Evladın Ebedî Hayatı ve Anne Şefkati
Şefkat kavramının yanlış kullanımının hem dünyevi hem de uhrevi sonuçları.
Bir annenin çocuğuna olan fıtri sevgisi sadece dünya hayatıyla sınırlandırılması halinde sonuç zulme dönüşür. Anne, çocuğunun dünyada rahat etmesi, yüksek makamlara gelmesi için her türlü maddi fedakârlığı yapar. Ancak bu süreçte çocuğun manevi eğitimini ihmal ederse, hafız mektebinden alır, Avrupa’ya gönderirse yani çocuğun kalbi ve ruhu doyurulmadan sadece aklı ve kariyeri önemsenirse bu dünyadaki geçici hapislerden, fakirlikten, başarısızlık kurtarmaya çalışırken, ebedi bir hapis olan cehennem tehlikesini göz ardı etmiş olur, bu durum şefkatle bağdaşmaz.
Normal şartlarda bir evladın, anne ve babası için ahirette şefaatçi olması beklenir. Ancak İslam terbiyesi verilmemiş bir çocuk, mahşer gününde annesinden şikayetçi olacaktır. Neden benim imanımı kurtarmadın? Neden sadece bedenimi besleyip ruhumu aç bıraktın?”
Bu durum, dünyadaki en saf duygu olan anne şefkatinin, yanlış hedef seçildiği için ahirette büyük bir pişmanlığa dönüşmesidir.
Manevi terbiye almayan çocuk, annesine dünyada da layıkıyla bakmaz. İslam ahlakı ve “Allah rızası” kavramı bir çocuğun kalbine yerleşmemişse, o çocuk annesinin geçmişteki fedakârlıklarını bir “görev” gibi görür. Yaşlandığında annesine bakmayı bir yük sayabilir. Çünkü ona “merhamet” ve “hürmet” duygusu, ilahi bir emir olarak öğretilmemiştir.
Hakiki şefkat, çocuğu sadece dünyanın fırtınalarından korumak değil, onu ebedi bir saadete hazırlamaktır. Eğer bir anne evladının sadece dünyasını düşünüp ahiretini ihmal ederse, ahirette evladı ondan davacı olur. Dünyada, evladından beklediği hürmet ve vefayı göremez.
Ebeveynler merhamet ederken zarar verme tehlikesine karşı dikkat etmeli. Eğitim dengeli olmalı, hem akıl hem kalp birlikte beslenmeli.
Çetin Kılıç
Kaynak: RNK








