İffet Zırhı ve Gençlik Hazinesi
Konumuz Gençlerin karşı cinsle münasebeti; Konuya mensup olduğumuz İslam dini açısından bakıldığında, gençlik dönemindeki karşı cins münasebetleri “iffet”, “hikmet” ve “ebedi hayatın selameti” çerçevesinde ele alınmalı. Bu noktada mesele sadece bir yasak değil, ruhun ve kalbin korunmasıdır.
Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri Risale-i Nurda, gençlik enerjisinin doğru kanalize edilmesini bir “saadet-i ebediye” anahtarı olarak görür. Küçük yaşlarda karşı cinsle kurulan ölçüsüz yakınlıklar, henüz olgunlaşmamış duyguların erkenden uyarılmasına ve manevi bir dağınıklığa yol açabilir. Bu durum, Nur Külliyatı’nda vurgulanan “gayrimeşru bir muhabbetin neticesi, merhametsizce bir azap çekmektir” sırrını akla getirir.
İnsanın kalbi, nihayetsiz bir muhabbet kabiliyetine sahiptir ve bu muhabbetin asıl yönü Cenab-ı Hakk’a bakmalıdır. Henüz hayatın başında, fani ve dünyevi bağlarla kalbi meşgul etmek; zihni berraklıktan, derslerden ve hakikat arayışından uzaklaştırabilir. Risale-i Nur’un rehberliğinde gençlik, “iffetle geçirilmesi gereken bir emanet” olarak tanımlanır.
“Hutbe-i Şamiye” ve “Hanımlar Rehberi” gibi eserlerde de vurgulandığı üzere; İslam ahlakının esası olan edep ve mahremiyet, hem erkeği hem kadını manevi bir zırh gibi korur. Küçük yaşlarda bu mesafenin kaybolması, ileride kurulacak ciddi ve helal yuvaların temelindeki o safi hürmeti zedeleyebilir.
Risale-i Nur, gençleri fani ve muvakkat heveslerden ziyade; baki ve hakiki bir aşk-ı ilahi ile kalplerini tatmin etmeye davet eder. Mesafe, bir mahrumiyet değil; ruhun hürriyetini ve izzetini koruma yöntemidir.
Çetin Kılıç
Kaynak:RNK








