Kategori: Yazılar

Validebağ Camii Gerçeği ve Sinsi Oyunlar

Her Cami; Kabe’nin yani Beytullah’ın bir şubesidir. Camiler İslam’ın sembolleridir ve şiarıdırlar. Camiler, “..Ben Müslümanım” diyen herkesin, övünç ve gurur kaynaklarıdırlar. Kur’an-ı Kerim, camiler ve camileri engelleyenler hakkında bakınız ne buyuruyor: Allah’ın mescitlerinde Allah’ın adının anılmasını engelleyip, oraların ıssız ve harap hale gelmesine çalışanlardan daha ZALİM kim olabilir? (Bakara suresi, 114. Ayet) (A. Raif Öztük’ün yazısı..)

Devamını oku ›

Prof. Dr. Ahmed Akgündüz Hocama (Şiir)

Eşsiz makama sahip, Ahmed Akgündüz Hocam, Hiç çekinmeden diyebilen, benim Nur da’vam,
Rabbin lütfüyle, Nurlara oluyor istihdam, Hareketlerinin tamamı, iftiharımız.
Zekâ ve kabiliyeti ile, eşsiz bir zat, Bilgi ve marifetleri, bize veriyor tat,
Aklındaki üstün meziyetleri, ona kat, Marifetle emsalsizdir, Akgündüz Hocamız… (Abdulkadir Haktanır’ın şiiri)

Devamını oku ›

Bediüzzaman, Mustafa Kemal’in Ölümünü ve Kemalizm’in Merhalelerini Haber Veriyor

1937 senesinde Mustafa Kemal’in en çok şikâyetçi olduğu rahatsızlık, vücudunun muhtelif yerlerindeki ve bilhassa ayaklarındaki kaşıntıdır. 1937 Ekim’inde bu kaşıntıların musebbibinin Çankaya köşkündeki “et yiyen cinsinden küçük kırmızı karıncalar” olduğu söylenince, bu defa adeta bir seferberlik ilan edildi. Genelkurmay zehirli gaz uzmanı Nuri Refet Korur’un tavsiyesi ile köşkün “Cyclon B” denen siyanidrik asit gazıyla dezenfekte edilmesi kararlaştırıldı. (Prof. Dr. Ahmed Akgündüz’ün yazısı..)

Devamını oku ›

Bediüzzaman’ın Penceresinden “GÖZ”

Göz; vücut gömleğinin süslerinden, bize verilen ilahi hediyelerden önemli bir parçadır. Görmek için göz, anlamak için akıl gerekir. Başımızın önündeki bir çift göz, insanı dış dünyaya açan birer penceredir. Göz, kâinattaki farklı güzelliklere, gözün farkını ortaya koyarak bakabilmek için verilmiştir. (Dr. Selçuk Eskiçubuk’tan güzel bir tefekkür yazısı..)

Devamını oku ›

Gönülçelen Ayetler..

İlk kez Cemalnur Sargut’tan duymadım elbette. Ama bardağı taşıran son damla oldu diyeyim. Şöyle söylüyor Ferda Yıldırım ile söyleşilerinden oluşan Kur’an ile Var Olmak kitabında: “Onun için Arapça okuduğumuz şeylerin de manasını bilmek lazım. Ben, Tebbet sûresinde Allah diyerek hüngür hüngür ağlayan insan gördüm. Tebbet sûresi, Ebu Leheb’in yanışını anlatan bir sûredir. Orada ağlanacak birşey yok. Sadece ibret almak gerekir. Şunu demek istiyorum: O sûrede aşk yok. İdrâksiz olanların sıkıntısı anlatılıyor. Manayı bilmezsek yanlış yerde ağlayıp yanlış yerde gülüyoruz.” İnsanın âlemi ‘bildiğinden ibaret’ sanması kötü. (Ahmet Ay’ın yazısı..)

Devamını oku ›