Huzurun Kaynağı Adalet-i İlahiye
Toplumun huzuru, adaletin tesisisi ve suçun önlenmesi ancak imanın kalplerdeki yönlendirici gücü ve İlahi hükümlerin caydırıcılığı ile mümkün olabilir.
Suç polis, hapis, kilit gibi dışsal mekanizma ile değil, içsel bir mekanizmayla engellenebilir. Modern hukuk, suçu sadece bir “hukuk ihlali” veya “toplumsal zarar” olarak görür. Kişi, yakalanmayacağını veya az bir ceza alacağını düşündüğü an suç işleme eğilimi gösterir. Çünkü sadece şüphe ve korku etkilidir.
İslami adalet, suçu doğrudan Allah’ın emrine bir itaatsizlik olarak tanımlar. İmanlı bir kişi, elini harama uzattığında kalbindeki manevi yasakçı devreye girer. Bu yasakçı, vicdanın derinliklerinden gelen bir sestir ve kişiyi daha eyleme geçmeden durdurur.
Batı tarzı adalette, her gün elli kişi hapse girer ama hırsızlık bitmez. Çünkü ceza sadece bedene yöneliktir, ruhu ıslah etmez. Kur’anî adalette, elli yılda bir el kesilir ama kimse hırsızlık yapmaz. Çünkü o tek ceza, Allah’ın emri namına uygulandığı için toplumun kolektif vicdanında devasa bir sarsıntı yapar ve suç meylini kökünden keser.
Allah’ın emri gözetilmeden verilen cezalar abdestsiz, kıblesiz namaza benzer. Namazın ruhu nasıl niyet ve huzur ise, adaletin ruhu da onun “İlahi bir emir” olarak uygulanmasıdır. Eğer bir ceza sadece insanların koyduğu bir kural olarak görülürse, kişisel çıkarlar işin içine girer. Tarafgirlik ve adaletsizlik baş gösterir. Cezanın caydırıcılığı yakalanmama ihtimali ile sıfıra iner.
Eğer toplum İslami hakikatlerden uzaklaşırsa ne olur?
Emniyet mahvolur, kimse malından emin olamaz, kasalar ve kilitler çare etmez. Ahlaksızlık galebe eder. Pis huylar yaygınlaşır. Liyakat kaybolur. İş ehil olanların değil, yalancıların ve dalkavukların eline geçer.
Eğer insanlık, adaleti Allah namına tesis etmezse; toplumları içten içe çürüten anarşizme ve büyük bir yıkım getirecek olan maddi-manevi kıyametlere, sosyal patlamalara, kaosa mahkûm kalacaktır.
Gerçek saadet ve huzur, sadece kapıları kilitlemekle değil; akıllara iman nurunu, kalplere Allah korkusunu ve sevgisini yerleştirmekle mümkündür. Kur’an’ın öngördüğü adalet sistemi, bir ceza sistemi olmaktan ziyade, insanı suçtan tiksindiren bir terbiye sistemidir.
Bediüzzaman Said Nursi hazretleri “Eğer beşer çabuk aklını başına alıp adalet-i İlahiye namına ve hakaik-i İslâmiye dairesinde mahkemeler açmazsa, maddî, manevî kıyametler başlarına kopacak” buyurmaktadır.
Çetin Kılıç
Kaynak:RNK








