Kategori: Yazılar

Osmanlı’nın güzel alışkanlığı: Günde iki öğün yemek

Osmanlı bir arşiv devletidir. Kayıtlar öylesine ayrıntılı tutulmuştur ki, mutfağa giren bir baş soğan bile kayıt altına alınmıştır.
Bu kayıtlardan (Fatih Sultan Mehmed’in mutfağı ile ilgili en eski belge, hicri 873 Zilhiccesini (11 Haziran-09 Temmuz 1469) öğrendiğimize göre, Fatih, ülkesinde yaşayan diğer insanlar gibi, günde sadece iki öğün yemek yerdi…
(Yavuz Bahadıroğlu)

Devamını oku ›

Mevlid, Bediüzzaman ve Halide Edip Adıvar

Bediüzzaman eserlerinde edebiyatımızdaki eserler ve şahıslar hakkında hükümler verir. Ama bir eseri tamamiyle gözden geçirip hükümler, yorumlar yaptığı zannedersem tek eser Süleyman Çelebi’nin Mevlid’idir. Bediüzzaman  Miraç hakikatı ile birlikte Mevlid hakkında sitayişkar beyanlarda bulunur, onu adeta alkışlar. Halide Edip, Mevlid’i romanında bir bahis haline getirmiştir. Onun icrasını anlatır, bir sinema sahnesi gibi. Üstelik bu eser Amerika’da yazılmış, hem ülkesine hem de kültürüne ve dinine olan hasreti hissettirir. (Himmet Uç’un yazısı..)

Devamını oku ›

Sonuç Odaklı Süreçler

Yıldızlı bir gecede başını kaldırıp yıldızları izlerken “Acaba oralarda da yaşayanlar var mı?” diye düşünmemiş olanımız herhalde yoktur. Burada “yaşayan” ile kastedilenin de bilim adamlarının bulmaya çalıştığı gibi, tek hücreli veya kimyasal yapısı hücre olmaya aday yapıda bir “canlı(!)” olmadığı da muhakkaktır. Aslında merak ettiğimiz iki şey vardır; 1) Yaşayanlar varsa buraya gelirler mi? (Bu kadar da tembeliz. Hep ayağımıza bekliyoruz. Kalk bir kere de sen git! Yok!) 2) Gelirlerse ısırırlar mı?.. (Muhiddin Yenigün’ün yazısı..)

Devamını oku ›

Aziz Mahmut Hüdai Hz. Kimdir? (1541-1628)

Bu sözler ve yaptığı hatâ Azîz Mahmûd Hüdâyî’ye çok tesir etti. Gözlerinden iki sıra yaş döküldüğü hâlde; “Efendim! Her şeyimi mübârek kapınızın eşiğinde terk eyledim. Dileğim talebeniz olabilmek ve hizmetinizi görmekle şereflenmektir. Her ne emrederseniz yapmaya hazırım.” dedi. Bu samîmî ifâde üzerine Üftâde tâne tâne buyurdu ki: “Ey Bursa kâdısı! Kâdılığı bırakacak, bu sırmalı kaftanınla Bursa sokaklarında ciğer satacaksın. Her gün de dergâha üç ciğer getireceksin!”… (Çetin Kılıç’ın yazısı)

Devamını oku ›

Yeni bir Bilim Anlayışının İnşasında, İslâmî bir Epistemoloji Önerisi (4)

‘Ateist Yatay Deterministik Sebep – Sonuç Şablonuyla’ gitmeye devam edersek; ‘sebepler’, teorik olarak sonsuza kadar gidiyor! Meselâ; her kış mevsiminde, ‘sonuç’ gibi, ‘sebebi’ de ölüyor ve baharda ikisi de tekrar diriliyor. O zaman her sebebe de ayrı bir sebep bulmak gerekiyor ve bu sebeplere de ayrı bir sebep gerekiyor!..
(Ayhan KÜFLÜOĞLU)

Devamını oku ›