Kanuni, zaferleriyle değil, insanlığıyla büyüktü. Öncelikle âdildi. Hangi konumda olursa olsun, insana saygılıydı. Herkesin hakkını gözetir, haksızlık-adaletsizlik yapmamaya özen gösterir, devlet adamlarına da sürekli bunu telkin ederdi. Padişahların bile keyfi hareket edememesi için ilk kez “görev-yetki” tanımlaması yapmıştı. Ve koyduğu kurallara öncelikle de kendisi uymuştu. (Yavuz Bahadıroğlu’nun yazısı..)
Devamını oku ›Kategori: Yazılar
Hüsün, nezaket ve Müslüman..
Müslüman dediğimiz insan, hüsnü ve nezaketi kendi kişiliğinde içselleştirmiş olması beklenen kişidir. Mücerret hüsün anlamına gelen imanıyla başkalarına karşı nazik davranışlar sergilemekle yükümlüdür. Hatta yükümlülükten ziyade, bu onda ikinci bir tabiat haline dönüşmeli ve doğal bir şekilde zuhur etmelidir. (Ömer Baldık’ın yazısı..)
Devamını oku ›Yakarış (Şiir)
Ya İlahi! Sen kula kul eyleme bizi, Nurlarla tenvir olmayı isterim senden,
Bize sahip çık takip edelim izinizi, Evet âcizu fakiriz i’tiraf benden. (Abdulkadir Haktanır’ın şiiri..)
Devamını oku ›İstanbul
On beş asırlık İstanbulum mütebahhir, İsmini İslam’dan alan güzelim şehir,
İslam’bolum İstanbul’a, edilmiş devir, Çok inkılaplar geçirmiştin İstanbul. (Abdulkadir Haktanır)
Zekât ve Sadaka Mevsimi “Ramazan”
Hadîs-i Şerifte vârid olmuştur ki: “Ba’zan belâ nazil oluyor; gelirken karşısına sadaka çıkar, geri çevirir.”
Devamını oku ›










