Kategori: Hatıralar

O Şarkıyı Siz de Söylediniz Mi ?

O Şarkıyı Siz de Söylediniz Mi ?

Üstadın ne demek istediğini anlayamamıştım. Anlayamadığımı ifade edince, Üstad bu defa: “Minarelerde söylenen o şarkıyı…” dedi. Yazının devamını okumak için tıklayın…

Devamını oku ›

Malatya’dan Bir Portre, Celal Yalçın!

Celal Yalçın 1932 Malatya doğumlu, evli dört çocuk babasıdır. Risale-i Nur hizmetiyle 1950 yılında tanışır, ilerlemiş yaşına rağmen aktif; fakat yumuşak bakışlıdır. (Rüstem Garzanlı)

Devamını oku ›
Bazı Alimlerin Gözüyle Mehmet Zahid Kotku Hz.

Bazı Alimlerin Gözüyle Mehmet Zahid Kotku Hz.

Mehmed Zahid Kotku hazretleri ile Üstad Bediüzzaman hazretleri arasındaki ilişkilere dair sadece bir tespiti biliyoruz.O da, 1952 yılında Üstadın Gençlik Rehberi mahkemesi öncesi kendilerini İstanbul’da ziyaret ettiğidir.Merhum Esad Coşan Hocaefendi naklediyor: “Benim hocam Mehmed Zâhid-i Bursevî’ye de, bir muhakemesi olduğu zaman gelmiş olduğunu hocam bana nakletmişti. “Hocam, ben de Evrâd-ı Bahâiyye’yi –Bahâeddîn-i Nakşıbend Hazretleri’nin evradını– okuyorum.” dediğini; “Bana dua edin, bugün mahkememiz var!” dediğini söylüyorlar.”

Devamını oku ›

Orada benden sordular ki: “Cumhuriyet hakkında fikrin nedir?”

Bediüzzaman’ın Cumhuriyet hakkındaki fikri; “Hulefâ-i Râşidîn, herbiri hem halife, hem reis-i cumhur idi. Sıddîk-ı Ekber (r.a.), Aşere-i Mübeşşere ve Sahabe-i Kirama elbette reis-i cumhur hükmünde idi. Fakat mânâsız isim ve resim değil, belki hakikat-i adaleti ve hürriyet-i şer’iyeyi taşıyan mânâ-yı dindar cumhuriyetin reisleri idiler.”

Devamını oku ›

Kastamonu Neşir ve Yayın Hizmetinin Oluşumu

Üstad, 1936’da Kastamonu’ya sürgün edilir. “Kastamonu nurların ikinci bir intişar merkezi olarak” tarihe geçer. Cumhuriyetin zulüm şehridir Kastamonu, şapka devriminde yapılanlar otuz bir martta asılanlar gibidir. Maziye dair bütün şeyleri tahrip etmeye kararlıdır, kafasız yeni kafalar. Ayetlerin yazıldığı mezar taşlarını kanalizasyon yapımında kullanırlar, ameleler tarafından lağımlara döşendiğini görünce Bediüzzaman öyle bir hiddetle kükrer ki ermeni ustalar neye uğradığını şaşırır kaçarlar. Oradaki memurlar da kaçarlar. Kaldığı yer, Araba pazarındaki polis karakoluna teslimedilir. Karakolun merdiven altındaki dar ve izbe bir yere yerleştirilir. (Prof. dr. Himmet Uç’un yazısı..)

Devamını oku ›