Bu yazı: “Kızıl Meydan’dan Kıbleye Hidayet Hikayesi” başlıklı yazımızın 4. Bölümüdür. ABDÜLKERİM VE RESUL, olup bitenden habersiz olarak ertesi sabah yine stüdyoya geldiler. Resul, tam saat dokuzda kayıt odasındaki yerini aldı.
Devamını oku ›Kategori: Yazılar
Ashab-ı Kehf gibi
Bu yazı: “Kızıl Meydan’dan Kıbleye Hidayet Hikayesi” başlıklı yazımızın 3. Bölümüdür. ALTI KOĞUŞ ağası ve meşhur bir mafya lideri… Sayıları Ashab-ı Kehf’e denk gelen bu eski eşkıyalar, bir nevi evliyalaşarak hapisten çıkmışlardı. Hapis onlara bir Medrese-i Yusufiye olmuştu.
Devamını oku ›Dillere destan bir pişmanlık ve Tevbe!
Zaman asr-ı saadet. Mekke fethedilmiş. Müslümanlar, Kâinatın Efendisi (s.a.v.) ile birlikte en mutlu dönemlerini yaşıyorlar. Mevsim hurmaların dallarından gülümsediği, bolluk ve bereketin insanı rehavete sürüklediği bir mevsim. Tam da o günler de bir haber geldi. Şam’da toplanan kırk bin kişilik Bizans ordusu Müslümanlara meydan okuyordu. İşte, bu şartlarda bir sefer çağrısı geldi…
Devamını oku ›Said Nursi’nin Kürd Dünyası dışına çıkışı
Bediüzzaman, Kürt dünyası dışında bir dünya bulunduğunu orada fark etmiş; sadece Kürtlerin değil, İslam’ın ve Osmanlı’nın da başının derde olduğunu idrak etmiştir. M. Ali Bulut’un yazısı…
Devamını oku ›Nikolay ve İncil
“Bu yazı: “Kızıl Meydan’dan Kıbleye Hidayet Hikayesi” başlıklı yazımızın 2. Bölümüdür.” Nikolay heyecanla kitaba uzandı. Bu, Kur’an-ı Kerim’in Rusça tercümesiydi! O güne kadar eline ilk defa bir Kur’an geçmişti. “İncil’den sonra Kur’an, ne tesadüf!” dedi içinden… “Demek İlahî kitaplarla tanışmak için hapse girmek gerekiyormuş.”
Devamını oku ›













