ı Zülcelâl haşri yapmasın ve yapamasın, beşeri öldükten sonra ihya etmesin veya edemesin, mahkeme-i kübrayı açmasın ve açamasın, cennet ve cehennemi yaratamasın? Hâşâ ve kellâ! (Seyrangah.Tv den harika bir video)

Devamını oku ›