Çocuk Kalbinde Ölüm Korkusu ve Şefkat yada Küçük Kalplerin Büyük Tesellisi
Nev’-i insanın dörtten birini teşkil eden çocuklar, âhiret imanıyla insanca yaşayabilirler ve insaniyetin istidadlarını taşıyabilirler. Yoksa elîm endişeler içinde, kendini uyutturmak ve unutturmak için çocukça oyuncaklarıyla, haylaz bir hayatla yaşayacak.
Bu metin, Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin Asâ-yı Mûsa ve Sözler gibi eserlerinde geçen, çocukların dünyasında ahiret inancının psikolojik ve pedagojik önemini ele alan derinlikli bir tespittir.
Çocuklar fıtratları gereği çok naziktirler ve çevrelerindeki her şeye karşı derin bir sevgi ve şefkat beslerler. Ancak zihinleri gelişmeye başladıkça, çevrelerindeki ölümleri fark ederler.
Çocuk, sevdiği kişilerin bir daha hiç gelmemek üzere “yokluğa” gittiğini düşünür. Bu düşünce, küçük bir kalbe dağlar kadar ağır gelen bir “elîm endişe” yükler.
Ahiret İmanı Varsa: Çocuk; “Dedem ölmedi, cennete gitti, orada daha güzel bir hayat sürecek ve biz yine görüşeceğiz,” der. Bu inanç, ona yaşama sevinci ve manevi bir dayanak noktası sağlar.
İnsaniyetin istidatlarını taşımak” ifadesi, çocuğun sadece biyolojik bir varlık değil, akıl ve kalp sahibi bir insan olarak gelişmesi demektir.
Eğer bir çocuk hayatın sonunda sadece kara bir toprak ve yokluk olduğuna inanırsa, yüksek idealler beslemek yerine karamsarlığa düşer.
Ahiret inancı, çocuğa sorumluluk duygusu ve “ebedi bir hayatın adayı olma” bilinci aşılar. Bu bilinç, onun yeteneklerini sadece günü kurtarmak için değil, ulvi amaçlar için kullanmasını sağlar.
Eğer çocuk, ölümün dehşetini ve sevdiklerinden ayrılmanın acısını dindirecek manevi bir cevaba sahip değilse, bu korkuyu bastırmak için kendini uyutturmak zorunda kalır.
Buradaki “oyuncaklar” sadece plastik bebekler veya arabalar değil; zihni sürekli meşgul eden, hakikatten uzaklaştıran ve geçici eğlencelerle vakit öldüren her türlü haylazca uğraştır. Çocuk, içindeki derin boşluğu ve korkuyu hissetmemek için kendini ciddiyetsiz bir hayata vurur.
Bir çocuğun ruh dünyasında Ebedi bir hayat var ve biz ayrıldıklarımıza kavuşacağız fikri yoksa, o çocuk gerçek anlamda huzurlu ve olgun bir insan olarak yetişemez. Yaşadığı ağır korkuları ancak oyunla, haylazlıkla ve kendini kandırarak unutmaya çalışır.
İnsanca bir yaşam ancak yarının bugünden daha güzel olacağına dair bir ümitle yani ahiret inancıyla mümkündür.
Çetin Kılıç








