En kötü ve aldatıcı, gizli ve sinsi yalan; içine doğru kırıntıları serpiştirilmiş yalandır! Bir yem işlevi gören o doğrularla insanları avlarlar; “bunlar doğruysa, şu dedikleri de yüksek olasılıkla doğru olabilir ve doğrudur” ihtimâl ve zannına yol açarak; o doğrularla, böylece diğer yalanları da peyderpey yuttururlar! (Ayhan KÜFLÜOĞLU)
Devamını oku ›Kategori: Yazılar
Süfyaniyet’in Dördüncü Rüknü
Risale-i Nur’da Süfyaniyet’in dört rüknü olduğundan bahsedilmekte, bunların ilk üç rüknü hakkında tafsilat verildiği hâlde dördüncüsüne dair pek az açıklama yapılmaktadır. Çünkü Risale-i Nur’un telifi zamanında ilk üçü zuhur etmişti; fakat dördüncüsü zuhur etmemişti. Dördüncüsü, istikbale ait bir mesele olduğu için Külliyat’ta pek muhtasar olarak yer almıştır (Abdullah Saidoğlu)
Devamını oku ›Toplum Hayatı; Hazret-i Ali Efendimiz’in Tavsiyeleri
Ey Malik! Ben seni öyle bir memlekete gönderiyorum ki, senden evvel birçok hükümetler oralarda adalet sürdü veya zulmetti. Sen vaktiyle nasıl evvelki valilerin icraatlarını gözden geçiriyorsan, halk da şimdi senin icraatlarını öyle gözetecek. O zaman senin onlar hakkında söylediklerini halk da şimdi senin hakkında söyleyecek. Kimlerin salih olup olmadığı ancak Allah’ın kendi dilinden söylettiği sözlerle anlaşılır…
(Mehmed Kırkıncı)
At İzi, İt İzine Karıştı..!
At izi de belli.. İt izi de bellidir; akil olanlara.. Mehdi de belli, süfyan da; manen kör olmamış gören gözlere.. Sağ yol da belli, sol yol da; bahtiyar mü’minlere ve bedbaht isyankârlara…
Paranın da, imanın da kim de olduğu çoktan belli olmuştur..! Duymayanlara yahut duymak istemeyenlere duyurulur..! (Hasan Tayfur)








