Bilinçli her Müslüman, günün her saniyesinde haramlara ve helallere dikkat eder ve etmelidir. Yediğinden içtiğine; giydiğinden, söylediğine kadar her durum ve halde Müslüman kişi yaptığının Allah katında karşılığının ne olduğunu düşünür ve düşünmeli ve ona göre hareket eder ve etmelidir. (Halil İbrahim DEDE)
Devamını oku ›Kategori: Soru – Cevap
Risale-i Nur Nasıl Okunur?
Gündemimizde İslamiyet yada Risale-i Nur önemli bir yer kaplamalıdır. Arkadaşlarımızla ve ailemizle günlük sohbetlerimizde Risale-i Nur’dan bazı konular olmalıdır. Sahabenin kısa zamanda medeni milletlere üstad olacak seviyeye gelmeleri gündemlerinin tamamen İslamiyet olmasındandır.
Devamını oku ›Büyük Günahlar Hangileridir? Bediüzzaman ve “7 Büyük Günah”
Muhterem kardeşlerim! Bediüzzaman’ın ifade ettiği gibi büyük günahlar çoktur. Bunların içinden büyük günahların en büyüğü yahut yedi helak edici günah (mubikat-ı seb’a) bulunmaktadır. Bu yedi konusunda da farklı hadisler bulunmaktadır. Muhaddisler, dine zarar verecek bid’alara tarafdar olmayı da büyük günahlar arasında saymışlardır. Şu hadis bunun delilidir.. (Prof. Dr. Ahmed Akgündüz’ün yazısı..)
Devamını oku ›Eleştiri ve Tenkit Nedir? Usulü Nasıl Olmalıdır?
Tenkit veya eleştiri, kusurlu, eksik veya sakıncalı olan bir şeye müdâhale edip, doğrusunun ve hatasız olanın ortaya çıkması yönünde bir düzeltme çabasıdır. Her şeyden önce -prensip olarak- yapılan eleştirinin/tenkidin doğru, olumlu, Allah’ın rızasını gözeten bir amacı olmalıdır. İnsanlar arası ilişkilerin sağlıklı ve sürekli olması için açık ve dürüst iletişim en önemli koşullardan biridir. İnsanlar birbirleriyle bilgi, duygu, görüş ve düşüncelerini çekinmeden paylaşabilmeli, kendilerine ve karşılarındakine güvenerek konuşabilmeli ve dinlediklerine de güvenebilmelidirler.
Devamını oku ›Dînî Lider Olarak Kabul Edilen Şahıslara İtaatin Ölçüsü Ne Olmalıdır?
Bir kimse ‘Şeyhler, liderler, başkanlar yanılmazlar, günah işlemezler, hata etmezler, ağızlarından ne çıkarsa Allah’tandır, onlara itaat etmemek Allah’a ve Resulü’ne itaat etmemek demektir’ dese ve böyle inansa şirke düşer, İslam’dan çıkmış sayılır. Şeyhi bir yana bırakalım, Allah Resulü bile vahye değil de ictihadına, tecrübesine, beşeri bilgisine dayanarak bir söz söylediğinde hata edebilir. Bu sebeple ashâbı, gerektiğinde O’na ‘Bu sözünüz vahye mi dayanıyor, yoksa kendi reyiniz mi’ diye sorarlardı ve ‘Bu benin reyim’ derse onu uygun görmediklerinde kendilerine göre doğru olanı söylerlerdi, Peygamberimiz de bazen onların reyine uyardı.
Devamını oku ›








