Kategori: Yazılar

Nurların tahrif edildiği iddiası şeni bir bühtandır! (3)

Nurların tahrif edildiği iddiası şeni bir bühtandır! (3)

Mesnevi’deki şekli Üstad’ın Kamal Atatürk’e takdim ettiği beyannamenin giriş kısmı ile bir iki ufak tadilde bulunarak 19 Ocak 1923’de Meclise takdim ettiği nüshadan külliyata geçmiştir. Bu her iki orijinal nüshayı Ahmed Akgündüz Hoca, “Risâle-i Nurlarda Tahrif İddiaları ve İlmî Cevaplar” adlı çalışmasında neşrederek farkın Üstad’ın tasarrufuna dayandığını ortaya koydu. Müteşekkirim…

Devamını oku ›
Cevşenü’l-Kebir’den Marifetullah Nükteleri-3

Cevşenü’l-Kebir’den Marifetullah Nükteleri-3

Cevşen’de Nur ve Hayat Hakikatleri Hz. Peygamber (ASM) yaratılış âleminin merkezi konumda olan hayata, hayatın kaynağı olan ruha ve ruhun özü olan nur hakikatine ehemmiyetine binaen Cevşenü’l-Kebir duasında 2 bab ayırmış ve bu hakikatleri kuşatarak zihinlere sunmuştur: 47. Bab ( Nur   Bahsi ) ve 69. Bab ( Hayat Bahsi ) 47 ve 69. Bâblardan her birisi, doğrudan doğruya 2 hakikati […]

Devamını oku ›
Nurların tahrif edildiği iddiası şeni bir bühtandır! (2)

Nurların tahrif edildiği iddiası şeni bir bühtandır! (2)

1925’de patlak veren Şeyh Said kıyamının ardından Kürt coğrafyasında başlatılan saha temizliğinde Kürt ağa ve aşiret beylerinden din adamlarına kadar ileri gelenlerden nasibsiz kalan olmaz. Doğduğu topraklardan koparılıp önce Burdur, sonra Barla’ya sürgün edilenlerden biridir devrin meşhuru Bediüzzaman Said-i Kürdî…

Devamını oku ›
Bir yılbaşının ardından

Bir yılbaşının ardından

Her sene yılbaşının ardından bazı malum neşir organlarında, “akşamdan kalma” bir kafa ile yazıldığı intibaını veren ve yukarıdakine benzer bir cümle ile başlayan bol resimli “Yılbaşının ardından” haber ve röportajları ile ilgili başlıklar olurdu. (Prof. Dr. Mustafa Nutku)

Devamını oku ›
Nurların tahrif edildiği iddiası şeni bir bühtandır! (1)

Nurların tahrif edildiği iddiası şeni bir bühtandır! (1)

Ne var ki, bu kadarcık bir hamiyetin teşvikiyle büyük bir ummanın girdablarına dalmasını, ilim ve mantık zemininde makul bir yere koymanın imkânı yok. Karadeniz mizacının coşkun bir tezahürü olması ihtimali de Külünk’ün hatalarına mazeret teşkil etmez, edemez…

Devamını oku ›