Beşer estetiği sadece mimari, resim, güzel sanatlara hasretmiş estetiği. Bediüzzaman’ın estetiğinde şimdi şu yaratılıştaki dengeleri oranları koruma konusundaki fikirleri. Adl ismini sadece mahkemeye hapsetmiş esma yorumcuları, adl isminin izahı bütün bilim nazariyelerini alt üstü eden bir bahis. Bilim tarihi bilimlerdeki denge konusunda çok şey söylemiyor ben baktım göremedim. Tahavvülat, masarif ve varidat arasındaki denge, bunu anlatıyor nasıl oluyormuş. (Prof. Dr. Himmet Uç’un yazısı..)
Devamını oku ›Etiket: "Prof. Dr. Himmet Uç"
Bir Portre; “İhsan Kasım Salihi”
İhsan Kasım Salihi’nin tercüme macerası ve dolaştığı ülkeler konuştuğu kişiler bir kitap olacak kadar fazla. Bizim Türkiye dünyamızdan çok farklı, çok değişik insanlarla muhatab olmuş. Biri hatıra anlat deyince hangi hatıra der gibi çokluğundan kinaye bir işaret yaptı. Bir tane anlattı. Bir gün bir Arap alimine “Bediüzzaman nasıl biridir” diye sorar.. (Prof. Dr. Himmet Uç’un yazısı..)
Devamını oku ›Namık Kemal’in Fikir Dünyasında Tesirler
Namık Kemal’in kültürel biyografisinde önemli şahıslar vardır. Namık Kemal onlardan çok etkilenmiştir. Onun bakış açısı onların sayesinde oluşmuştur denilebilir. Namık Kemal Sofya’da iken yazdığı şiirlerinde tasavvufi Türk şiirinin tesirleri vardır, büyük tasavvuf şairlerinden izler görülür bunlarda, şair bu şiirlerde cesaret, kendine güven gibi hislerle görülür, onun sonraki hayatında bu tesirler cesareti olmayacak işlere kalkışması, siyasiliği ihtilalciliği, tenkid yazılarındaki serazad ruhu hep bu dönemdeki etkilerden doğmuştur denebilir. (Prof. Dr. Himmet Uç’un yazısı..)
Devamını oku ›Kastamonu Neşir ve Yayın Hizmetinin Oluşumu
Üstad, 1936’da Kastamonu’ya sürgün edilir. “Kastamonu nurların ikinci bir intişar merkezi olarak” tarihe geçer. Cumhuriyetin zulüm şehridir Kastamonu, şapka devriminde yapılanlar otuz bir martta asılanlar gibidir. Maziye dair bütün şeyleri tahrip etmeye kararlıdır, kafasız yeni kafalar. Ayetlerin yazıldığı mezar taşlarını kanalizasyon yapımında kullanırlar, ameleler tarafından lağımlara döşendiğini görünce Bediüzzaman öyle bir hiddetle kükrer ki ermeni ustalar neye uğradığını şaşırır kaçarlar. Oradaki memurlar da kaçarlar. Kaldığı yer, Araba pazarındaki polis karakoluna teslimedilir. Karakolun merdiven altındaki dar ve izbe bir yere yerleştirilir. (Prof. dr. Himmet Uç’un yazısı..)
Devamını oku ›Memurlar, Hizmetçiler ve Yolcu
İnsan yolcusu ile ona hizmet edenler vardır, büyük hizmetçiler. Bediüzzaman onlara “Büyük memurlar”der. İşte büyük memurların anlatımı. “Hem madem bu misafirhane-i dünyanın sobalı lambası birdir ve ruznameli kandili birdir ve rahmetli süngeri birdir ve ateşli aşçısı birdir, hayatlı şurubu birdir ve himayetli tarlası birdir.. bir bir bin birler kadar” (Prof. Dr. Himmet Uç’un yazısı..)
Devamını oku ›








