Ölümün hakikatini Risalelerden ders alan bir talebe, henüz gencecik yaşındayken ölümle karşılaşacak olsa, “Daha yaşanacak yıllarım vardı” diye hayıflanmaksızın geçiverir öbür tarafa – tıpkı bir odadan diğerine geçer gibi. Risale-i Nur’un dersleriyle haşir neşir olan anne ve babalar, hayatının baharında toprağa verdikleri evlâdı için teselliye ihtiyaç bile duymazlar da kendilerini taziyeye gelenleri teselli ederler. Daha geçen gün yaşamadık mı en son nümunesini bunların? (Ümit Şimşek’in yazısı..)
Devamını oku ›Kategori: Yazılar
Güneşin Doğmasını Geciktirenler
İhtilaftan kurtulamayarak fitne ve fesadın oyuncağı olan bir kısım ehl-i hakkı sorumlu davranmaya davet ediyoruz! Yapmaları gereken hizmet, ifsat tuzakları ile geciktirilirken gelmesi gereken meşruiyet zemini ile beraber gönüller ve zihinler bulandırıldı. İfsat komitesinin yaptığı kara propagandalarla oluşturulan algılar; ümitsiz, güvensiz ortamda tereddütlü insanların bir kısmını kamplaştırıp diğerlerini de pasifize etti. Damlayan suyun mermere iz yapması gibi yalan bilgilerle iz yapıp doğrunun anlaşılmasına mani oldu. (Mehmet Çetin’in yazısı..)
Devamını oku ›Sistemli Hizmet Adamı: Hafız Ali (r.a)
Hafız Ali, istikamet ve ihlas üzerine bir hayat yaşamak için büyük gayret gösterdi. Kırk beş sene devam eden hayatına çok büyük hizmetler sığdırarak Üstad’ın yerine ve O’nun bedeline 1944 yılında Denizli’de kırk beş yaşında bulunduğu bir sırada şehid olarak ecel şerbetini içti. Dünya külfetinden kurtuldu ve cennet bahçelerine doğru yol almaya başladı. (Abdulkadir Menek’in tebliği..)
Devamını oku ›Bediüzzaman’ın Çok Ehemmiyetli Gördüğü Vazife
Bediüzzaman’a, “Niçin siyasetten çekildin, hiç yanaşmıyorsun” sorusuna; “siyaset vasıtasıyla hizmet yolunun meşkûk, müşkülâtlı, kendisi için “fuzuliyane ve en lüzumlu hizmete mani olduğunu, siyasetin çoğunun yalancılık ve bilmeyerek ecnebi parmağına alet olmak ihtimali var” demiştir (Rüstem Garzanlı)
Devamını oku ›Mide İstiaresi Ve Sırr-ı Kayyumiyet
Bütün varlığı ayakta tutan “Kayyumiyet” sırrıdır. Toprağın ağaca dönüşmesi ve o ağacın toprağın üstünde ömrü nihayet buluncaya kadar çevresindeki tesirlere direnerek yaşaması bizim anlamakta zorluk çektiğimiz bir sırrın onun içinde var olması iledir. Aynı topraktan yapılan insanın toprak zerrelerinden inşası bir mesele, o zerrelerin birbirine dayanarak insanın ömrünün sonuna kadar onu ayakta tutması yine bir sırdır. Ölümde nasıl olursa o sır birden yerini değiştirir ve koca insan birden yere yığılır. (Prof. Dr. Himmet Uç’un Kayyum ismine dair güzel bir tefekkür yazısı..)
Devamını oku ›








