Cennete gitmenin ilk şartı imandır. Kafirler ebedi olarak cehennemde kalacaktır. Müminler ise amellerine göre ya direkt cennete gidecek veya günahlarının cezasını çektikten sonra cennete gidecektir. Sadece namaz kılan bir insanın cennete gidip gitmeyeceğini Allah bilir. Ancak şunu da unutmayalım ki Allah Teala’nın emirlerine ve yasaklarının tamamına itaat etmekle mükellefiz. Bu bakımdan ahirette günahlarımızla sevaplarımız tartılacak ve bunun neticesinde cennet veya cehenneme gidilecektir.
Devamını oku ›Kategori: Soru – Cevap
Namazı Vaktinde Kılmak Hakkında Üstadın Tavrı Nasıldı?
Mesnevi-i Nuriyede şöyle denilir: “Vaktin evvelinde, Kâ’be’yi hayalen nazara almakla namaz kılmak mendubdur ki, birbirine giren daireler gibi Beyt’in etrafında teşekkül eden safları görmekle, yakın saflar Beyt’i ihata ettikleri gibi, en uzak safların da âlem-i İslâmı ihata etmiş olduğunu hayal ile görsün.”
Devamını oku ›Haset Nedir, Zararları Nelerdir?
Fudayl bin İyaz’ın, “Mü’min gıpta eder, münafık haset eder.” buyurur. Bu söz bizim için hem güzel bir ölçü, hem de büyük bir tehdit içerir. Bir insan, bir başkasının nâil olduğu maddî veya manevî bir ihsana kendisinin de erişmesini arzu edebilir. Bu haset değil gıptadır. Hasette ise, haset edilen şahıstan o ihsanın mutlaka geri alınması arzu edilir. Yani, zengin komşusuna haset eden adamın temel hedefi, kendisinin zengin olması değil, komşusunun fakir olmasıdır.
Devamını oku ›Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nurları Neden Yazmış?
Risale-i Nurların yazılma gerekçesi maddeci ve inkarcı felsefenin yayılması ile İslam aleminin iman ve ahlak noktasından zor durumda kalmasıdır. Özellikle Komünist felsefi akım dünyanın yarısını etkisine alıp insanları inkarcılığa ve maddeciliğe sürüklediği bir hengamda, Risale-i Nurlar bu inkarcı akıma karşı Anadolu’da bir set vazifesini görmüştür. Risale-i Nurlar, İslam aleminin manevi bir kalkanı olmuştur.
Devamını oku ›Akıl Nedir ve Nasıl Kullanılmalıdır?
Akıl için “Anlama âleti. Düşünme kabiliyeti. Zekâ. Zihin.”, “Madeni kalp ve ruhta, şuaı dimağda bulunan bir nur-u manevî.” gibi değişik tarifler yapılmıştır. Felsefeciler aklı değişik mânâlarda anlamış, farklı şekillerde tarif etmişler; ama üzerinde anlaştıkları tek bir tarif gösterilemiyor. Bu ne demektir? Yâni, insanoğlu henüz aklının mahiyetini anlamış değil. Akıl hakkında yapılan güzel bir tarif: “Akıl, zâtıyla maddeden mücerret, fiiliyle maddeyle alâkadar bir cevherdir.”
Devamını oku ›













