Şöyle yukardan bir bakarsanız Türk basınında insanlara faydalı olma ve onları eğitme gibi gayeler kayboldu, idealsizlik ve hedefsizlik dava sahiplerinin davası oldu. Çile en iyi eğitici öğe iken onun yerini file, Allah korkusunun yerini başka korkular aldı. Eleştiri disiplini yok, hiçbir zaman olmadı, olacağı da yok. Mehmet Akif bir ayeti şöyle tefsir eder “ Ya eyyühellezine amenuittekullaha hakka tükatihi” –Ey Müslümanlar Allah’tan nasıl korkmanız gerekiyorsa öyle korkunuz” (Prof. Dr. Himmet Uç’un yazısı..)
Devamını oku ›Yazıları Gönderen:Kalem
“El – Musavvir” (Esma’ül Hüsna – Allah’ın Güzel İsimleri) (Video)
Bizler birbirine benzeyen ikizleri veya üçüzleri gördüğümüzde hayret ederiz. Şimdi soruyoruz; iki yüzü birbirine benzetmek mi daha zor? Yoksa milyarlarca insanın birbirine benzetmemek mi daha zor? Birincisine hayret ederken, ikincisi neden hayret etmiyoruz? Kim birbirinden farklı bu yüzlerin yaratıcısı? En basit maddelerden bir sanat harikası yapıp, sanatında akılları hayrete düşüren sanatkar kim? Kim o yüzde sayısız manayı ifade eden? Kim her ferde farklı bir yüz veren? Kim o yüzdeki cihazlara mükemmel iş yaptıran? (Seyrangah.TV den ibretlik bir video)
Devamını oku ›Abdullah Yeğin Ağabey’den Çok Önemli Açıklamalar!
Risale-i Nur’ların “Devlet tekeline alındı, Risale Nur’a sansür” gibi iddialar yanlıştır. Üstadımız, Risale-i Nur’a bir kelime ilave edilmesine razı olmadığını herkes biliyor. Onu ilan ettik, mektuplar yazdık fakat cevap verme tenezzülünde bulunmadılar. Sadeleştiriyorlarmış. Sadeleştirmeye ne lüzum var? Madem ki Osmanlıca öğrenilecek, millet Osmanlıca okuyor dini hakikatleri aynı kelimelerle öğrenmesi daha iyi değil mi? Yani milleti cahil mi bırakmak istiyorlar. Kendi isimlerini koymuyorlar yaptıkları sadeleştirmeye, sanki Üstad yapıyormuş gibi Üstad’ın ismini koyuyorlar. Bu, Üstad’a en büyük hakarettir. Onları biz kabul etmiyoruz.
Devamını oku ›Osmanlıca, Öğrenciye Özgüven kazandırır
Osmanlıca Türkçesinin öğretiminin neticede bir alfabe öğretimi olduğunu vurgulayan Avcı, şunları kaydetti: “Yani 1928’den önceki alfabeyi tanısınlar. Tartışmalarının sonu yok. Ama bir özgüven gelir çocuğa. Bir lise talebesi okuyabilse de okuyamasa da Hüseyin Rahmi’yi orijinal baskısından okumanın verdiği cesareti görecek. Bu özgüven bize lazım. En çok ihtiyaç duyduğumuz şey özgüvendir. Tarih sahnesine yeni zuhur etmiş bir ülke olmadığımızı, geriye dönük pek çok birikimimiz, zenginliğimizin olduğunu hissetmesi önemli bir kazanımdır. Çocuk bunun üzerine başka şeyler inşa edebilir.
Devamını oku ›Eğlenen İnsanların Yaklaşan Hesapları!
Kur’ân’ın uyarıları ise, her devirden çok, bizim zamanımızı tasvir eder gibi: “Hesapları yaklaştı; ama insanlar hâlâ gaflette, aldırmıyorlar.” Neyi kutluyor insanlar? Ömürlerinin tükenişini mi? Hesaplarının biraz daha yaklaşmış olmasını mı? Aslında, zaman içindeki dönüm noktaları, bizi ciddî bir muhasebeye sevk etmesi gereken kilometre taşlarıdır. Hesaba çekilmeden önce kendi hayatlarını sorgulayabilenler, bu dönüm noktalarını kaçırmak istemezler. (Ümit Şimşek’in yazısı..)
Devamını oku ›








