“Allah var(mış) – yok(muş)”un dışında “üçüncü bir ihtimâl” veya bu iki şıkka nötr kalınabilecek “ortası” veya dışarısına çıkılıp, her “ikisine eşit uzaklıktan” bakılabilecek; “tarafsız ve objektif, nesnel ve nötr” bir gözlem noktası ve yalın bir ifade biçimi yok! Yani: İnanç ve inançsızlıktan “bağımsızlık ve tarafsızlık” mümkün olmadığı gibi; bu konuda, nesnel ve objektif bir “dil ve ifade biçimi” de yok; böyle bir “bilgi biçimi” de yok! (Ayhan KÜFLÜOĞLU)
Devamını oku ›Yazıları Gönderen:Murat
İman Hizmetinde Risale-i Nur’ların Rolü
Acaba bu yirmi sene zarfında imân-ı tahkikîyi pek kuvvetli bir surette bu vatanda neşreden Risale-i Nur olmasaydı bu dehşetli asırda, acip inkılâp ve infilâklarda bu mübarek vatan, Kur’ân’ını ve imanını dehşetli sadmelerden tam muhafaza edebilir miydi? (Abdülkadir Haktanır)
Devamını oku ›İman hizmetkarları şahsi ve manevi zevklerle meşgul olmazlar
iman, saadet-i ebediyeyi kazandırdığı için bir mü’mine, küre-i arz kadar bir saltanat-ı bakiyeyi temin eder. Velâyet ise, mü’minin Cennetini genişlettirir, parlattırır. (Abdülkadir Haktanır)
Devamını oku ›İbadette gençlik kuvvetini sarfetmenin neticesi: Dar-ı saadette ebedi bir gençliktir
Dünyada meşru bir surette nefsine muhabbet, yani mehasinine bina edilen muhabbet değil, belki noksaniyetlerini görüp tekmil etmeğe bina edilen şefkat ile onu terbiye etmek ve onu hayra sevketmek neticesi; o nefse lâyık mahbubları, Cennet’te veriyor (Abdülkadir Haktanır)
Devamını oku ›Affeden kazanır
Kültürümüzde kırılan kalbin tamirinin mümkün olmayacağına dair bir söylem var. Bu ifade oldukça naif ve hassas olan kalbin gücendiği takdirde kolay onarılamayacağını ifade ediyor (Fatma Tuncer)
Devamını oku ›








