Yazıları Gönderen:Kalem

Mimarimize Nereden Başlayalım?

Meselâ, özellikle İslâm mimarisinin kemalini bulduğu Osmanlılarda mabetlerin inşasında tevhid inancı hakim olmuştur. Zeminde kubbeye doğru kademe kademe yükselirken, âdetâ kesretten vahdete ulaşılmaya çalışılmış, bütün elemanlarla kubbeye ulaşırken insicamın, âhengin, tenasübün, dayanışmanın en güzel örnekleri verilmiştir. Mekân ve kitle anlayışında yekparelik temin edilmiştir. “Komşusu aç iken, kendisi tok olarak sabahlayan bizden değildir” hadis-i şerifi mimarlık sanatımızda imaretler, aşevleri, kervansaraylar, tabhaneler (misafirhane) olarak tezahür etmiştir. (Mimar Necip Dinç ile yapılan Ropörtaj)

Devamını oku ›

Sistemli Hizmet Adamı: Hafız Ali (r.a)

Hafız Ali, istikamet ve ihlas üzerine bir hayat yaşamak için büyük gayret gösterdi. Kırk beş sene devam eden hayatına çok büyük hizmetler sığdırarak Üstad’ın yerine ve O’nun bedeline 1944 yılında Denizli’de kırk beş yaşında bulunduğu bir sırada şehid olarak ecel şerbetini içti. Dünya külfetinden kurtuldu ve cennet bahçelerine doğru yol almaya başladı. (Abdulkadir Menek’in tebliği..)

Devamını oku ›

Milletimiz Bir Bedduadan Daha Kurtarılıyor!

1954’e kadar vakıf paraları ve gelirlerinin çoğunluğu çarçur edildi ve gayeleri dışında kullanıldı. Vakıf paralarıyla Halkevleri binaları inşa edildi ve hatta dans salonları yapıldı. Merak edenler, Bediüzzaman Said Nursi adlı çalışmamızın II. Cildinde belgelerini görebilirler. 1954 yılında VakıfBank kuruldu. Ancak bu bir faizli kurumdu ve vakfın ruhuna aykırıydı. Vakfedenlerin bedduası devam ediyordu. Şimdi yeni bir müjde duyduk ve şöyle ifade ediliyordu: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Topkapı Müzesi’nin restorasyonu tamamlanan bölümlerinin açılış töreninde Vakıflar Bankası’nın katılım bankası kuracağını duyurdu… (Prof. Dr. Ahmed Akgündüz’ün yazısı..)

Devamını oku ›

Mide İstiaresi Ve Sırr-ı Kayyumiyet

Bütün varlığı ayakta tutan “Kayyumiyet” sırrıdır. Toprağın ağaca dönüşmesi ve o ağacın toprağın üstünde ömrü nihayet buluncaya kadar çevresindeki tesirlere direnerek yaşaması bizim anlamakta zorluk çektiğimiz bir sırrın onun içinde var olması iledir. Aynı topraktan yapılan insanın toprak zerrelerinden inşası bir mesele, o zerrelerin birbirine dayanarak insanın ömrünün sonuna kadar onu ayakta tutması yine bir sırdır. Ölümde nasıl olursa o sır birden yerini değiştirir ve koca insan birden yere yığılır. (Prof. Dr. Himmet Uç’un Kayyum ismine dair güzel bir tefekkür yazısı..)

Devamını oku ›

İslamda Mukaddes Değerlere Hakaretin Hükmü Nedir? Bir Müslüman Diğer Dinlere Hakaret Edebilir mi?

Batı ve Amerika’da bazı kimseler, İslam’a ve Müslümanlara yapılan hakaretleri, ifade hürriyeti içinde göstermeye çalışarak yanılmaktadırlar. Hâlbuki böyle bir vahşî hürriyet, ırkçılık ve insan haklarını ihlal sonucuna götürür. Bu bir çifte standarttır. Bizler bir taraftan diyalog ve hoşgörüye davet ederken, birilerinin Müslümanların mukaddes değerlerine ve Peygamberlerine hakaret etmesi, insanlık âlemi için bir yüz karasıdır. Biz bütün insanlığı Kur’an’ın şu temel prensibini dinlemeye davet ediyoruz: “Allah’tan başka ilahları çağıranlara hakaret etmeyiniz; ta ki onlar da intikam duygusu ile cehâletle hakaret etmesin.” (Kur’an, 6: 108). (Prof. Dr. Ahmed Akgündüz’ün yazısı..)

Devamını oku ›