Aklı ve fikri, felsefe hikmeti ile yaralıdır, tedavisi gerekir. Hem kalben, hem de aklen hakikata giden bir yol arar. Farklı insanlar, farklı cazibedar metinlerle önünde durur, kararsızdır. İmamı Rabbani’nin “tevhid-i kıble et” ihtarından sonra hakiki üstad Kur’an’ı kabul eder ve arkasından gider. Kalb, ruh, akıl birlikte hiçbirinin hükmünü görmezlikten gelmeyerek hakikat yolunda gezer. Artık kararsızlık bitmiş Kur’an’ın dersi ile hakikate bir yol bulmuş ve girmiştir.
Devamını oku ›Kategori: Yazılar
Ben olmasam bu işler yürümez!..
Enaniyetin şerrinden Allah’a sığınmalı. İnsanın kütüphane dolusu kitaplar okuması, yıllarca ibadet etmesi, enaniyetle yaptığı bir hareketle mahvolup gidebilir. Bir kibritin bir sarayı yakması gibi…
İnsanlar tevazu gösterdikçe yükselir, gururlandıkça alçalırlar. Nice Nemrutlar, Firavunlar, Ebreheler gururlarına yenik düşmüş; nice peygamberler, evliyalar, alimler tevazuyla yükselmiştir.
Miraç (Sene 1954)
Sene 1954… Miraç Kandili… İmam efendi, miraçla ilgili olayları anlattı, minberden aşağı indi. O sırada bazı sorular, hem kafama hem de kalbime saplandı: “Peygamberimiz neden göğe çıktı? Nasıl çıktı? Ne yaptı?”…
Devamını oku ›Miraç Mucizesinin Hikmeti
Miraç, İslam dininde Hz. Muhammed (a.s.m.)’in göğe çıkması sonucu mukaddes bir yolculuğun ve manevi bir yükseliş anlamındadır. Hicret’ten bir yıl önce, Recep ayının 27.nci gecesi olmuştur. Kadir gecesinden sonra en kutsal gecedir.
Devamını oku ›Risale-i Nur Işığında Günahkar Psikolojisi
İşlediği günahın gerektirdiği cezayı düşünen bir kişi nasıl rahat edebilir? Bütün hücrelerinde hissettiği bu sıkıntıdan kurtulmalıdır. Kurtuluşun tek çaresi olarak nefis, Cehennemi inkar fikrini sunar. Çok cazip bir teklif! Ceza çekilecek bir yer olmayınca, günah işledikten sonra içimiz rahat olacak!
Devamını oku ›













