Son Yazılar

Bediüzzaman’ın Müthiş Sırrı

Bediüzzaman’ın Müthiş Sırrı

Risale Akademisi ile Akademik Araştırmalar Vakfı (AKAV)’nın ortaklaşa düzenlediği ‘Münazarat Ekseninde Milliyet Fikri ve Demokrasi’ konulu konferansta Kürt sorununa çözüm arandı. Bediüzzaman’ın talebelerinden Abdullah Yeğin , Mehmet Kırkıncı, Abdulkadir Badıllı, eski Çevre Bakanı Rıza Akçalı, Has Parti Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Erdinç Yazıcı ile çok sayıda bilim adamının katıldığı programda Bediüzzaman’ın 1908 yılında Kürt halkına hitaben yazmış olduğu ‘Münazarat’ adlı eseri değerlendirildi.

Devamını oku ›
Uganda: “Bunlardan Bize Çok Getirmeliydiniz!”

Uganda: “Bunlardan Bize Çok Getirmeliydiniz!”

Kaddafı cami kütüphanesinde görevli, yaşını almış bır amcaya risaleleri anlatırken “bana da Allah’ı anlatan bu kitaptan verirmisiniz”, bir üniversitede “bunlardan bize çok getirmeliydiniz”, bir camii kütüphanesine kitapları bıraktıktan sonra kitapları gören ve tevafukla karşılaştığımız kişi “bize bunlardan yüzlerce ton gönderin” demeleri gibi örneklerle karşılaştık

Devamını oku ›
Bir Nefes Sıhhat

Bir Nefes Sıhhat

Görevli hemşire geldi, ameliyat önlüğünü bırakarak hazırlanmasını söyledi. Kefenden farkı, yeşil olması, bir de alt çamaşırın üzerinde kalmasıydı. Eh yine de biraz sonra dalacağı dünyanın ölümün bir nevi keşif kolları mahiyetindeki nevm âlemine, uyutulma moduna girecekti… Ne de olsa, sadece dar zamanlarda değil, geniş ve sağlıklı hayat dairelerinde de okumaya ve duaya alışıktı dili… Okudu, okudu, okudu…

Devamını oku ›
Cüneyt Arcayürek ve Dahi

Cüneyt Arcayürek ve Dahi

Dehanın eseri farklıdır. Ustalık uzun bir zaman alan ve yoğun bir çalışma gerektiren meslekî bir öğrenim, dünya sanat kültüründe elde edilmiş başarıların bir özümlenişi, sanatçının kendi yaratıcı tecrübelerini sürekli derleyip olgun bir hale getirmesi sürecidir. Yoğun çalışma olmaksızın kabiliyet tıpkı çöldeki bir gül gibi kavrulup gider. Deha ise araştırmacıdır, yenilikçidir, sentezcidir, gözlemcidir, yorumcudur. (Prof. Dr. Himmet Uç’un kaleminden…)

Devamını oku ›
Kâr payı

Kâr payı

İlk anda yeterli bir teselliydi ‘deli’ kelimesi. Ama çığ gibi büyüyorlardı ve onlar da biliyordu ki, bu ‘deli’ler kazanacaktı. Bütün dünyayı ellerinin tersiyle itiyorlardı. Bunu anlamak ne kadar güç.

Devamını oku ›