Bediüzzaman Hazretleri Ebu Talip’in imanı hakkında şöyle buyurmaktadır: “… Ehl-i Sünnetin ekserîsi imanına kail değiller. Fakat benim kalbime gelen budur ki: Ebu Talib, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın risaletîni değil, şahsını, zâtını gayet ciddî severdi. Onun o gayet ciddî, o şahsî şefkati ve muhabbeti, elbette zayie gitmeyecektir. (Rüstem Garzanlı)
Devamını oku ›Kategori: Yazılar
Külliyet Kazanma
…her insan tek başına ayrı bir cemaat gibidir. Kalbinin, aklının, hafızasının, hayalinin ve hislerinden her birinin ayrı bir görevi olduğu gibi, gözünün, kulağının, elinin, ayağının da yine müstakil görevleri vardır. Bunların her birinin kendi görevlerini yerine getirmeleri onların ibadeti oluyor…
(Prof. Dr. Alaaddin Başar)
Tembellik Başka, Tevekkül Başka…
Kimi yazarlar “Müslümanlar kadere güvenip beklediler, bilimsel gelişmelere katkı sunmadılar” diyor, tevekkülün tembelleştirici rolünden söz ediyorlar. İslâm âlemindeki sorunları da müminlerin ‘kaderci’ tavrına bağlıyorlar…
Devamını oku ›Bizim Münekkidler ve Nesnel Eleştiri
Bediüzzaman modadan uzak bir insan, fikirleri ve yaşayışı hiç moda ile alakadar değil. Moda fikirler üretmemiş, her zaman değerini koruyacak fikirler ortaya koymuş. Bediüzzaman’ın felsefe ve dini fikirleri ile Hamid’in eserleri transkirite edilirse ortaya büyük eser çıkar…
(Himmet Uç)
İhtirasa çağrı
Kanaatsizlik aslında kötü bir huy değildir; ait olmadığı yerde kullanılmak onu kötüleştirir. Yerli yerinde kullanıldığı zaman ise, kanaatsizlik, övgüye en çok lâyık insanî özelliklerin gelişimi için bir vasıta olur. Lâkin biz çoktandır doyumu yanlış yerde aradığımız için, onun peşi sıra pek çok kavram da yer değiştirdi, bu arada kanaat ve hırs kavramları arasında da bir becayiş cereyan etti…
Devamını oku ›










